"Ben rüya gördü. İnanıyor, siz bulacak kızkardeşi. Ben yok yalan konuşmak, çıkmak benim rüya. Ben güveniyor size!" Böyle söyledi Lia biz yayına girmeden önce! Program boyunca da tekrarladı sözlerini. Bir Gürcü kadın Lia. 14 yıldır Türkiye'de yaşıyor, evlenip Türk vatandaşı olan Lia Özgencil'i stüdyomuza kadar getiren ise; aradığı kızkardeşi! Tam 13 yıldır onun peşinde Lia. Nazi Nazibrola Goduadze, Lia'dan iki yaş küçük. Ülkesinde bir markette müdür yardımcısı olarak çalışan Nazi'nin aralarında problemler olan eşi başka kadınlarla gezdiği bir gün arabayla kaza yapınca borçlanıyorlar. Kayınvalidesi onu 1000 dolar borç bulmaya zorluyor. O dönemde çok büyük bir miktar bu Rusya için. Sonra peşine alacaklılar düşüyor. Boşanıyor, ama Gürcistan'da daha fazla kalamayacağını anlıyor. Tek çarenin Türkiye'deki ablasının yanına gitmek olduğunu düşünüyor. Türkçe bilmeyen, daha önce iki kez birer haftalığına ablasının yanına gelen Nazi ülkemize doğru yola çıkıyor. Tesadüfle dolu hayat Lia; kızkardeşini "Evden işe, işten eve gidip gelir. Bilmez bir yer. Çok saf, herkese inanır" diye anlatıyor. "İşte bu inanış da Nazi'yi hayatının yanlışına götürüyor. Kardeşinden bir telefon alır Lia; "Türkiye'deyim" diye. Arkadan gelen bir başka kadın sesi duyar, "Sakın nerede olduğumuzu söyleme" diyen. Ve sonra telefon kapanır 13 yıllık bir ayrılığa! Bu son konuşmaları olur abla-kardeşin. Geride 7 yaşında bir erkek çocuk ve ailesini bırakan Nazi, ortadan kaybolur. Tesadüflerin sizin hayatınızdaki yerini bilmem ama Lia'nın yaşadıkları dikkate değer. Kardeşinin izini bulmak için çalmadık kapı bırakmazken, Ankara'da çalıştığı bara bir adam gelir. Onun Gürcistan uyruklu olduğunu öğrenince, diğer çalışanlara Konya'da tanıdığı bir başka Gürcü kadından söz eder, adının Nazi olduğunu söyler. Lia'nın kardeş hasretini bilen arkadaşları fark ettirmeden, tipini, boyunu sorarlar. Anlattıklarıyla kardeşini tarif etmektedir gelen kişi. Son çare 'Sizin Sesiniz' Lia'yı da kullanabileceğini düşünüp, o şehre davet eder adam! 13 yıl boyunca o ismin yazılı olduğu küçücük kağıdı cebinde taşıyor Lia... "Ben bulacak Nazi'yi diye onunla konuştum, gitmeye karar verdim. Ama ben akıllı, yok öyle tuzağa düşmek. Patronun oğluyla gittim. Yalnız gelmeyince de adam bırakmak beni otogarda. Sordum her yerde, ama bulamadı ben kızkardeş. Ve son çare gelmek size!" Son bir umuttu programımız Lia için. Bulduğumuz kayıplar, kavuşturduğumuz insanlar onun kardeş hasretini dindirme ümidi olmuştu. Yıllardır sürdürdüğü arayışı sırasında kardeşinin bütün fotoğraflarını kaybetmişti. Elinde siyah-beyaz, eski, vesikalık bir fotoğraf vardı sadece. Bir de annesiz geçen yıllar sonunda bugün askerlik çağına gelen yeğeninin çocukluk fotoğrafı... Hıçkırıklar... Yayın boyunca "Ben inanıyor, siz bulacak kızkardeş" diye tekrarladı Lia. Her kayıp duyurumuzda olduğu gibi birbiri ardına telefonlar gelmeye başladı. "Şurda gördük, benzetiyoruz, acaba mı?" diye... Her biri tek tek incelendi, konuşuldu, soruşturuldu. Ve sonunda beklediğimiz telefon geldi. Arayan Nazi Nazibrola Goduadze idi. Nazi'nin bulunduğu notunu arkadaşlarım ilettiğinde; Lia o gece üst üste dört kez gördüğü rüyayı anlatıyordu: "Kurtar beni diye ağlıyor, ellerini uzatıyordu!" diye. Ve rüyası gerçeğe dönüştü. "Kardeşini bulduk" dediğimde onun hıçkırıklarına, stüdyodaki konuklarınkiler de karıştı. O ve Nazi sakinleştikten sonra ilk telefon konuşmalarını gerçekleştirdik. 