Yerel seçimlerin üzerinden epey zaman geçti. Seçim sonuçlarının sürpriz olarak yorumlandığı illerimizden biri de Gaziantep'ti. Bir yandan sanayi şehri olarak bölgede öne çıkan bu şirin ilimiz, diğer yandan Türkiye'de en büyük borca sahip ikinci belediye. Benim çocukluğumda mahalleye gelen bohçacıların ortaya serdikleri elişlerinde bastıra bastıra vurguladıkları ve annelerin büyük özenle alıp kızlarının çeyizlerine koydukları 'Antep işlerinden' tanıdığım şehri, yeni Başkanının ağzından dinledik. Önce 'sosyal belediyecilik' diyen Dr. Asım Güzelbey, üç temel problemi çözmenin yanında, şehri bir an önce turizm ve bir kültür merkezine kavuşturmak istiyor. Hasan Celal Güzel'in etkisi * Gaziantep'te Celal Doğan ismi hep ön plandaydı. Ve sonuçlar çok konuşuldu... Gaziantep'in dışardan görüntüsüyle, içerdeki görüntüsü çok farklıydı. Ben aday olduğum andan itibaren kaybedeceğimi hiç düşünmedim, çok rahattım. Hatta bu rahatlığımı görüp başkanlığı çok istemediğimi düşünenler bile vardı. Bu çalışmadığım anlamına gelmez. İddia ediyorum; seçim kampanyaları boyunca en fazla çalışan adaylardan birisiydim. Sabah 6'dan gece 2'lere kadar. 19-20 saat çalıştığım oldu. Ben hayatımda her şeyi programlı yaparım. * Başkan olmaya ne zaman karar verdiniz? 1986-87 senelerinde ANAP İl Başkanlığını yaptım. O tarihte siyaset benim için mecburiyet gibiydi. Çünkü Hasan Celal Güzel amcamın oğluydu... 90'lı yıllarda kendime bir tarih belirlemiştim; "2003'ün sonunda doktorluğu bırakacağım" diye... 20 bin kişiyi ameliyat ettim * Neden? Üstelik böyle bir meslek? İnsanlar elleri titreye titreye, gözleri görmeye görmeye doktorluk yapmamalı. Bu işi aktifken yaptığınızda çok başarılı oluyorsunuz. Ben doktorluğu bıraktığımda Gaziantep'te en çok ameliyat yapan doktordum. Senede ortalama 1000 ameliyat yapıyordum. Son 20 senede 20 bin kişiyi ameliyat ettim. İnsanlar zirvedeyken işlerini bırakmalı. Biraz daha sosyal işler yapmalıyım diye düşündüm. Fakirlere ve kültürel miraslara yönelik projelerim vardı kafamda. Belediye başkanlığına biraz da toplum itti beni. Doktorluğu bıraktığım sırada seçim geldi gündeme ve herkes aday olmak için bıraktığımı sandı. AK Parti'nin kurucularından değilim. Bu yüzden adaylığın da zor olacağını biliyordum... Kürşat Tüzmen'in telefonuyla seçimlere 24 saat kala aday oldum. * Sonra yıllarca baktığınız bu hastalar size oy olarak geri mi döndü? Gaziantep'de 24 sene hekimlik yaptım. Bu yılların büyük bir bölümünde serbest olarak çalıştım. Hiçbir zaman para kazanmayı ön planda tutmadım. Bedava ameliyatı bırakın, ihtiyacı olan hastaların ilaç, yatak parasını karşılardım. Bunlar unutulmuyor. Hekimliğin belediye başkanı seçilmekte bu kadar önemli olduğunu hiç düşünmemiştim, ama hiçbir iyilik unutulmuyor. Kampanya sırasında Diyarbakır'dan biri aradı, "senin için ne yapabilirim" diye. Teşekkür ettim. Tekrar aradı, kalkıp geldi. Aynı şekilde seneler önce kardeşini ameliyat ettiğim bir genç hanım Almanya'dan geldi, hamileydi ve son üç güne kadar bizimle beraber çalıştı. 