Ben "botox"suz da mutluyum... Eskiden insanlar öğlen uykusuna yatınca sorarlardı, "Güzellik uykusuna mı yattın" diye. Şimdi onun yerini "öğlen arası güzellik" uygulamaları almış... Son zamanlarda bu lafı sık sık duyar oldum... Gerçekten de böyle bir şey var mı?... İnsanlar öğlen yemeği yerine güzellik merkezlerine, ya da doktorlara mı koşuyorlar diye merak ettim... Ben işim gereği hemen her gün bir sürü boyayı yüzüne süren (gerçekten çok fazla), saçı başı bakımlı olması gereken biriyim... (de!) Siz beni bir de onun dışında görseniz. En eski eşofmanımın, içinde saç baş kendi halindeyken olan rahatlığım var ya... İşte o her şeye bedel... Ben böyle diyorum ama etrafımda bir yandan, "Yeniden ekrana döndün. Yaşın da artık öyle genç değil. Bak göz altın ne olmuş, dudak kenarın kırışmış" diyenler çoğaldı... Ben ne kadar, "kırışıklarımı seviyorum" desem de hazır cevaplar öyle çok ki, sanki ekran sözcüleri onlar "ama ekran sevmiyor"... Ne diyeyim, ben öyle botox, lazer, yağ dolgusu falan anlamam. Ağzımda iki dolgu dişim var onlarla zor uğraşıyorum. Ben her gün yaşadıklarımın şahidi olarak yüzümde kendisine bir yer bulmaya çalışan çizgilerimle barışık yaşama kararındayım. Umarım ekran karşısındakiler onlarla değil haberlerle ilgileniyordur... Ama yine de ilgilenenler için "Neymiş bu uygulamalar, bir zararı var mı, nasıl yapılır" diye gittim, bizzat işin uzmanından öğrendim... Cilt ve cilt cerrahi hastalıkları uzmanı Dr. Melisa Eczacıbaşı, "sana da botox yapayım, ihtiyacın var" diye çok uğraştı ama ben direndim... Ben yüzümle gözümle oynayacak cesarete sahip değilim. Özetle bunları yaptırmak da cesaret işi... Nergisus'u bilirsiniz. Hani kendine, güzelliğine hayranlığını ve sonrasını... Sürekli olarak "güzellik" kavramıyla yüz yüze getirilen toplumumuzda tek tip insanlara doğru bir gidiş var sanki. Aynı burunlar, aynı kaşlar, hemen hemen aynı saç modeli ve rengi... En sonunda da pürüzsüz, kırışıksız bir cilt... Hepsi insanın kendini daha iyi, dah genç hissetmesi için... Bugünkü konuğumuzun deyimiyle de "daha mutlu"... -Daha genç ve güzel görünmek uğruna insanlar çok çaba ve para harcar oldular. Bu alanda da sürekli yeniliklerden söz ediliyor, mesela 'botox' uygulamasını çok sık duyar olduk. Ne oldu, 'güzel görünme' takıntısı mı oluşmaya başladı?... "-Ekonomik durumları düzeldikçe insanlar güzelliklerine daha fazla para harcamaya başlıyorlar. Daha genç, daha iyi görünmek isteği duyuyorlar bunu gerçekleştirince de psikolojisi düzeliyor. Kırışıklıklar geçince cildine parlaklık geliyor, daha dinç, genç görünüyor, kendine güveni geliyor ve mutlu hissediyor kendini. Çalışma hayatında verimi artıyor, çevresiyle uyumunda olumluluk görünüyor. İnsan botox yaptırdıktan sonra kendini daha iyi hisseder, mutlu olur..." -Nedir bu botox, nerelerde uygulanır?... Gerçekten yılan zehiri mi ana maddesi?... "-Botox istenmeyen kas hareketlerini azaltıyor. Bir çeşit mikroorganizma. Ama öyle düşünürseniz antibiyotikler de mikroorganizmalardan elde edilir. Kötü bir yanı yok. Dudak üstü, göz altı, kaş aralığı, dekolte, aşırı terleme, migren o tür şeylerde de uyguluyoruz. Sürekli kaş çatan biri botox uygulattıkça, zaman içinde o alışkanlığını kaybediyor mesela..." -Bir zararı var mı insana?... İleriye dönük bir etki bırakabilir mi?... "-Doğru yapıldığında hiçbir zararı yok. Yanlış