Keşke herkes deli olsa!

A -
A +

Bir öğretmen çocuğu Rıdvan Sadık. 'Onlar bize doğru şeyler öğretmişler ki bunları başarabiliyoruz, yoksa bu bilince sahip olamazdık' diyen. Kendisi de babasının izinden gitmiş ve meslekte 11 yılı geride bırakmış. Bu yıllara sığdırdıklarıysa her tür takdiri hak ediyor. Gerçek bir öğretmenin işinin sınıftaki kırk dakikayı doldurmak olmadığını gösteriyor herkese. Onu kamçılayan belki de ilk görev yeri olan Adıyaman-Kahta Göçeri Köyü'nde karşılaştığı okul binasının hali olmuş. Daha önce gübre deposu olarak kullanılan Göçeri İlköğretim Okulundaki günlerini '3. kattan bile öğrencilerimle beraber gübre temizledik. Okulda hiç araç gereç yoktu, öğrencilerin ancak üçte biri okula geliyordu.' diye anlatıyor. Yıllarca gübre kokusunun sindiği duvarlarda onun gayretiyle ve gelen yardımlarla çocuk sesleri, okul şarkıları yankılanır olmuş. Okulun çehresi tamamen değişmiş ve Fen lisesine ilk öğrencisini göndermiş. Oradan Diyarbakır'a atanmış Rıdvan öğretmen. Yine yokluğun, sefaletin esir aldığı bir eğitim yuvasına. Anadolu'daki pek çok okul gibi Yiğityolu Köyü Mehmetçik İlköğretim Okulu'nda da öğrencilerin ne doğru dürüst oturacak sıraları varmış, ne üst-başları, ne de yazacak kalemleri. 'Okul Karacadağ eteklerinde olduğu için hava yetişkinlerin bile içini dondururken öğrencilerde elbise yoktu. Farklı renkte ya da farklı numaralarda eşleştirilmiş ayakkabılarla okula gelenlerin sayısı o kadar çoktu ki. Okulda ve köyde su da yoktu.' Her şey bir e-maille başladı Bütün bu ihtiyaçlardan daha da önemlisi velilerin çocuklarını okula göndermek için ikna edilmeleridir aslında. 9-10 çocuklu aileler için okul pek bir şey ifade etmemektedir. Hele kız çocukları 5. sınıftan sonra okula değil 'koca'ya gönderilmektedir bölgede. Rıdvan öğretmen bir arkadaşına durumu anlatan bir elektronik posta yollar ve yardım ister. İşte bu e-mail hiç beklemediği güzelliklerin kapısını açan anahtar olur. 'Bu maili yollarken bireysel bir destek bekliyordum. İşin buralara varacağını hiç düşünemezdim. Ama potansiyeli görünce 'neden olmasın?' diye düşündüm ve 'neler yapabilirim?'i araştırmaya başladım. Sürekli sanal ortamda çalıştım, fikirler ürettim. Bütün fikirler bana ait. İnsanlar bazen yapmak istediklerimi algılayamıyorlar. İlk zamanlar etrafımdakiler 'meczup' gözüyle bakıyorlardı bana. 'Okul müdürü deli' derlerdi. Ama yaptıklarımı görünce çok farklı düşünmeye başladılar. Risk almayı seviyorum, yoksa başaramazsınız.' 'Bize yardım eder misiniz?' Arkadaşı da o mesajı başkalarına yollayınca bir kartopu yuvarlanmaya başlar Karacadağ eteklerine doğru gittikçe büyüyerek. Rıdvan öğretmen gelen cevapları görünce iyice umutlanır ve bu konuyu geliştirmeye karar verir. Aralarında UNICEF'in de bulunduğu 100'den fazla kuruluştan yardım ister. Ve destek yağmaya devam eder. 'Bize yardım eder misiniz?' diye başlayan çağrısına gelen destekle yeni projeler geliştirir Rıdvan öğretmen. 