Sultanahmet'e vardığımızda 'röportaj bahane, burası şahane' diye geçirdim içimden. Ayasofya ve Sultanahmet camilerinin ortasındaki parkta durup yerimde tam bir daire çizerek döndüm. Olabildiğince yavaş... Her santimetrenin farkına varmaya çalışarak. Bu güzel şehrin her noktasını gözler önüne sermek istercesine parlayan güneşin altında rengarenk laleler selam duruyordu! Her farklı lale yaprağı, dünyanın dört bir yanından gelen insanları anlatıyordu sanki. 'Gerçekten dünyanın en güzel şehri' diye geçirdim içimden. Ve 'huzur' denen şey ne kadar önemli bir defa daha anladım. Meydandaki 'lale etkinlikleri' kapsamında düzenlenen konserde söylenen 'lale devri çocuklarıyız' şarkısının sözlerine eşlik ederken, Gamze çıkageldi. Onu da aynı noktaya götürdüm ve 'dön lütfen' dedim. O da ilk görüyormuş gibi hayran kaldı bu şehre bir daha. "Ah İstanbul, nasıl bir tutsaklık seninki? Hem şikayet edilip, hem vazgeçilmeyen?.." Lalelerin narin yüzlerinin gölgesinde başladık sohbete sevgili Gamze ile. Saatler sonra ayrılırken herkes aynı kanaatteydi: 'İyi ki burada buluştuk.' > İçini 'Şişkooo'ya döktü Gamze Gözalan, midesine taktırdığı kelepçeden sonra 75 kilo verdi. Bedensel özellikler üzerine yapılan esprilerden nefret ettiğini söyleyen Gamze, "Yeni bir hayatım oldu, kelepçemi seviyorum" diyor. Diziler, programlar, seslendirmelerle seyircinin yakından tanıdığı bir isim Gamze Gözalan. TGRT'nin ilk yıllarında birlikte çalıştığımız Gamze'yi izlerken gülen yüzünün arkasında, gözlerinde hüznü görürdüm hep. Meğer bu hüzün kurtulmak istediği bedeninden gelirmiş. Biz onu 'sıkıldığı' rollerde keyifle izlerken Gamze, bedenindeki (kendi deyimiyle) fazlalıklardan kurtulmak istermiş hep. Senelerce rejimlerden ilaçlara pek çok yol denemiş bunun için. Ama verdiği kiloları fazlasıyla geri almış her seferinde. En sonunda da deyim yerindeyse midesini hapsetmeye karar vermiş, kelepçe taktırmış. Çok tartışılan bu yöntemi, öncesi ve sonrasında yaşadıklarını, meslek hayatında başına gelenleri, hayatını bir kitapta topladı Gamze. Verdiği kiloları 'İçimden bir insan çıkardım' diye tanımladığı 'Şişkooo' adlı kitabı için 'yazmamış, konuşmuş' demek daha doğru sanki. > Eski halimi unutamam * Gamze kitapta hep 'sizler ve bizler' diye anlatmışsın insanları. Senin için böyle bir ayırım mı var gerçekten? Kesinlikle. Sizler ve bizler takımının 'bizler' takımındayım yani, o hiç değişmeyecek. Bedenim değişse bile ruhumdaki şişman daha çok besleniyor. Eskiden ruhumda zayıf bir kadın vardı, şimdi şişkolaştı. Çünkü ne yaşandığını biliyorum, nasıl vazgeçebilirim o duygudan, insanlardan. İlkokulda başladı bu his. Fotoğraflara bakıyorum çok fark yok ama ben hissettiğime göre varmış demek. * Yani sen, ilkokuldayken başka bir tarafa geçtin. Tam olarak değil. İlkokuldayken çocuk yüreğinle tam olarak hissedemiyorsun, ama büyüdükçe, kişiliğin oturup, seçimlerin, dünya görüşün belirmeye başladığında kesin bir bıçak gibi ayrılıyorlar. * Kitapta kızgınlığın açıkça hissediliyor. Nedir kızgın oldukların? Evet kızgınlığım var. Ölçüleri, her tür toplumsal ögeyi, töreleri oluşturan insan. Peki bu yargılar neye, kime göre oluşturuluyor? Yaygın anlayış doğru anlayış mıdır? Burada deliriyorum. * Kilo vermek için pek çok yolu denediğini anlatıyorsun kitapta. Peki seni kelepçe takmaya götüren nedir? Ümit Usta'yı görmek. (Kulakları çınlasın) Üstümüze şişmanlık esprilerinin kurulması, o kadar fazla, o kadar iç bulandırıcıydı ki. 'TIR mı çarptı?' falan... O iğrenç espriler birikip birikip bardağı taşıran nokta oldu. Bedensel özellikler, şişman insanlar üzerine kurulu espriler beni hiç güldürmüyor, ağlatıyor. Ümit Usta'nın da midesine balon yerleştirdiler, şimdi benden güç aldı, kelepçe taktıracak. > Tedavinin riskleri neler? * 'Sorulmasına kızdığım sorular' bölümünde var kitabında, ama soracağım. Riskli bir operasyon deniyor, tedirgin olmadın mı? Oldum aslında. Böyle yaşamak, obez hayatın tehlikeleri ve ameliyatın tehlikelerini bir teraziye koydum. Kefe o kadar yüksekte kaldı ki, ben bu seçimi yapmak zorunda kaldım. Hiç 70-80 yaşında şişman gördün mü? Yok! Onu da söyleyelim bu ameliyatı herkes doğruca yapamaz. Çok az bir ihtimal olumsuzluklar çıkabilir. Şişmanlığın bedende oluşturduğu başka rahatsızlıklar risk oluşturuyor. Doktor ve uygulama çok önemli. Liposuction mesela bundan çok daha tehlikeli bir ameliyat. Ben kelepçemi yine taktırırım. Çok başka bir hayat getirdi bana, kelepçemi seviyorum. Kelepçemden vazgeçmeyeceğim, hep içimde duracak. * Sen iki defa ameliyat oldun değil mi? Evet. Kelepçem takıldıktan sonra 75 kilo verdim. Deniz Feneri nedeniyle bir çekime gitmiştik. 