Muhtar hanedanlar

A -
A +

Fatih Seyid Ömer mahallesi muhtarlığı 66 yıldır aynı ailenin elinde... Üstündağ ailesinin muhtarlık süresi neredeyse Cumhuriyet'le yaşıt. Babası Mustafa Üstündağ azalıkla birlikte 47 yıl muhtarlık yapan Zeki Üstündağ, 19 yıl önce o 80 yaşındayken koltuğu devralmış... Hal böyle olunca mahallenin, bölgenin eski durumunu soruyoruz; "-O zamanlar 50-60 hane vardı, gençliğimiz bostanlarda geçti. Arnavut vatandaşların çalıştırdığı bostanlarla doluydu buralar. Eskilerden kaldı dersem yalan olur" diye anlatıyor. Seyyid Ömer Mahallesi 20 bin civarındaki nüfusu, 38 sokağıyla o günlerden çok farklı şimdi... Muhtar Üstündağ, mahallesinin Fatih'in yıldız mahallelerinden olduğunu anlatıyor; "-700-800 civarında fakirimiz var. Ama durumu iyi olanlardan ve esnaftan topladığımız yardımlarla her Ramazan gıda ihtiyaçlarını, kışın yakıtlarını karşılıyoruz. İhtiyacı olan çocuklara okul malzemesi sağlıyoruz. 25 çocuğumuza da hayırseverlerin katkıları ile eğitim bursu veriyoruz..." Peki vatandaşlar neler paylaşır muhtarlarıyla neden aynı aileden insanları seçer sorumuzun cevabı "Güven" diye geliyor Zeki Üstündağ'dan. "-Vatandaş bizi bırakmaz. 3 dönemde seçimde rakip vardı karşımda, bu seçimde rakip bile çıkmadı. Bu parayla ölçülebilecek bir şey değil. Güven telkin ederseniz, ailesindeki problemleri bile açar, medet umar mahalleli. Genellikle bizimle temas kuran fakir ailelerdir. Kapalı kutu olan vatandaşlar da var. Genellikle eşleri gelir kendilerini tanıyamayız. Muhtarlıkta en büyük sıkıntı mahallelinin ilettiği sorunun çözüme kavuşmasını beklemektir. O bekleme boyunca gidip gelir vatandaş. Muhtar genç olmalı. Verdiği dilekçeyi takip etmeli, sağa sola, gidip gelebilmeli. Muhtarlıkta oturmayla mahalleye hizmet olmaz..." Mühür kimdeyse... Büyük şehirde muhtar-mahalleli ilşkisinin devam etmediğini sanıyordum. Oysa çocuk-luğumda eğitim gördüğüm köy ilkokulunda muhtarımızın iki kızı sınıf arkadaşımdı. Saniye ve Emine "Muhtarın kızları", ben de "öğretmenin kızı" diye ayrı bir tonlamayla çağırılırdık. Herkes değil muhtarı, ailesini bile çok yakından tanırdı. Bu hafta İstanbul'daki kadın muhtarlarla konuşmak istedim. Ama küçük bir araştırmada karşıma 66 yıldır muhtarlığı sürdüren bir aile ile 38 yıldır görevde olan bir muhtar çıkınca onları da paylaşmak istedim. Ve gördüm ki İstanbul'da pek çok yerde muhtar ve mahalle halkı arasındaki sıcak ilişki devam ediyor. Eski dönemlere göre yaş ortalaması düşmüş, eğitim seviyesi yükselmiş muhtarların... Muhtarların aylıkları Bağ-Kur priminin ilk basamağının aylık prim tutarı olarak belirleniyor. Yani 64 milyon lira. Büyük beldelerde, mahalle-lerde muhtarların kazancı oldukça iyiymiş. Gittiğimiz muhtarlıklardan birindeki bir mahallelinin tabiriyle "hanedanlık" sayılabilecek süredir ailece bu görevi sürdürenler, eşinden devralanlar, en genci 27 en büyüğü 84 yaşında olanlar ve anlattıkları... En eski muhtar Geçtiğimiz günlerde Büyükşehir Belediyesi'nden Fatih'teki en eski muhtar olduğu için plaket alan Selahattin Akbaş da görevi şu anda birinci azası olan oğlu Alaaddin Akbaş'a bırakacak gibi. "-Turgut Özal'dan sonra bir paye verildi bize. İlk muhtar olduğumda takan yoktu... Şimdi gittiğimiz yerlerde saygı görüyoruz, oturtup dinliyorlar bizi, yer gösteriyorlar. Muhtarlık keyifli, nüfusu kalabalık yerlerde de kazançlı. Bakın benim burada çalışan personelim yok. Nereden vereyim parasını? Bazı büyük mahallelerde milletvekilinden çok kazananlar da varmış... Zor tarafları da var. Tehditler aldığımız da oldu. Sahte ikametgah istiyor vermeyince tehdit ediyor. Asıl sorun izini kaybettirmek isteyenler. Gelip naklini alıyor başka bir yere gidiyorum diye ama gidip oraya da kayıt yaptırmıyor. Saklanmak istiyor..." 1945'de İstanbul'a gelmiş Selahattin Akbaş. Asıl işi terzilik. Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden Muammer Karaca'nın takım elbiselerini o dikermiş. Geride bıraktığı 71 yılı, 38 yıllık muhtarlık hayatını anlatıyor. İhtilaller, zor dönemler görmüş ama hiçbirinde görevden alınmamış. Demokrat Parti'ye üye olduğu zamanlardan, Balmumcu'ya götürülüşünü, Davutpaşaspor Kulübü'nde yöneticilik günlerini anlatırken bir yandan da mahallelinin sorularını cevaplıyor, bilgisayarın başında ikametgah belgelerini dolduruyor. Ve gözyaşları içinde anlattığı bir anısıyla 55 yıl öncesine gidiyor Fatih'in en eski muhtarı; "-16-17 yaşlarındaydım. Eniştemin yanında kalıyor, onun terzihanesinde çalışıyordum. Peygamber efendimizin soyundan gelen Ahmet Mekki Bey'e (Kadıköy müftüsü) bir takım elbise dikmiştim. O elbiseyi çok beğenmiş. Bir yemekte eniştemin kızkardeşi 'Bu senin kanından mı, niye bu kadar sahip çıkıyorsun, niye o kadar işin inceliklerini öğreti-yorsun' deyince eniştem 'Ne biçim konuşuyorsun' deyip ona bir tokat attı. Hamileydi ve kendini yere attı, ağlamaya başladı 'Çocuğum düştü' diye. Kavga çıktı. Onun üzerine beni dükkandan da evden de kovdular. Mekki efendi bunu duymuş dükkana geldi bana başka bir terzihane buldu, evine aldı... Ekmekleri ince ince dilimler, duvara vurur beni yemeğe çağırırdı. Askere gidene kadar üç sene yanında kaldım..." Mührü eşinden aldı Şişli'de komşu üç mahallenin muhtarı on yıldır birbirine bitişik odalarında hizmet veriyor. İstanbul'da böyle bir arada olan başka muhtarlar yok diye anlatıyorlar.Önce hanımlar diyerek Feriköy Mahallesi Muhtarı Sevim Meriç'i tanımaya başlıyoruz. Sevim hanım, muhtarlık mührünü eşinden devralmış... 1963'den beri birinci aza olarak eşinin yanında ona yardım eden Sevim hanım, eşinin 98'de vefatının ardından muhtarlık koltuğuna oturmuş. "Çocuklarım evlendi, dört torunum var, mahalleliyi tanıyorum, bana bir meşgale oluyor, muhtarlığın benim için zor tarafı yok, keyifli tarafı var. Sayılıyorsunuz. Bayan olarak ben pek farkını görmüyorum.. Zevkle yapıyorum bu işi, daha da devam ettirmeyi istiyorum. Mahalleli elektrik yanmaz bize gelir, doğum yapar bize gelir 'nereye gideceğiz' diye... Vatandaşla akraba gibiyiz..." "Yetkimiz yok" Ömer Çubuk 1989'dan beri Bozkurt mahallesinin muhtarı, Sevim hanım konuşurken o da katılıyor söze; "-Muhtar ne demek?... Devletin en küçük temsilcisi demek. Şimdi siyasiler biraz daha anladı muhtarın önemini. Muhtarlığın mesuliyeti çok ama salahiyeti yok. Ölüm kağıdı verirsin, kayıp kağıdı verirsin, her çeşit iş yapılır. Ondan sonra muhtar mesuliyet altında kalır. Muhtarlık külfet işi. Kanunen yasak kayıtsız oturmak ama kayıt olmaya mecbur edemiyoruz. Cezası var ama kanun o kadar eski ki... Ceza 100 bin lira... Ne zaman ki işi düşüyor, o zaman da ben senelerdir burada oturuyorum. Devletin bütün birimleri bizimle temasta. Milli istihbaratı, askeriye hepsi... Bize söylesinler, tek tek tesbit ederiz kaçak olanları... Muhtar sadece bildiriyor. Eğer belediye başkanları çalışmazsa muhtarın yapabileceği bir şey yok. Bizim belediye başkanımız bizi tutuyor, biliyor ki biz onun gözü kulağıyız. Muhtar mahallesinin babası, amcası, dayısı, güvenmese seçmezler..."" Kocasıyla kavga eden bize geliyor > Şişli Eskişehir mahallesi muhtarı Mehmet Yasan da babasından sonra koltuğa oturanlardan. Babasının 18 yıl sürdürdüğü muhtarlığı 1963'den beri o yürütüyor. Tekrar aday olacak ve kendinden çok emin; "ne olacak baklava" diyor seçimler için. Bu arada söze Sevim hanım karışıyor. "Koltuk tatlı, insan oturunca bırakamıyor, en küçük koltuk bile tatlı" diyor. Mehmet Yasan'a muhtarlıkta yaşadıklarını soruyoruz. "Oğluyla, kocasıyla kavga eden geliyor, yoksullar geliyor... Türlü türlü.. Dert babasıyız yani..." ...Ve başına dert açan yıllar önce yaşadığı bir olayı anlatıyor; > "-Annesi emekli öğretmendi bizde oturuyordu. Oğlu da PTT'de müdür. Sağ olduğuna dair kağıt veriyorduk. Oğlu kağıt getiriyordu ben de onaylıyordum. Annesi ölmüş adam yerine maaş almış. Ben yargılandım beraat ettim ama parayı da ödedim..." Şişli bölgesindeki muhtarlar bulundukları yerin bütün giderlerinin ve yanlarında çalışan yardımcılarının maaşını belediyenin karşıladığını, Mustafa Sarıgül'ün kendileriyle çok ilgilendiğini anlattı büyük bir mutlulukla. Onların tek şikayeti Büyükşehir Belediyesi'nin abonmanlarını iptal etmesi.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.