ABD'den, Kanada ve Alaska'ya kadar Türk yemeklerini pazarlıyor Bahtışen Tunca. Amaç kâr etmenin çok daha ötesine taşınmış. İnternetteki sitesinde Türk yemeklerinin tariflerini veren, ülkesini de tanıtan Tunca, "Lokum, beyaz peynir bile Yunanlıların zannediliyor. Sadece ticaret yapmıyor, Türk kültürünü de tanıtıyorum." İşte Bahtışen Tunca'nın 13 yıl önce evlilikle değişen hayatı ve başarı öyküsü... Evlilik hikâyesi * Önce Amerika'ya gidişinizden başlasak. Eşim bir sempozyum için çok kısa süreliğine Amerika'dan gelmişti. Benim ablam göz doktoru. Ortak bir arkadaşımız ablama Coşkun'un bir Türk kızıyla evlenmek istediğini anlatıyor o sırada. Dolayısıyla öyle tanıştık. 3 günlük bir zamanı vardı. Ve iki gün içinde sözlendik. 2-3 ay içinde de evlendik ve ben Amerika'ya gittim, Chicago'ya yerleştik...13.5 senedir oradayım. * Türkiye'de neler yapıyordunuz? Milli Eğitim Müdürlüğü'nde şef idim. O dönemde tahmin ediyorum 11 bin öğretmen vardı onların tayinleriyle ilgiliydim. Genç olmama rağmen iyi bir pozisyona gelmiştim. Amerika'ya gittikten sonra aileden ayrı kalmak, eşimin çok yoğun çalışması, çocuklarımın belirli bir seviyeye gelmesiyle düşündüm, neden yapıcı olmayayım diye? Ekmeğini 'sanal'dan çıkarıyor * Emlak ve gıda işi nereden aklınıza geldi? Aslında başlangıçta 3-4 işi birden yaptım. Ben Amerika'ya gittiğimde yabancı dilim yoktu, orada öğrendim. Mini DVD'ler o zaman yeni çıkıyordu onların satımı, Best Turkish food'u ve emlak işini aynı anda başlattım... Internette web sayfası işine de girmiştim. Bir işi ilk yaparsanız çok kazanırsınız. Baktım ki onlarda fazla bir kâr yok ve bir kenara bıraktım. Yiyecek işi ve emlakçılığı devam ettirdim. Nasıl oldu derseniz onu da bilmiyorum. İlk çarşıyı aldığımızda, normalinde alan kişinin ödemesi gereken parayı, malı satan o kadar bunalmıştı ki "ben ödeyeceğim" dedi ve ödedi. Böylece ilk işimde para ödeyeceğim yerde elimde parayla çıktım. Orada bir Türk olarak pek çok büyük firma arasında kazanmanız çok güzel bir olaydı. Benim yaptığım emlak işi daha çok büyük çarşıların alınıp satılması. Şimdi orada büyükler arasına girdik. Hesap fazla gelince... * Peki "bestturkishfood" nasıl doğdu? Bu işe girmek nereden aklınıza geldi? İlk gittiğimde Türk ürünlerini bulma konusunda çok sıkıntı çektim. Yemek farkı çok fazlaydı zorlandım. Bir gün New York'ta bir yer buldum Türk yemekleri satan, ısmarladım çok kötü geldi. Ve o gün neden olmasın diye düşünmeye başladım. Çocuklar büyüyünce de bu işe kalkıştım. Şu anda ürünler tutulmuş vaziyette. 4-5 sene oldu başlayalı, yeğenimle birlikte çalışıyoruz. Internetle beraber market açtık. O yavaş yavaş arka planda kaldı. Internet olduğu zaman çok globalleşiyorsunuz. Onu kapatıyorum şimdi. Teklif "Amazon.com'dan * 'Amazon.com'la çalışmaya nasıl başladınız? Teklif onlardan geldi. Biz Türk yiyecekleri konusunda önemli bir pazar elde ettik çünkü. Bunda da titiz, garantili çalışmamızın rolü büyük. Şu anda bütün Amerika'da, Hawai'den Alaska'ya kadar müşterilerimiz var. Havai'den çok fazla