Her gelin güzeldir

A -
A +

Beyaz rüya Başına duvağı takınca değişiyor her şey. Mutluluksa mutluluk!.. Korkuysa korku... Geleceğe dair umutlar, planlar, hayaller... Provalar, provalar. Etek boyu almalar, daraltmalar, süslemeler.. Çiçeği şöyle olsun, ayakkabısı böyle; hiç bitmeyen detaylar.. Ve bir iş kazası batan bir toplu iğne. 'Bu da nazarlık' yorumları. Toplu iğneyi batıranda mahcup bir eda. Sahi gelinlik dikenlerin kendi gelinliklerini kim dikmiş acaba? Kaç gelinlik dikmişler, kaç mutlulukta payları var? Ya da aynı kişiye birden fazla gelinlik diktikleri olmuş mu? Öyle ya herkes sadece bir kez giymiyor ki bu beyaz rüyayı. Hiç gelinlik giymeden, gelinlik dikerek yaşlananlar var mı? (Aslında vardı ama ben onunla konuşamadım) Gelinlik dikmekle herhangi bir elbise dikmenin farkı var mı? Hissederler mi gelen çiftlerin uyumlu mu uyumsuz mu olduklarını? Düğün öncesi paylaşılan küçük sırlar var mı? Kafamda bu sorularla çaldım AKAY gelinliğin kapısını. Bilmem belki kadınca bir merak benimkisi. Gazetedeki arkadaşlar 'düğün mevsimi değil nereden çıktı şimdi?' deseler de gördüm ki en güzel düğün mevsimi olan ilkbahar öncesinde siparişler verilmeye, seçimler yapılmaya başlanmış bile. Eskiden kayınvalideler giderdi gelinlik seçmeye, şimdi internetten gelinlik siparişleri artıyor. Ve eskiden 30'una gelip de evlenmemiş olanlara tuhaf bakılırken şimdilerde gelinlerin yaş ortalaması 30. Hani gidilen her düğünde, nikahta gözler önce geline çevrilir ya. 'Gelinliği güzeldi' diye başlar yorumlar. Kimse damadı merak etmez de gelinliğin çiçeğiydi, eteğiydi yorumlara konu olur. Gerçi bütün gelinler güzeldir de ya gelinliklerin hikayesi? Bir genç kızın en özel gününde giydiği en kıymetli giyside kimlerin emeği var? Top top beyaz kumaşlar, incikler, boncuklar bir 'beyaz Rüya'ya nasıl dönüşür, işte hikayesi. Boncuklar, tüller, danteller, süsler, püsler.. Oyun evi gibi duruyor atölye. En azından kısa süreli ziyaretçilere öyle geliyor. Gelinliğin içine giyilecek darlatanlar, yarısı tamamlanmış gelinlikler, bir yandan yapılan işlemelerle bir masal sahnesi gibi. Atölyeden çıkıp yanyana dizili, bitmiş gelinliklerin durduğu salona geçiyoruz. Böyle poşetler içinde birbirine sırtını vermiş duran kıyafetlerin apayrı salonlarda, onlarca davetlinin ortasında süzülüşü geliyor insanın gözünün önüne. Çiçekler, müzik, baştan aşağı yağan konfetiler ve alkışlara karışan insan sesleri. Mutluluğun resmi. Onca beklenen, merak edilen ve çabucak uçup giden zaman dilimleri. İnsanın sonradan hatırlamaya çalışsa da pek çok anını hatırlamadığını fark ettiği heyecan dakikaları. Gelinlikte modanın çok fazla değişmediğini anlatıyor Nuran hanım. 6 yıldır burada çalışıyor. İşin her aşamasını bilen biri. Gelin adayının kapıdan girişinden ayrıldığı son ana kadar konuya hakim. Ben takıldım ya bugün 'gelinlikçide çalışanların kendi gelinliklerini kim dikmiş, sevmişler mi?' diye, ona da soruyorum. Ben soruyorum sormasına da cevap hemen hemen aynı. O da memnun değilmiş kendi gelinliğinden. 