'Fikirleri buluyorum, ortaya atıyorum ama olgunlaşma, hayata geçirilme problemleri var. Hedeflediklerinizi insanlara kabul ettirmek zor. Benim okulumun olduğu bölgede cehalet çok fazla. Bütün devlet okullarında eksikler çoktur, yokluk vardır. Büyükşehirlerde de bu böyle. Ama orada veliler çocuklarını neden okula gönderdiklerini bilirler. Benim velim ise çocuk evden gitsin de nereye giderse gitsin diye bakıyor. Çocuğu sadece bir para aracı olarak görüyor, o yüzden ne kadar çocuk o kadar iyi onlar için.' İlk defa liseye bir kız öğrenci gönderiliyor 'Karacadağ eski Sivrihisar yolunda. 167 yıllık bir tarihi ve 37 köyün de 15 bin civarında nüfusu var. Ve bu sene ilk defa liseye bir kız öğrenci gönderiliyor bölgemde. 1 Ocak 2004'de okulun mevcudu 307 iken bugün 1364 oldu. Okulda sadece 13 kız öğrenci vardı, şimdi bu sayı 497. Ama bölgede hâlâ okula gönderilmeyen kız oranı en azından % 50. Ev, ev, köy köy dolaştık, 'maddi imkanım yok' diyenlere ihtiyaçları karşılayacağımızı söyleyerek ikna ettik. Okul binası yetmeyince de şirket şirket dolaştık yeni okul binası için. Şimdi inşaat devam ediyor. Kibar Holding bu konuda destek oluyor. Önümüzdeki günlerde de kalorifer sistemi kurulacak okula.' Beni bürokrasi yordu Bir yandan yokluklar, insanların kafalarındaki yargılar diğer yandan bürokratik engellerle uğraşır Rıdvan Sadık. Diyarbakır'da görev yaptığı süre içinde İl Milli Eğitim Müdürü tam 13 kez değişir. 'Zaten Bakanlığın desteği olmasa beni çoktan başka yere göndermişlerdi. Okul inşaatı için 2 sayfalık bir protokol hazırlanması gerekiyordu, tam 37 gün bekledik. Ülkede hâlâ koltuk sevdasında olan insanlar var. Eğer o protokol zamanında hazırlansaydı yeni eğitim dönemine binamız bitmiş olacaktı. Ama şimdi bir yandan dersler devam ediyor, diğer yandan inşaat.' Gelen yardımlarla okulun, öğrencilerin bütün ihtiyaçları karşılanır, suya kavuşur. Kütüphane, bilgisayar laboratuarı kurulur. Okulun çevresi ağaçlandırılır, çocuklar sosyal faaliyetlere katılır. İhtiyacı olan diğer okullara da yardım malzemeleri gönderilir. Yine bu çabalar sonucunda köydeki kadınlar ilk kez anneler gününü kutlar, çocuklar 23 Nisan'da ilk kez şehir merkezini görürler. Ödülüm çocuk gülümsemeleri * Bütün bu çalışmalarından sonra pek çok kişi Rıdvan Sadık adını öğrendi, ödüller aldı. Rıdvan öğretmense en büyük ödülün soğuktan titreyen bir çocuğun ayağına ayakkabı giydirirken gördüğü bakış ve gülümseme olduğunu söylüyor. * 'Bundan daha değerli ne olabilir. Ayaklarında ayakkabı, üstlerinde kabanları yoktu. Onların mutluluğundan daha güzel bir şey olabilir mi? Siyaset diyorlar bana, hiç düşünmüyorum. Burayı bir eğitim kompleksi haline dönüştürmeyi düşünüyorum. İstiyorum ki meslektaşlarım bütün bu olanlardan örnek alıp cesaretlenip, hareket etsinler. Başarabilirsem ilerde bunu sivil toplum örgütü haline getireceğim. Çünkü bölgedeki Feodal sistem onlara çok şey vadediyor ve etkiliyor. O yüzden çok geç kalınan eğitim konusunu bir an önce hep birlikte çözmeliyiz.' İnsanlar kolilere yüreklerini koymuştu * Yiğityolu Köyü Mehmetçik İlköğretim Okulunun bir haberleşme portalı var. Bütün çalışmalar, gelen yardımların dağılımı fotoğraflarına kadar her şeyi Rıdvan öğretmen tarafından hazırlanan bu portaldan yürütülüyor ve duyuruluyor. 