müşterimiz var. Yollama ücreti çok yüksek oluyor ama ona rağmen müşterim fazla. Belli bir kalite düzeyini yakaladık, sebebi bu. Benim en önem verdiğim konu kalite. Son kullanım tarihine, ürünlerin markalı olmasına, kaliteli olmasına dikkat ediyorum. Depomda o mal yoksa internet sitesinde kesinlikle olmaz. Başka sayfalara girdiğinizde ürün adı var ama siparişi verdiğinizde '15 gün' sonra diyor, bana göre yanlış. Ben depoda ürünleri tutuyorum. Paket gittiğinde bir sorun varsa bizden kaynaklanmasa da parayı iade ediyorum. Bu da belli bir yere getiriyor sizi. 60 doların altındaki siparişlerde ulaşım ücretini siparişi veren ödüyor, onun üstündeki siparişlerde ben karşılıyorum. İcabında Japonya'dan, İsrail'den de sipariş alıyorum, ama yurt dışına çıkaramıyorum şu anda. Çünkü gümrüğe kabul etmiyorlar. * Oralarda şubeleşmeyi düşünüyor musunuz? Gıda olduğu için şu anda düşünmüyorum. Hediyelik eşya olsaydı düşünürdüm. Çünkü takibi zor olabilir. Ürünlerin kalitesi, bekleme süresi, ulaşım problem çıkarabilir. İnsan isterse... Diyelim Amerika'dasınız ve canınız lahmacun çekti. Yok gülmeyin 'nereden çıktı?' diye. Genellikle yurt dışına çıkan Türkler hemen ilk günden 'Türk lokantası' aramaya başlar. 'Döner, kebap' diye düşer ortalığa. Teknoloji bu konuda da insanın işini kolaylaştırıyor. Geçiyorsunuz bilgisayarın başına veriyorsunuz siparişinizi ve birkaç saat sonra Türk yemekleri kapınızda. Yani internet üzerinden mantı da pazarlanıyor, baklava da. www.bestturkishfood.com adresinde bir Türk kadını milyon dolara ulaşan cirosuyla büyük bir başarıya imza atıyor bu alanda. Sözünü ettiğim kişi, ünlü cerrah Coşkun Tunca'nın (Ona batının en hızlı cerrahı diyorlar) eşi Bahtışen Tunca... Gerçi Bahtışen Tunca'nın babası kızının böyle anılmasına biraz içerliyormuş. 'Meşhur doktor Coşkun Tunca'nın eşi yerine Mardin eşrafından Münir Tamçelik'in kızı desen olmaz mı?' diyerek. 94 yaşındaki bir babayla 86 yaşındaki bir annenin bu kadar siteme hakkı olmalı aslında. 13 yıl önce evlenip Amerika'ya giden Bahtışen Tunca o yıllarda ne İngilizce biliyormuş nede oradaki ticari hayatla ilgili bir şey. Türk yemeklerini özleyince işe koyulmuş. Bir yandan emlak alım satımıyla uğraşıyor, diğer yandan internet üzerinden Türk yemeklerinin satışını gerçekleştiriyor. Mantıdan, helvaya, baklavadan Türk kahvesine Amerika'nın dört bir yanına ulaşan ürünlerle yıllık cirosu 1 milyon dolarda seyrediyor. Üstelik iki güzel çocuğunu da büyütüyor bu arada... Bahtışen'in çabaları, istenince neler yapılabilineceğine güzel bir örnek. Hani zamanını nasıl kullanacağını bilemeyen, 'sıkıntı'dan söz edenlere fikir verebilecek türden bir hikaye onunkisi... Hedefimiz Türkiye'de yatırım yapmak * Görünen o ki yeni fikirlere açıksınız. Ve deyim yerindeyse tuttuğunuzu koparıyorsunuz. Bundan sonrası için başka projeleriniz var mı? Türkiye'ye yatırım yapmayı, buraya dönmeyi düşünüyor musunuz? Bir ara buraya tamamiyle dönmeyi düşündük, ama gerçekleşmedi. Şimdi isim vermek istemiyorum fakat Türkiye'de özelleştirmelerle