'Bugün olsa başka bir şey giyerdim' diyor. Gelin modası Ve bu yılın gelinliklerini anlatıyor bize. Sanki araba modeli gibi gelinlikler de yıl yıl anılıyor. 2004 yılı diye başlıyor söz.'Aslında bu yıl gelinliklerde her şey var. Bol bol işlemeler, taşlar, boncuklar.. Zamanla modellerde de biraz değişim oldu tabi. Şimdi daha açık modeller tercih ediliyor, yaz kış straples artık gelinlikler.' 'Ama vazgeçilemeyen şey uzun ve kabarık etekler' deyince AKAY gelinliğin sahiplerinden Sezanur Akay giriyor söze. '18 senelik meslek hayatımda dört tane kısa gelinlik dikmişimdir. Beyaz gelinlikten kırık beyaza geçiş bile çok zor kabullenildi, kayınvalideler 3-4 senede alıştı. Şimdi yine beyaz gelinliğe dönüş var. Ama beyazın üzerinde renkli çiçekler falan. Örf ve adetlerimizde bazı şeyler değişmiyor, yine kayınvalideler geliyor seçmeye. Çok kalabalık gelenler de oluyor seçim için ama sadece çift olarak gelip model beğenenler çoğalıyor.' -Dikildikten sonra gelinliğini beğenmeyenler, istediğim gibi olmamış diyenler de çıkıyor mu? ya da kendine uymayacak bir modelde diretenler. -Modellerden seçim yaptıkları için bitmiş halini gördüklerinden, böyle bir durum yaşanmıyor. Ama dergilerden seçilmişse o resimdeki duruşuyla, gerçeğinin farklı olacağını anlatıyoruz. Boyuna, bedenine uygun olmayan bir şey istediklerinde de olmayacağını anlatmaya çalışıyoruz. Her şey gelin adayının kapıdan girdiğinde alınan elektrikle başlıyor. Tabii ki herkes aynı olmuyor, iletişim kuramadığımız durumda birbirimize pas ediyoruz. Internetten model seçip, ölçülerini gönderenler var onlara da gelinlik dikiyoruz. Müşteriyi ikna edebilmek için işin her aşamasını, kumaşı, kalıbı bilmek, senelerinizi vermiş olmak gerekiyor. -İnsanların en özel, en telaşlı zamanlarında uğradıkları bir mekan sizinkisi. Gelen çiftin uyumlu olup olmadığını, evliliğin yürüyüp yürümeyeceğini hissedebiliyor musunuz? -Evet bunu anlayabiliyoruz. Bazan niye bu kadar anlıyorsun diye kendime kızıyorum. Ev hazırlığı, davetiye, mobilya seçimi, düğün mekanı, diğerleri derken herkes çok gergin olduğu için iki taraf da kırıcı şeyler söyleyebiliyor. Bunun olmaması mümkün değil. İki farklı aile ve karşıdan objektif olarak baktığınızda tavırlardan, sözlerden anlaşılıyor yürüyüp, yürümeyeceği. Tabii ki bunu evlenme hazırlığındaki insanlara söyleyemezsiniz. İşleri bozulanlar da oluyor, çok iyi dostluklar kurduklarımız, sonra çocuklarıyla ziyarete gelenler de. -Son anda herşey hazırken ayrılanlara da rastladınız yani. -'Bunu çok yaşadık. Düğün günü ayrılanlar çok oldu.. Şimdi detaylarıyla anlatırsak onlara ayıp olur ama. Biz sipariş aldığımızda bir miktar kaporayla dikime başlarız işin bitiminde de tamamını alırız. Bir damat aramıştı 'başkasına satar mısınız? onu görmeye bile tahammül edemem, tekrar evlenirsem de eşime giydirmem' diye. -Aynı kişiye birden fazla gelinlik diktiğiniz oldu mu? -Bir müşterimize oldu. İlki mini bir gelinlikti, sonraki evliliğinde uzun bir gelinlik diktik. Biz binlerce çifte gelinlik diktiğimiz için uğurlu geldik, uğursuz geldik demek tabii ki zor. -Düğünlerde hep gelin ve gelinliği