Mehmet'in müthiş azmi

A -
A +

Karınca adam Okul yıllarında sömestr tatillerinde çalışan arkadaşlarımı görünce ben de iş aradım. Gaziantep'de çarşıda çırak arayan bütün dükkanların cevabı 'hayır' oldu. Annemden para aldım ve otobüs duraklarında bilet satmaya başladım, hiç utanmadım. Kazandığım ilk parayı da kaybettim... anlatmaya bu sözlerle başlıyor Mehmet Kızıltaş taa öğrenciliğinde başlayan ve hiç bitmeyen mücadelesini. İlk önce ailem panikledi * Rahatsızlığınızın ilk dönemlerinde neydi yaşadıklarınız? Ailem duyarlıydı ancak, nasıl yaklaşacağını bilmiyordu. "Oğlum iyileşecek, yürüyecek ve bunun için de doktor doktor gezdirilecek..." Uzun süre Bursa'da bir hastanede tedavi gördüm. 6 kez üst üste ameliyat oldum Ankara'da. Annem ve babam duydukları her doktora her yere (ben onlara umut tacirleri diyorum) götürdüler. Onlara inanılmaz paralar da kaptırdılar. Sonuçta şunu öğrendiler. "Biz ne yaparsak yapalım Mehmet yürüyemeyecek, ancak ayağının fiziksel görüntüsü düzelebilir." Bunu yıllar sonra kabullenip, beni bana bıraktılar. Onlar için belki evin bir köşesinde ömür boyu misafir bir evlat olacaktım. Ama şimdi çok farklı. Ailem hiç hayal edemeyeceği bir sonuçla karşı karşıya. 6 kardeşiz ve en favori çocuklarıyım.. Her şey bir şiirle başladı * Mehmet Kızıltaş'ın çıkış noktası neydi? O nasıl başardı? Küçükken utangaçtım. Engelli olduğum için kompleksliydim biraz, alay edileceğini düşünürdüm her zaman. Futbol maçı yapılacak "sen koşamazsın" diye almazlardı, saklambaç oynanacak yine aynı. Hep seyretmek zorundaydım. Lisedeyken bir gün edebiyat öğretmenim, "10 Kasım törenlerinde kim şiir okumak ister?" diye sordu, iki elimi birden kaldırdım. Başka kimse parmak kaldırmadı ve ben seçildim. Beni yok sayan, benim varlığımı kabul etmeyen bir toplum önünde, mikrofonun önünde binlerce insana sesleneceğim, onlar beni kabul edecekler. Bu çok önemliydi, "Bakın ben varım ve bir şeyler yapabiliyorum ve hayatın bir parçasıyımı ispat edeceğim" diye. 350 program 16 ödül * Ondan sonra da kopamadınız mikrofondan galiba? Evet 11 yıl geçti ve mikrofon hâlâ bende. Gaziantep'te yerel bir radyoda başladım çalışmaya. Fırsat verilirse bir engelli olarak neler yapılabileceğini göstermek istedim. Çocukluk hayalim gerçek oldu yani. "Karınca adam" olup radyoya girmeyi isterdim hep. 1994'de İstanbul'a geldim ve ulusal kanallarda programlar yaptım, dergilerde yazılar yazdım. 350 program ve tam 16 kez başarılı ödülü aldım. "YAŞADIKÇA" programı "tüm engelleri birlikte aşacağız" sloganıyla 10 yıldır ekranlarda engellilerin sesi, gözü, kulağı oldu... * Bu kadar büyük bir kitleden cılız bir ses çıkıyor... Birlikte hareket etme noktasında problem nedir? Aslında o konuda kızgınlığım var. Eğer biz 30 milyon gibi gerçek gücümüzü gösterirsek hiçbir TV, hiçbir gazete, hiçbir kurum, devlet karşımızda duramaz. 2. Dünya Savaşı sırasında İngiltere'de engellilerin hepsi bir mahzende yaşıyormuş. Savaş sonrası sokağa çıkmışlar ve günlerce eve girmemişler. Ta ki hükümet seslerini duyup, düzenlemeleri yapana kadar. Derneklerde biraz 'ben'lik meselesi var. Ben her zaman, 'biz' olmaktan yanayım. Ama kimse henüz 'biz' olma erdemine sahip değil. En büyük problem mimari * Sahip olduğun bilgi ve gözlemlerle, ülkemizde bağımsız olarak hayatını sürdürebilen engelliler oranı nedir? Belki 100 kişide 2 kişi falandır. Ama imkan verilse engellinin yapamayacağı hiç bir şey yok. Türkiye'de 10 milyon engelli ve yakınlarıyla birlikte 30 milyon kişi gibi önemli bir potansiyel var, farkına varmalı ve samimi hizmetler yapılmalı. * Engellilerin problemleri çok fazla da öncelikle neleri sıralarsınız? En önemlisi mimari problemler. Engelliler sokağa çıkamıyor, istediği yere özgürce gidemiyor. Ben buraya gelmek için taksiye binmek zorundayım. Çalışmıyorsanız ve ekonomik durumunuz el vermiyorsa ne yapacaksınız? Veya eviniz 6. kattaysa, tekerlekli sandalyedeyseniz ve asansör yoksa, sizi indirmesi için iki ya da üç kişiye ihtiyaç var. Bugün bir sinemaya, tiyatroya gittiğiniz zaman 15-20 merdiven var. Tek başına bir sosyal olaya nasıl katılsın engelli? Gerekli şartların engelliler için sağlanmamasından kaynaklanıyor eve kapanmak. Çalışma hayatına yeterince katılamıyor engelliler. Yasalardaki boşluklar da bu konuda iş yerlerine fırsat hazırlıyor. Yaşadıkça... 