ilgileniyorum... Çocuklarım Amerika'da doğmalarına rağmen çok iyi kültürünü verdim ülkemin. Ama biliyorum ki orada devamlı kalırsak, belirli bir süreden sonra onu kaybedecekler. Buraya gelmeyi istememin bir nedeni de bu. Böyle bir iş kurarsak, çocukların bir ayağı da burada olacak ve kültürümüze bağlı kalmalarını, unutmamalarını sağlayacağım. İşin küçüğü büyüğü yok! * Türkiye'de çalışmayan pek çok kadın var. Onlara neler söyleyebilirsiniz? Onu çok yanlış görüyorum. Her insan istedikten sonra bir şeyler üretebilir. Dikkat ediyorum burada pek çok kadınımızın gelişmeye niyeti yok. En önemlisi tatmin olmasıdır insanın, ben kendim için yaptım her şeyi. Evde oturursanız her şeyi düşünürsünüz, kötü şeyler de gelir aklınıza. Ev gezmelerine bir-iki kez gidebilir insan, sonra sıkılıyorsunuz. Buradaki hanımlara da onu tavsiye ediyorum. İşin küçüğü, büyüğü yok. Yeri geldi, benim evime gelip hizmet veren kişiye ben dükkanımda hizmet ettim. İnsanlar buna şaşırdılar. O bir iş ona o şekilde bakmanız gerekiyor. Burada belirli gelir düzeyinde olan insanlar çalışmayı düşünmüyor. Benim gelir seviyem o düzeyde ama 'ben bir şeyler yapmalıyım' diye düşünürüm. Bu işleri yaparken de, çocuklarımı her gün arabamla okullarına bırakır, sonra alırım. Servise de verebilirim ama yapmıyorum. O anda mutlu oluyor çocuklar. Burada annelere bakıyorum, çocuk bir saat önceden çıkıyor yollara, servislerde perişan oluyor. Anne onu kendisi okula götürebilecekken yapmıyor. Onlar okulda olduğu süre içinde de kendi işlerimle ilgileniyorum. Anneler çocuklarına sürpriz yapıyor * Daha çok kimlerden sipariş alıyorsunuz? Neler satılıyor en fazla? Amerikalılar, Arap kökenliler çok fazla. Ruslar da peynirlerimizi çok beğeniyor. Dönemine göre değişiyor istekler. Yaz döneminde meyve suları çok fazla gidiyor. Orada meyve sularının tadı farklı. Amerikalılar özellikle vişne suyu çok istiyor. Yine Amerikalı müşteriler elma çayı, meyve çayları, zeytin, peynir, pastırma sucuk siparişi veriyor çoğunlukla. Kahvaltı yiyecekleri çok gidiyor. Sucuk falan orada yapılıyor tabii. Amerika'nın yasağı var çünkü. Orada o kadar çok Türk var ki. Anne babaları düşünün "çocuğumuz ne yiyor, ne yapıyor" diye düşünür sürekli. O sloganı geliştirdik. Anne-baba internete girip yarım saatini ayırdığında çocuğuna her türlü yiyeceği gönderebiliyor. Öyle müşterilerim çok var. Türkiye'den kendi bilgilerini giriyor, çocuğunun adresini veriyor ve yiyecekler çocuğuna sürpriz oluyor. Bu şekilde Türkiye'den anneanneler babaanneler torunlarına sürprizler yapıyor. *Türkiye'den mi talep ediyorsunuz ürünleri? Onu da araştırdım ama, çok riski var. O kadar çok firma var ki New York'ta bu işi yapan, onlardan alıyorum. Ürünleri direkt Türkiye'den getirmek bize daha çok kâr sağlayabilir ama, onlar da kazansınlar. Bu konuda enteresan bir yapım var. Türkler kazansın istiyorum. Her şeyimi Türklerle yapıyorum. Sayfamın hazırlanmasından diğer konulara kadar. Gerçi sıkıntı da oluşturuyor zaman zaman Türklerle çalışmak, ama bu konuda milliyetçiyim.