13 yıl sonra birbirinin sesini duyan iki kızkardeş ağlamaktan konuşamadılar. Nazi; başından geçenler ve yaşadıkları yüzünden babası ile abisinin ona kızgın olduklarını düşünüyor ve korkuyordu. Ama 13 yıl sonra gerçekleşen bu kavuşmada acı haberleri de canlı yayında alıyordu. Babası da, kardeşi de artık hayatta değildi. 13 yıllık hasret bitti Lia sürekli; "Korkma, her nasılsan biz seni istiyor, korkma gel!" diye söz veriyordu. Ertesi güne kadar Lia'nın "ağlama, ağlama" diye seslenişi kaldı kulaklarımızda. Ve sonra ilk görüşmelerini gerçekleştirdik stüdyoda. Nazi zorlukla yürüyerek girdi içeri. Hıçkırıkları, çığlıklara karıştı; 13 yıllık hasretle kucaklaştılar. Yarıya kadar yenmiş tırnaklarını, iki büklüm sırtını ve korku dolu gözleriyle titreyişini görünce Nazi'nin, söyleyeceklerim boğazımda düğümlendi. Onun bu halini düşününce; "Acaba ne kadarını anlattı yaşadıklarının?" sorusu kaldı kafamda... Hayat yeniden başladı! Dakikalarca kenetlenmiş vaziyette oturdu iki kardeş. Sanki 40 yaşında bir kadın değil de küçücük, anne sevgisine, şefkatine muhtaç bir kız çocuğu duruyordu Lia'nın kolları arasında. Öyle hassas, kırılgan ve yorgun. 13 yıldır bir kaçak hayatı sürdüren Nazi, artık Nazlı olmuştu. Başındaki eşarbı, kılık kıyafetiyle bir Karadeniz kadınını andırıyordu. Yaşadıkları yormuştu, belliydi her halinden.Türkiye'ye gelirken otobüste bir grupla tanışmıştı. "Biz çok güzel işler biliyoruz, bizimle gel" diye kandırıp 250 dolarını almışlardı. Ardından da pasaportunu, kimliğini, telefon numaralarını... "Beni Konya'da bir eve götürdüler. Türk kızlar da vardı, Ruslar da. Çok kalabalıktı. Ben istemiyordum bu işi yapmak, ağlıyordum hep!" Onu tuzaklarına düşürenler, kullanmak istemişlerdi. Ama Nazi'nin hayatı; Cafer'in bu eve müşteri olarak gelişiyle tekrar değişmişti. Halinden bu işi yapmak istemediğini anlayıp, onu oradan kaçırmıştı Cafer. Bir Türk'ten farksızdı Ailesine götürmüş, onlar da kızları gibi kabul etmişlerdi. Konya'da rahat bırakılmayacaklarını düşünen Nazi ve Cafer başka bir şehre kaçmışlardı, oradan da bir başkasına. Bu kaçış da onların 13 yıllık beraberliklerinin başlangıcı olmuştu. Ve aynı zamanda Nazi'nin Nazlı'ya dönüşünün... Cafer bir çiftlikte atlara bakarken, Nazlı da evinde çocuk bakarak geçirmiş günlerini. "Kendi oğlumun yerine koyuyorum bu çocukları. Acımı öyle dindirmeye çalışıyorum, onların sevgisiyle" diye anlatıyor yaşadıklarını. 13 yıl boyunca 'yakalanırım' korkusuyla ev ve pazar dışında hiçbir yere gitmemiş Nazlı! Geçen yıllarla Türkiye'ye, âdetlerimize iyice alışmış Nazlı. "Ah ne zorlandım" diye anlatıyor Cafer: "Bayramlaşmayı öğretirken mesela... Kadın, erkek herkesi sarılıp öperdi. Kıskanır, kızardım o zamanlar. Ama ben onu çok sevdim. Annem, babam da kendi kızları gibi kabul ettiler. Yakalanır diye çocuk yapmaya da korktuk, istemedi Nazlı. Bilmem, şimdi ne olacak?" Şimdi onların hayatında yeni bir dönem başlıyor. Bir yanda yıllar sonra bulduğu kızkardeşini bırakmak istemeyen, "Artık ona ben sahip çıkacağım. Gidecek ailemizi, kardeşlerini, benim çocuklarımı, torunları görecek" diyen Lia; diğer yanda 13 yıldır onu çok seven, eşi kabul edip sahip çıkan "Ya giderse?" diye düşünen, dalgın dalgın bakan Cafer... Geçmişine hasret Nazlı Her ikisinin arasında da 13 yıldır görmediği oğluna, ailesine, geçmişine hasret Nazlı! Ne çok şey saklıyor hayat içinde. Ne hikayeler! Yarım kalan hayatlar, yaşanmamışlıklar... Tam bitti denilen noktada, yeni başlangıçlar. Nice Nazlılar var hayatı orta yerinden bölünen, elinden alınan aslında. Ve nice Lialar var, yüreklerindeki sızıyı dindirmek için çabalayan. Ve tabii iyi ki Caferler var. Ne mutlu ki onları birbirine kavuşturduk. Darısı bütün ayrı olanların başına...