merak edilir. Gerçekten bütün gelinler güzel midir? -Eğer ifadeyle, modeli örtüştürürseniz bütün gelinler güzeldir. Saç ve makyaj da onu tamamlamalı. Hiç bir zaman model sizin önünüzde olmamalı, siz de modelin. Çok kalabalık bir kostüm gelinlik. Duvağı, tacı, çiçeği.. Onun için boya göre seçim çok önemli. Hepsi bir arada, güler yüzlü ve kendinden eminseniz bütün gelinler güzeldir. Atölyenin tek erkek elemanı Yanıbaşındaki masaya daha şeklini bulmamış bir beyazlığı açıyor atölyenin tek erkek elemanı. İnsan önce yadırgıyor bunca incik boncuk ve kadın arasındaki erkeği. Galiba işin merkezinde bir gelin giysisi oluşturmak olunca temelin terzilik olduğunu unutuveriyor insan. "Ben müşterilerle karşılaşmam hep atölye kısmındayım. 15 yıldır bu işi yapıyorum. Kalıptan dikime kadar her iş gelir elimden. Biraz karışık ama bu işi çok seviyorum." 500 milyondan 2.5 milyara kadar -Bir de özellikle damat tarafını ilgilendiren işin maddi boyutu var. Gelinlik kulağa hoş geliyor da fiyatlar biraz ürkütüyor adayları. -Bizim öyle astronomik fiyatlarımız yok. Modeline göre değişir tabii. Mesela geçen yıldan, önceki yıldan elimizde hazır dikilmiş modellerimizden seçilirse 500 milyona da olur. Ama siparişle dikersek 900 milyondan başlar 2,5 milyara kadar gider. Ama hep taşlarla işleme, kat kat Fransız dantelleri derseniz bu fiyat yükselir. Ama öyle 10 milyarları falan bulmaz. AKAY ismi insanlara pahalı hissi uyandırabilir ama değil. Geride hayaller bırakıyoruz top top beyaz kumaşların arasında sıkışmış genç kızlık hayallerini incilerle, boncuklarla süslenmeyi bekleyen. Duvarlar boyunca dizilmiş, sahiplerini bekleyen beyaz rüyaları. Ne diyelim darısı bekarların başına... Mutlulukla, sevgiyle, bir yastıkta... Şanslıyım çünkü burası bir okul 22 yaşındaki Sevda işe başlayalı iki hafta olmuş. "Adım adım herşeyi öğreneceğim AKAY'dan başlamak benim için büyük şans, bir okul gibi" diyor. Kendi gelinliğini hayal ediyor musun Sevda? diyecek oluyorum cevap Ayşenur'la aynı.. ''Hiç mi heveslenmedin, özenmedin giymeye peki?" ''Annemlere de tuhaf geliyor ama benim başka hedeflerim var'' diyor. Allah Allah bir ben miyim annesinin gelinliğini giyip evin içinde dolaşan çocukken? Kızımın gelinliğini dikmek istiyorum Makinenin başında büyük bir dikkatle bir gelinliğin kolunu dikiyor. Uzun yıllar önce giymiş gelinliği ama evliliği yürümemiş Gül hanımın. 'İnşalalh kızımın ve gelinimin gelinliğini dikerim' diye anlatıyor bir yandan çalışmaya devam ederek. "Gelinliğim istediğim gibi olmadı" Desenine göre günlerce sürebilirmiş bir gelinliğin işlenmesi. 15 yıldır kimbilir kaç kişinin mutluluğunu işlemiş boncuk boncuk. "Gelinliğin nasıldı? Kim dikti?.' diyorum Şule'ye. Yıllardır içinde kalan bir şeyi atıyor dışarı sanki.. "Daha önce çalıştığım yerde dikmişlerdi. İstediğim gibi olmadı. Bana ne istediğim sorulmadı, işyeri sahibi karar vermişti. Üstü nasıl, altı nasıl hiç bilmiyordum, prova bile edilmemişti. O gün çalışmıştım, gelinliğimi aldım ertesi gün de evlendim".

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.