İstanbul-Bahçelievler'de son derece mütevazı döşenmiş bir apartman dairesindeyiz. 81 yaşındaki Kamuran Özdeniz kapıda karşılıyor bizi. Bel fıtığı nedeniyle zorlukla yürüyor. Beline bağlı bir yastıkla dolaştığını anlatıyor. Bizi onun evine getiren şey Kızılay'a yaptığı bağışlar. Kamuran hanımın hikayesi 6 yaşında yetim kalmasıyla başlıyor aslında... 1925 yılında Ordu'da doğan Kamuran Özdeniz, 6 yaşında anne-babasını kaybedince bütün hayatı değişmiş: "Yardımlarla büyüdüm" "Ablam İstanbul'da oturuyordu. Beni ve beş yaş büyük ağabeyimi yanına aldı. Ablamın 6 çocuğu vardı o zaman. Biri benimle yaşıttı, kıskanırdı beni. Becerikli bir kızdım, çekemezdi. Çapa Kız Endüstri Lisesine gittim, terziliği çok seviyordum. Bir de öğretmen olmak istiyordum, ama olmadı. Öğrenciliğim sırasında bütün arkadaşlarım bana destek oldular, bazılarının aileleri sayesinde karnımı doyurabiliyordum." Kamuran teyze Kızılay'la işte bu yıllarda tanışmış: "Kızılay'ın adı Hilal-i Ahmer Cemiyeti'ydi o zamanlar. Bana (Kızılay'ın makbuzunu satarsan, harçlık olur) diye tavsiye ettiler. Mahallede o makbuzları satıp okul harçlığımı çıkarıyordum. Hem Kızılay'a yardımcı oluyordum, hem de yüzde yirmisi bana kalıyordu. Kazandığım yetmediğinde de Kızılay bana yardımcı oluyordu. Aç kaldığım zamanlarda destek olurlardı." Ömürlük eşyalar Ablasının yanında sıkıntılı zamanları olsa da Kamuran hanım eğitimini tamamlamış. 4 yıl süren evliliğinin ardından, çalışmak için Almanya'ya gitmiş: "1962'de Almanya'ya gittim, orada uzun yıllar çalıştım. O kadar çalışkandım ki; Almanlar 'arı' derlerdi bana. Üç işte birden çalıştım. Aslında çizim için gitmiştim ama farklı işlerle de uğraştım. Gündüzleri bir fabrikada çalıştım, hastanede pas pas bile yaptım. Geceleri de dikiş diktim. Alman arkadaşlarıma 20 marka elbise dikerdim. Ama Kızılay hep aklımdaydı. Memleketime dönüp ev hanımı olursam 'geçmişte tutamadığım oruçları tutup, namazlarımı kılacağım' diye dua ettim. Param olursa da 'başkalarına yardım edeceğim' dedim. 1976'da Türkiye'ye döndüm. 1972'de bu evi almıştım. Bu eşyalar da orada kullandığım eşyalar, sadece yüzlerini değiştirdim. Ben çok tutumluyumdur, kıymetini bilirim her şeyin. Yerinde esirgemem fakire fukaraya veririm, ama evde su biraz fazla aksa kaparım, gereksiz ışık bile açmam. Ben ticareti severim. Beyazıt'ta arkadaşlarım vardı. Dışarıya deri ihracatı yapardı, paramı orada çalıştırdım. Emekli maaşımla zaten gayet güzel geçinip gidiyordum." Çok yer gezip görmüş Pırıl pırıl bir hafızası var Kamuran Özdeniz'in. Fransızca ve Almanca biliyor. Pek çok yer gezip, görmüş... Kelimeleri seçerken son derece dikkatli. Kimseyi kırmamak, yanlış bir anlaşılmaya yol açmamak istiyor. Kamuran teyzenin iki çocuğu olmuş, biri hayatını kaybetmiş. Torunlarıyla görüştüğünü söylüyor, ama oğluyla ilgili konuşmak istemiyor. 81 yaşındaki Kamuran teyze, Kızılay'ın Bakırköy şubesinin açılışına çok ısrar edilince katılmış. Orada tanıştığı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ona gösterdiği hürmet onu çok şaşırtmış: "Başbakan'ı rüyamda gördüm" "Aslında yürüyecek halim yoktu, evden çıkamıyorum, rahatsızım. Doktorum kontrole eve geliyor, ilaçlarımı hazırlıyor. Bazı şeyleri rüyamda görüyorum ben. 10 gün önce Başbakan'ı rüyamda görmüştüm. Yardımcıma anlatmıştım, sonra da onunla karşılaşınca çok şaşırdı anlattıklarıma. Yeni bir binada beni koluna almış yürüyordum rüyamda. Bakırköy'deki açılışta herkesin elini sıktı, sıra bana gelince içimden bir sevgi geldi, etkiledi; 'Hoş geldin yavrum' dedim. O da elimi öpüp yerine oturdu. Sonra kurdela kesilirken 'Kâmuran Hanım gelsin, beraber keselim kurdelayı' dedi. Bir baktım etrafım doluverdi. Koluma girdi, ben çok heyecanlandım; 'Siz kesin ben elinizden tutarım' dedim. Tam ayrılacaktım, beni bırakmadı; 'Bizimle yukarı gelmez misiniz?' dedi. Elime bir fırsat geçmiş, Başbakanım beni çağırmış, gitmem mi? Asansöre bindik, bir de muhafızı vardı. Rüyamı anlattım, eğildi ve kulağıma bir şey söyledi, çok mutlu oldum. O kadar sıcaklık göstereceğini beklemiyordum. Ben ona hacca gittiğimi söylemedim, ama o bana Hacı Ana diye seslendi." "Çok şanslıyım" Başbakanın kulağına ne fısıldadığını söylemiyor. Ama çok etkilendiğini anlatıyor gülen yüzüyle. "Ve galiba kalplerimiz anlaştı" diyor. Yaptığı bağışların onu çok huzurlu kıldığını, çok mutlu olduğunu belirtiyor. İstediklerini gerçekleştirebildiği için de çok şanslı olduğunu düşünüyor. "55-60 yaşına yakın Kur'an okumayı öğrendim. Hacca gittiğimde Kızılay ve Diyanet görevlilerinin oradaki çalışmalarından etkilendim. Geldikten sonra varlığımın bir kısmını Diyanete bağışlamayı istedim, aradım. Oradan oraya yönlendirdiler. Ben de; (Kızılay'a bu kadar vefa borcum var, onlara bağışlayayım) diye düşündüm. 'Dairemi bağışlamak istiyorum' diye aradım, hemen geldiler ellerinde çiçeklerle. Oturduğum bu daireyi bağışladım ilk olarak 1989'da. Şimdi ölene kadar onların kiracısıyım." Sözlerini tuttu Seneler önce verdiği sözü tutmuş böylece Kâmuran Teyze. Bu bağışların devamı da gelmiş. Almanya'dan toplu bir para alınca, onu da bağışlamış. Önce 50 bin euro vermiş, sonra 80 bin euro daha. Son bağışıyla endoskopi makinesi, göz tarama cihazı gibi tıbbi cihazlar satın alınmış. Hatta onun bağışladığı paralarla alınan cihazla yapılan muayenesinde siroz hastası olduğu ortaya çıkmış. 'Bağış yapsam da, bana ücretsiz bakılmasını istemem' diyor bu arada Kâmuran Teyze... Tek başına hayatını sürdüren Kâmuran Teyzenin hikayesi acılarla başlayan bir hayatta insanın isterse neler başarabileceğinin apaçık bir örneği...
Bakırköy kizilayda ismini görünce araştırayım dedim, Allah razı olsun