'İş artık benim irademin dışına çıktı. Mail ortamında İsviçre'den Belçika'ya Kıbrıs'a kadar 2 milyon kişiye ulaştık. İmkansızlıklar sizi farklı şeyler öğrenmeye itiyor. Her şeyi görsellikle anlatmaya çalışıyorum. İnsanlar kime yardım ettiklerini görsünler, yardımlar ulaştı mı bilsinler istiyorum. Çünkü bu konuda suiistimal edilmişler daha önce. Yurt çi, yurtdışı nerede olursa olsun CD'lerle çalışmaları ve katkılarıyla ulaştığımız sonuçla ilgili görüntüleri ulaştırıyorum hepsine. Vatandaşımız yaptığı yardımın yerine ulaştığını görünce ev eşyalarına kadar paylaşıyor inanın. O kolileri açtığımızda gördüğümüz eşya değildi. İnsanlar yüreklerini koymuşlardı oraya.' * Rıdvan Sadık bir mum yakmıştır, ama o mum binlerce meşaleyi ateşler. Bu meşaleleri nereye tutacağını bilemeyen yardımseverler onun aracılığıyla küçücük yürekleri ısıtır, yollarını aydınlatır. 'Benim köyümden okuma yazma bilmeyen birini getireyim okulu çok güzel eleştirir, eksikler bulur. Ben de sistemi eleştiriyorum. Ama o sistemin bir parçası olarak şartları iyileştirmek zorundayız. MEB'nın emriyle bu yıl okullarda sıcak yemek uygulaması başlatıldı. Ama okullarda altyapı yok. 'Sınıflarda yesin çocuklar' deniyor, düşünün! 7. Kolordu Komutanından büyük bir çadır aldık, sağolsunlar. İçine masalar yapılıyor, çocuklarımız orada yiyecek yemeklerini. Anadolu'da bir kızınız olsun... * Rıdvan Sadık'ın destek beklediği son proje 'Anadolu'da bir kızınız olsun' adını taşıyor. Bu çalışmayla kız öğrencilere farklı illerden birer veli bulunuyor. Ayda 50 milyonla bu kızların eğitim masrafları karşılanıyor, okumaları sağlanıyor. Projenin başlangıcından bu yana 137 veli edinmişler, hedefse 250. İlerde bu çocukları sadece fotoğraflarını gördükleri velileriyle tanıştırmak istiyor Rıdvan öğretmen. Bir hafta sonu onları otobüslerle İstanbul'a Ankara'ya götürerek. Tabii yine gelen yardımlarla olacak bu. Pek çok kampanyaya rağmen bölgede hâlâ binlerce kız çocuğunun okula gidemediğini düşününce bu çabanın önemi anlaşılıyor. Siz de Anadolu'da bir evlat sahibi olabilirsiniz. Onun da eli kalem tutar, 'iyiyi, güzeli,sevgiyi' yazar böylece. Ne dersiniz bir kız çocuğunun elinden tutmaya. Boş bırakılmayacak her el kızgınlıkla sıkılacak bir yumruğun yok edilmesi demek. Hepsi birer günebakan o yavruların aslında. Hepsi güneşe muhtaç, yüzünü ona dönüyor. Güneş üşüyen bedenlerini ısıtıyor, onları besliyor. Yüreğinize sağlık Rıdvan Öğretmen. Ve sizin elinizi boş bırakmayanlar.... www.yigityolu.com

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.