yapıldığında tabii ki var..." -Nedir o zararlar?... "-Kaşa çok yakın bir yere uygulama yapılırsa, ehil olmayan biri tarafından yapılırsa göz kapağı düşmesine yol açabilir. Göz kapakları 2 haftadan 6 haftaya kadar düşüyor, ondan sonra geçiyor. Botox herhangi bir yan etki yapsa bile o da geçicidir..." -Bir kere başlandığında bu uygulamaya sürekli tekrarlamak mı gerekiyor?... İnsan devam etmezse eskisinden daha kötü bir durum ortaya çıkar mı?... "-Hayır... Eskisine göre daha kötü bir durum oluşmuyor. Botox uygulayan bir insanda kırışıkların oluşumunda bir azalma görülüyor... Mesela dört yıldır yaptıran bir hastada o sürede oluşacak çizgilerin derinleşmediğini görüyorsunuz... Tekrarlatmak isteğe bağlı. Kişi isterse altı ay, isterse bir yıl sonra yapar..." -En çok hangi yöntem kullanılıyor kırışıklık tedavisinde?... "-Kırışıklık tedavisinde en çok botox, bitkisel dolgu maddeleri, vitamin enjeksiyonu, hücre yenileyici, kan dolaşımını artırıcı vitamin enjekte ediyoruz. Cildi besliyor, parlaklık veriyor. O da seanslar şeklinde kişinin isteğine göre yapılıyor. Her on günde bir seans yapıyoruz. Sonradan ayda bir uyguluyoruz. Lazerle gençleştirme var 'Öğle arası güzellik' diye geçiyor..." -Gerçekten öğle arsında gelip bu uygulamaları yaptıranlar var mı?... "-Çalışanların çoğu, botoxunu, lazerini öğle arası yaptırıp gidiyor. Cerrahi bir yöntem olmadığı için uygulama sonrası cerrahi bir bakım, pansuman gerektirmiyor. Geliyor botoxunu yaptırıyor, bitiyor işine gidiyor, günlük hayatınna devam ediyor... Lazer ışınlarıyla içerideki kolejen ve enzimleri aktif hale getiriyoruz. Ortalama 15 dakika-yarım saat sürüyor. Her üç dört haftada bir seans şeklinde uygulanıyor. Kişinin aktif hayatını etkileyecek herhangi bir şey olmuyor..." -Yani öğleden önce daha yaşlı görünürken, öğle arasından sonra birkaç yaş gençleşiyor mu insan?... "-Botox etkisini hemen değil ortalama üç gün sonra gösteriyor. Bir hafta, on güne kadar maksimum seviyeye gidiyor ve ortalama altı ay sürüyor. 4.-5 aydan sonra yavaş yavaş çizgiler gelmeye başlıyor, altı ile sekiz arasında da kendi kırışığı gelmeye başlıyor. Bakın şimdi benim gelmeye başladı kırışıklıklar..." Vaka sayısı ABD'den fazla -Dünyayla karşılaştırdığımızda Türkiye'deki insanların görünümlerine verdikleri önem konusunda yerleri nedir? "-Türkiye'de vaka sayımız Amerika'dan daha fazla. Ben sık sık gidip oradaki merkezlerde yapılan çalışmalara katılıyorum. Amerika'da lazer cihazları satın alınmıyor, kiralanıyor. Üç-beş hasta için o kadar pahalı cihazlara para bağlanmıyor. Botox uygulamaları da Türkiye'de daha fazla. Avrupa'da Türkiye, İtalya ve Fransa'da estetik revaçta. Almanlar pek düşkün değiller. Amerika'da Güney Amerika'da daha fazla..." Harçlığından biriktirip gelen de var... -Yani gençleşmek için önce ekonomik şartları iyileştirmek gerekiyor. "-Bize her türden insan geliyor. Ekonomik anlamda rahat olanlar da geliyor, parasını biriktirip gelenler de oluyor. Üniversiteye giden 21 yaşında bir hastam var, göz çevresi inanılmaz kırışık, parasını topluyor, başka şeylerden fedakarlık edip geliyor. Ama hastaların yüzde 80'i belli bir ekonomik durumu aşmış kişiler. Çoğunluk üst düzey yöneticilerden oluşuyor. Çok avukat hastam var. Avukatlar çok titiz, güven alabilecekleri bir yere gitmek istiyorlar..." Kendime de botox yapıyorum -Kendinize de mi yapıyorsunuz?... Nasıl?... "-Evet kendime de aynanın karşısında iğneyle enjekte ediyorum. Şimdi sana da yapayım bak çok güzel sonuç alacaksın..." -Aman kalsın. Ben korkarım istemem... "-İğne acıtmıyor, ilaç girerken hafif yakıyor o kadar. 