13 kilometreyi 3 saatte gittiğimiz çok zor bir yolculuktu. Sonra kelepçemde sızma başladı, yemeğe başladım. Ve bir buçuk ayda 10 kilo aldım. Çok korktum ve hemen ikinci ameliyatı oldum. Şimdi yine kilo vermeye başladım. Böyle doğum yapanlar var aramızda. 180 kilo olan bir arkadaşım kelepçe taktırdı 60 kiloya düştü. Evlendi, bebeği olacaktı. Hemen gevşetildi kelepçesi. Normal beslenme sürecine döndü, bebeğini doğurdu, şimdi tekrar zayıflama sürecinde. > İstediğimi yiyebilirim Nasıl bir beslenme düzenin var şimdi, istediğini yiyebiliyor musun? Aslında istediğim her şeyi yiyebilirim, bir kısıtlama yok, rejimim yoook. Ama yiyemiyorum. Midenin bölündüğü kısımda küçük bir cep oluşuyor. Artık o küçücük cep benim midem. Zaten her şey o midenin genişlemesiyle başlıyor, onu doldurmaya çalışıyorsun. Şimdi küçücük bir midem var. * Peki alışkanlıkla çok yeme dürtüsü oluşursa? Çıkarıyorum. Ama kusma değil o, yarı yoldan geri dönüyor mideye inmeden. Bulimia türü bir şey değil yani. Zaten bende çiğneme alışkanlığı olmadığından katı şeyler yemiyorum şimdi. Çorba, muhallebi kıvamında şeyler işte. * Gamze tepki aldın mı peki? Bu ameliyata karşı olanlar da var. Diyetisyenlerden bir kesimden tepki gelebiliyor, bu işe karşı durabiliyorlar. Şişmanlığın arkasında çok büyük bir sanayii var. Nasıl kanserin arkasında büyük bir kemoterapi sanayisi varsa. (Ben kanserin çaresinin bulunmadığına inanmıyorum.) Burada da kıyafetler, ilaçlar, rejimler derken çok büyük bir sektör oluşmuş. Bir-iki olumsuz örnek konuşuluyor hep. Oysa dünyada da çok yapılıyor bu uygulama. Mesela dünyaca ünlü futbolcu Maradona bu ameliyattan oldu çok kilo verdi, Ozan Orhon oldu yeni ve kilo veriyor. Biz artık 'kelepçe kardeşliğini' oluşturduk 3 bin üyemiz var. > Aynalarla barıştım 75 kilo verip 54 bedenden 44 bedene inen Gamze Gözalan, kaç kilo olduğunu söylemiyor. 38-40 beden olmayı hedefleyen Gamze, 'Artık şişman rolü oynamak istemiyorum' diyor. 'Çok şey değişti. Hayatla barıştım, aynalarla barıştım. Giyim, kuşamım kolay, yürümem kolay. Terlemiyorum, üşüyorum artık. Üşümek insanın hoşuna gider mi? Ben bayılıyorum. Çünkü hep terlerdim. Şişmanken en utandığım şey terlemekti. Ben buna ikinci hayatım diyorum ve çok mutluyum... > Ayfer: Bir gün daha şişman kalamam! GAMZE Gözalan'ın kitabı pek çok kişiyi bu uygulama konusunda cesaretlendirmiş. Bunlardan biri de Ayfer. Ayfer hastaneyi o kadar çok aramış ki en sonunda vermişler Gamze'nin telefonunu. Eşini 'dal gibi' diye tanımlayan Ayfer de önümüzdeki hafta midesine kelepçe taktıracak. Ben de kendi kilolarımdan bahsetmeye kalkınca, "Böyle konuştuğunuzda size sinir oluyoruz, sizler bizim için tu-kakasınız işte" diyor. "Gamze'nin kitabını okuduğumda çok etkilendim. Hocayı bulmuştum ama kelepçeli bir insanla konuşmalıyım dedim. Bunu yaşamış insanlar, ne şekilde beslendiler, ameliyattan sonra pişman oldular mı, neler yaşadılar, çok mu acı çektiler, riskleri nedir? öğrenmeliydim. Bence Gamze bir adım attı. Hiçbir şeyi saklamadan net bir şekilde açıkladığı için birçok insana önayak olmuştur. Ben de şişman bir insan olarak Gamze'yi bir arkadaş olarak benimseyip, görmek istedim. Destek çok önemli, yürüyüşe çıkarken bile insan yanına birini arıyor. Hemen doktora gideceğim bir gün daha bile şişman kalmanın gereği yok. Şişmanlık insanı duygusal olarak çok çökertiyor. İş görüşmesine gittiğinizde, gezerken, kalabalık ortamlarda her yerde karşınıza çıkıyor. Beyninizle dikkat çekebilecek bir insan olsanız da, sizi beğenebilecek bir kişi kilolarınız yüzünden transit geçiyor. Ben aynaya baktığımda kendime şekiller veriyorum. Şu gıdığıma kaş, göz çizsem yeni bir yüz olur diyorum mesela..."