'Koyun otelleri'... * Biraz önce dediniz ki, şehrin dışardan görünüşüyle, içerden görünüşü farklı. Oysa Gaziantep bir sanayi şehri ve bölgede son yıllarda öne çıkmış durumda.. Doğru, Gaziantep bir ihracat merkezi, son zamanlarda taşımacılık merkezi. Ama şehir iki tane. Birincisi, şehrin merkezi olan Gaziantep. Son derece modern ve güzel. Ama nüfusun % 56'sı (600 bin kişi), şehrin etrafını saran gri renkli bir gecekondu kuşağında yaşıyor. Kentin bu tarafını kimse görmüyor. Ne alt yapı var, ne şehircilik hizmeti, ne de bir yeşil dal. Briket yığınları arasında koyun ağıllarının olduğu bir alan ve üstelik tamamen şehrin içinde. İnsanlar, 'koyun otelleri' adını takmışlar. Marka Gaziantep doğru, ticaret merkezi Gaziantep doğru, modern Gaziantep doğru. Ama şehrin nüfusunun % 45'inin yaşadığı Gaziantep. Problem buradan çıkıyor. Sosyal konular bizim için çok önemli ama önce eksiklerini belirledik. Gaziantep'in trafiği keşmekeş mesela. Bunun çözümü bize göre hafif raylı sistem. Hedef kitleye göre ev * Peki ne yapacaksınız? Gecekonduları yıkıp yerine evler yapacağım diye bir şey yok. "Kentsel dönüşüm" çerçevesinde bir proje başlattık. Toplu Konut İdaresi'yle (TOKİ) görüştük. Koyun ağılları, "koyun otelleri"nin sahiplerine şehrin 15 kilometre dışında bir yer belirledik, o bölgede TOKİ onlara ağıl yapacak. O arsalara da ev yapacağız. Bu çerçevede önce görüntüye de önem veren yüksek konutlar yapacağız. Tabii bu binaların yapılacağı yerde hedef kitleye göre bir anket çalışması yapılacak ve insanların isteklerine uygun daireler inşa edilecek... Türkiye aslında konut ihtiyacı çekmiyor, tam tersi bir konut mezarlığı. Bu yüzden önce planlama yapılmalı. Cami, spor ve okul * Belediye başkanlığı denince, Gaziantepspor'u konuşmadan olmaz herhalde. Ben aslında sporun dışından değilim. Gaziantepspor 2. ligden 1.lige çıktığı sene kulübün Asbaşkanı'ydım. Ama iki önemli konu var benim için. Türkiye'de spor sadece profesyonel futbol ligi değildir. Amatörler de vardır, geleneksel sporlarımız da. Ben üç yerde çok fazla reklam işine girmeyi uygun bulmuyorum. Cami, spor kulübü ve okul. Gaziantepspor son derece başarılı ve bunda eski başkanın çok büyük payı var, takdir ediyorum. Başarılı olan kulübü karıştırmak son derece abes olur. Büyükşehir Belediyespor'un yönetimini aldık, önümüzdeki hafta üçüncü ligdeki takımın genel kurulu var onu da alacağız. Ama bana göre belediyelerin hem 2. hem 3. ligdeki takımı finanse etmesi yanlış, aşağı yukarı yıllık gideri 3 trilyon lira. Belediyelerin daha uygun yerlere bu parayı harcaması lazım. Önümüzdeki sene bu iki kulübü birleştireceğiz. Eşim çok çalıştı * Biraz kendi özelinize gelirsek. İki çocuğunuz var. Başkan olduktan sonra sizin hayatınızda neler değişti? Ben aday olmadan önce oturup konuştuk, "Bu bir ateşten gömlek" diye. Eşim de benim kadar çalıştı seçim öncesi. Bizim yaşantımızda bir değişiklik olmadı. Kendi evimizde oturuyoruz, resmi ziyaretler dışında kendi aracımı kullanmıyorum, kendi şoförlüğümü yapıyorum, devletin lojmanına taşınmayı düşünmüyorum. Oğlumun da kızımın da hayatında o tür bir değişiklik olmadı. Tabii şartlar zorlaştı. Düzenli bir hayatımız vardı, şimdi çok misafir gelmeye başladı. Çocuklar her yere gidip, herkesle görüşemiyor. Ben günü üç vardiyaya bölüyorum, akşam 8'den sonraki 3. vardiya. Eve ancak 1'de gidebiliyorum. Kızımla 3-4 gündür görüşemiyoruz, bazen not bırakıyor. Zeugma müzesini kuracağız Gaziantep bir turizm merkezi olmaya aday. Zeugma mozaikleri sadece Türkiye'nin değil, bütün dünyanın ilgisini çekiyor. Bu mozaikler sandıklardan çıkarıldı son derece iptidai şartlarda sergileniyor. Gaziantep'e son derece güzel bir mozaik müzesi lazım. Dünyanın en büyük mozaik müzesi Tunus'ta ve yılda 400 bin kişi geziyor. Gaziantep Müzesi'ne gelen ise sadece 3 bin. Gaziantep'te Konukoğlu ailesi ile müze yapılması konusunda hemen hemen anlaştık. 