30 saniyelik bir şey. Ama sana muhakkak bir kere yapacağım. İnsanın psikolojisini düzeltiyor. Sabah bir kalkıyorsun yüzünde kırışıklık kalmamış..." -Bazılarını görüyoruz yüzü şişmiş, gergin bir balon görünümünde oluyor. Hiç bir mimik kalmıyor... "-Bazıları öyle botox yapıyor ki hiç doğal durmuyor. Bütün yüzü bloke edersen hiç güzel olmaz tabii... Benim uygulamalarımda kaşlar hareket ediyor, her yeri hareket ediyor yüzün. Başkaları anlayamıyor botox yaptığını. Cilt bakımı yaptırdın, çok iyi uyudun zannediyorlar. Türkiye'de sanatçıların bir çoğu yüzüne dolgu maddeleri, yada başka şeyler uygulatıp onu botox diye gösteriyor. İlk başta sanatçılar kaşlarını böyle kaldırıyorlardı. Bir tek botox kaşları bu kadar kaldırmaz, şişkinlik yapamaz, bir tek kırışık geçirebilir... Kişide ayrı bir şişkinlik varsa normal cildin içine bir şey enjekte edilmiş demektir. Genelde yağ enjeksiyonudur. Ben pek yağ enjeksiyonu yapmıyorum, Amerika'da da pek uygulanmıyor çünkü. Ama dudak üstlerine dolgu maddeleri yapıyorum..." -Size hangi isteklerle geliyorlar çoğunlukla?... "-Burada dört ünitemiz var. Gençleştirme (botox, dolgu maddeleri ve vitamin enjeksiyonu.), lazer gurubu (lazerle gençleştirme, lazer epilasyon), saç ünitesi ( saç ekimi) ve zayıflama (mezoterapiyle zayıflama). Dört ünitede hastalarımız var. Mevsimlere göre yoğunluklarımız değişiyor. Yaza girerken lazer ve zayıflama çok artıyor. Sonbahar kışa girerken saçlar dökülüyor saç ekimi artıyor..." -Hastalarınız arasında erkekler de var muhakkak. "-Elbette. Erkekler en çok lazerle epilasyona, saç dökülmesine geliyor. Mezoterapiyle zayıflamaya gelen hastalarımız da var. Göbekli, vücudunda yağ bloke etmiş insanlar geliyor zayıflamak için..." En çok 30-50 yaş arası geliyor -Yaş gurubu olarak değerlendirirsek, hangi yaşta insanlar ağırlıkta? Bir de çok genç yaşta biri gelip 'bana botox yap' derse yapar mısınız?... "-30-50 yaş arasındakiler en çok uygulama yaptırıyor. Kırışıklığın başladığı ve devam ettiği dönemler. Lazeri en çok 20 ila 40 yaş arasında uyguluyorum. Benim yirmi yaş hasta grubum da var. O tamamen kırışığın durumuna bağlı. Genetik olarak göz çevresinde çok yoğun kırışık var ona uygulama yapıyorum. Ama otuz yaşında hastam var hiç kırışığı yok ona uygulamıyorum. Gençleştirme tamamen kırışığın durumuna bağlı. Çok bilgisayar kullanan birinde kırışıklıklar daha çabuk oluşabiliyor mesela..." -Bugüne kadar uygulama sonucundan memnun kalmayan hastalarınız oldu mu? Böyle bir sorun yaşandı mı? "-Memnun olmayan bir tek hasta vardı yetmiş yaş grubundan. O yaşta çizgiler derin olduğu için incecik bir çizgi kaldı tabii. İnce olan kırışıklıklar tamamen geçiyor, derin olanların yerinde bir çizgi kalıyor çünkü. Bana 'seninki gibi olmadı' dedi. En başta herşeyi, ihtimalleri anlatıyoruz hastalara. Lazer epilasyonda yüzde 5 bir ince tüy riski varsa ben söylüyorum. Bazı vakalar herşeye uygun değil mesela, onlara anlatıyorum sonuçları. Hastaya doğruları önceden söylemezseniz sonra böyle problemler olabilir. Hastalanın beklentileriyle yaptığın uygulamanın başarı şansının paralel gitmesi gerekiyor..."