2 yaşındayken ani bir ateş sonucu çocuk felcine yakalanmış Mehmet Kızıltaş. Ama engeli onu engelleyememiş. Çocukken 'karınca adam' olup radyoya girme hayaliyle tutuşmuş. Gaziantep'te yerel bir radyoda başlayan yayıncılık hayatı, adım adım ulusal kanallarda programlar, gazete ve dergi derken, sanal ortamda kurduğu www.yasadikca.com'a kadar uzanmış. Her 7 kişiden birinin engelli olduğu ülkemizde, başardıklarıyla, kendine güveniyle, planlarıyla örnek bir isim Mehmet. Ama bir tek konuda kendine engel koyuyor gibi geldi bana. 'Evlilik'... Cevabı üzerinde hiç yorum yapmayacağım. Cevabı sanıyorum engellilerle iletişim kurarken hepimizin sahip olduğu korkaklığı gözler önüne seriyor. AİHM'lik olduk! * İzmir'de aralarında Güneydoğu gazilerimizin de bulunduğu bir grup engelli AİHM'de dava açtı. Bu konuya bakışınız nedir? Ben sitede o habere yer verirken 'böyle olmasaydı daha iyi olurdu' dedim, ama haklılar. Daha önceki hükümetler engellilerle ile ilgili kalıcı politikalar yapsalardı, onların eğitim, istihdam, sosyal hayat ve fiziki problemlerini çözselerdi, 'insanca biz de yaşıyoruz' deseydik de AİHM'ye gitmeseydik. AİHM, İzmir Gaziemir'deki 78 engelli arkadaşımıza ayda 100'er milyon maaş veriyor dava süresince. O davada kazanacaklarını biliyorum ve yine devletin üzerine kalacak ve çok ciddi emsal teşkil edecek. Çalıştığım 3 TV kanalı hâlâ maaşımı ödemedi, sigortam yatırılmadı. Şimdi ben bile AİHM'ye kadar gidebilirim, çünkü yaptığım aramalardan sonuç alamıyorum. Herkes bir şekilde suiistimal ediyor bizi. Hükümet olumlu Bugün Amerika engelliye yaklaşımında 'benim milli servetim' diyor. Çünkü kazandığı her engelli tüketmeyip ürettiği için ekonomiye de katkı sağlıyor ve onun milli bir zenginliği. Yaklaşım ve duyarlılık önemli. Türkiye, bu hükümetin engellilerle ilgili olumlu yaklaşımıyla yeni yeni bir şeylerin farkına varabildi... Bu AB'nin uyum yasalarından dolayı. Kamu kuruluşlarında engelli kadroları henüz tam doldurulmadı, ama ciddi çalışmalar var. Geçtiğimiz günlerde "İŞKUR ALO 180" iş arıyorum diye bir hat kurdu. Hem iş arayanlar, hem de işçi arayanlar kendilerine göre biri var mı diye oradan kolayca bilgi sahibi olabilecek. Türkiye'de engellilerin en büyük problemi de iş. www.yaşadikca.com Engellilerle ilgili 350 bölüm TV programı hazırladım ve bu konuda müthiş bir kaynağa sahibim. Bunlar interaktif ortamda, engelliler, aileler, bu konuda araştırma yapan kişilerin, akademisyenlerin en kolay ulaşabileceği noktada olsun istedik. Ülkemizde engellilerle ilgili dernek ve vakıfların siteleri genellikle kurumsal bilgileri içeriyor. Siteyi izleyenlerin kendinden bir şeyler bulabileceği bir buluşma noktası olması en büyük idealim. Şimdi dünyanın her tarafından bilgiler, gelişmeler, Türkiye'deki uygulamalar ve engellilerin haberleşebileceği bir interaktif bilgi ve haber portalı olarak çalışıyor. 21 Ekim 2003'de yayın hayatına başladı ve Türkiye'nin en iddialı sitelerinden biri kendi alanında. Evlilik, belki... * Evlenmeyi, yuva kurmayı düşünüyor musun? Hayır, evlenmeyi düşünmüyorum. Gerçekten hayatım boyunca beni taşıyabileceğine inandığım, bulunduğum konum ya da etiketim için değil de, kişiliğim için, fiziksel görünümümü hiçbir zaman inkar etmeden, hiçbir zaman görmeden benim yanımda olabileceğine inandığım, yüreğini koyabilecek güçlü biri çıkarsa belki olabilir. Bunu bilmiyorum. Ailem Gaziantep'te ve ben burada ablamla birlikte yaşıyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.