15 Temmuz'da Tunus'a gidip oradaki müzeyi gezip şartlar uyarsa müzeyi yapacağız.. Gaziantep, sadece Zeugma demek değil... Eski evler , medreseler, imarethaneler var ve yeryüzüne çıkmamış vaziyette. 101 nolu ev benim evim onu aldım ve tamir ettirmek için iki yıl uğraştım. 'Kültürümüze sahip çıkalım' kampanyası başlattık şimdi. Dedim ki, "Herkes birer eski Antep evi alsın." Bunların maliyeti dört kişilik bir ailenin bir otelde bir haftalık konaklama bedeline eşit. Çok büyük başvuru var. Bu tutarsa hem evlere sahip çıkacağız, hem turist kazandıracağız. El işleri, mutfağıyla da Gaziantep çok zengin. Benim de 250 parça halı ve kilim koleksiyonum var. Eşimle bütün kavgalara rağmen hâlâ duruyor koleksiyon. Sokak çocukları handikapı * Sokak çocukları Gaziantep için önemli problem galiba? Kayıtlı 450 tiner bağımlısı, 2 bin civarında sokak çocuğu var. Ama gerçek rakam için iki ile çarpmanız lazım. Bu çocuklar kültürel mirasımız olan antik evleri işgal etmiş durumdalar. Sahipleri terk etmiş ve bu evler tiner bağımlısı çocukların işgali altında. Daha altı ay evvel tiner bağımlısı bir çocuk bir polis öldürdü. Bu çocuklara sahip çıkmazsak geleceğimiz karanlık. Göç alan her yerde bu tehlike var. Ve eğitim konusunda eksiği olan yerlerde. Maalesef. Ben 1968'de liseden mezun olduğum yıl Gaziantep, liselerarası imtihanda Türkiye birincisi olmuştu. Şimdi üniversite giriş sınavında Türkiye 36'ncısı, eğitimde de 45'nci sırada. Göç Gaziantep'in etnik yapısını değiştirdi. Islah evleri kuruyoruz * Sokak çocukları için somutlaşmış bir projeniz var mı? Geçenlerde bir iş adamı arkadaşımız geldi, "Şehrin merkezinde bir bina var. Biz otelcilik yapmak istemiyoruz. Burayı size bağışlayalım. Ama bir şartla; sokak çocuklarını ıslah edin" diyerek... Ve biz de orayı aldık. Şehrin merkezi belki çok uygun değil ama o çocuklar da burada yatıp kalkıyor. 40 çocuğu orada gece yatırıyoruz, yıkıyor, giydiriyoruz. Bir başka bina daha var şimdi hazırladığımız. Ama bu çözüm değil. Bazen sokakta yaşamaya teşvik mi ediyoruz? diye düşünüyorum. Bu işin ikinci basamağı; onları yatırdıktan sonra ilgilerini çekecek konular, kurslarla eğitimlerini sağlamak, üçüncü basamağı da; bir çocuk köyü yapmak. Şehrin biraz dışında bir arsamız var oraya çocukların barınacağı bir yer yapacağız ama iki yılı bulur. Katrilyonluk borç devraldık * Hayatımı planlarım dediniz ya, başkanlık süresi için planınız ne? En fazla iki dönem diye kampanya başında ilan etmiştim. İlk dönem sonunda bir muhasebe yapacağım, "Hedeflerimi yerine getirebildim mi?" diye, getirememe endişem var çünkü. Nedeni de borçlarımız. Şu andaki borcumuz 1 Katrilyon 200 trilyon lira. Türkiye'nin, Kocaeli'nden sonraki en borçlu şehri. Tabii ki pek çok hizmet yapılmış, yapanın eline sağlık ama paralar yeterince sahiplenilerek harcanmamış. Su isale hattı, arıtma tesisi son derece pahalıya mal edilmiş. Oturdum hesapladım, hiç hizmet yapmadan yatırımları tamamen kessek borçları 40 yılda ödeyebiliriz. Ben bunu Başbakan'a anlattım. Dedim ki, "Belediye Başkanı olduktan sonra ne kutlama yaptım, ne konvoylarla halkı selamladım." Bu teveccühün hizmet olarak dönmesi lazım. Somut bir şeyler yapmak lazım, Gaziantep'e serbest şehir statüsü sağlamak lazım. Bunun bir örneği Hong Kong veya Dubai. Bunun yararı ülkeyedir.