Mutluluğa smaç

A -
A +

Takım ruhu ğ Biri Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi ve Meslek Yüksek Okulu Müdürü. Diğeri Ülkerspor'un Genel Müdürü... Pırıl pırıl iki çocukları var... Artık delikanlı olmuş Ahmet ve üstüne basa basa "dördüncü sınıfa geçtim" diyen Sena. Bir zamanların ünlü basketbol oyuncusu, milli takım kaptanı Lütfi Arıboğan ve Mahir Kaynak'ın kızı Doç Dr. Ülke Arıboğan çifti sözünü ettiğim. Lütfi Arıboğan'a "MİT mensubunun kızıyla evlenmek zor olmadı mı?... Sıkı bir araştırma geçirdiniz mi" diye soruyoruz, cevabı "Ben sadece Ülke'yle ilgilendim detaylarla değil" oluyor... İkisi de alanlarında öne çıkmış, başarılarıyla kendilerini ispatlamış insanlar. Bizi evlerine misafir ettikleri gün bütün çalışma ve iş yoğunluğuna rağmen insanların düzenli, saygılı bir aile ortamı oluşturabilmelerinin, birbirlerinden ilgilerini esirgememelerinin mümkün olduğunu gördük bir kez daha. Ve yıllardır bunu nasıl gerçekleştirdiklerinin cevabını Deniz Ülke Arıboğan verdi: "Sevgi..." Zaten başka hangi güç iki insanı ilk günkü tazeliğiyle bir arada tutar ve bir evi "Yuva" kılar ki?... İsmini Edgar Allan Poe'nin "Annabell Lee" şiirinden alan Doç. Dr. Deniz Ülke ve Lütfi Arıboğan çifti ile sohbetimize tanışmalarından söz ederek başladık. Ü.A: Bizim tanışmamıza sebep basketboldur. İkimiz de Ankara Üniversitesi'nde okuduğumuz için aynı turnuvalarda oynarken arkadaş olduk. Ben 17, Lütfi 21-22 yaşlarındaydı. Üniversite 3. sınıfta sözlendik, 4. sınıfta nişanlandık, mezun olduktan sonra da evlendik. Her şey aşama aşama gitti. 9 ay sonra da Ahmet dünyaya geldi, hiç yalnız bir aile olmadık yani... ¥ Uğraş verdiğiniz alanlar sürekli değişim, bunun için de yoğun bir çalışmayı gerektiriyor... Ve bu arada da çok güzel iki çocuğunuzu yetiştirmişsiniz. Bunu nasıl başarıyorsunuz?... Çok mu programlı, ya da çok mu özverili yaşıyorsunuz?... Ü.A: Alanlarımız farklı ama ikimiz de birbirimizin alanlarına ilgi duyuyoruz. Benim için ikinci konu hâlâ basketbol, hiçbir maçı kaçırmam. Mesela Lütfi'den daha çok futbolla ilgiliyim çocuklarla beraber. Kızım futbolu da çok seviyor basketbolu da. (Bu arada Sena'ya takımını soruyoruz. G.Saray diyor. 'Bu eve sadece Galatasaraylılar girebiliyor' diye ekliyor Ülke hanım. Neyse doğru eve gelmişiz). Kitaplarımı benden önce Lütfi okur. Bu konularda çok tartışırız, fikir açısından çok açıcı oluyor. Yazdıklarımı genellikle ilk okuyan, edit eden kişi oluyor. Lütfi evde basketbol sohbeti yapmayı sevmez kendi alanımla ilgili sohbetler yaparız. Lütfi politikaya meraklı. Ben akademik düzeyde ilgilenmeyi seviyorum, o daha çok pratik tarafını seviyor... ğ Ufukta politika görünüyor ¥ Politikaya merak duyuyor deyince hemen sormak istiyorum, ilerde sizi bu kulvarda görebilir miyiz?... Ü.A: Ben düşünmüyorum ama Lütfi'nin öyle niyetleri var. Ben de siyasetin Türkiye açısından çok önemli olduğuna, birilerinin taşın altına elini sokması gerektiğine inanıyorum ama henüz zamanı değil gibi geliyor bana. Ama bilmiyorum kendisi karar verir. L.A: Çok sevdiğim bir işi yapıyorum ve tatmin oluyorum. Bunun bir şans olduğuna inanıyorum. Profesyonel oyunculuk yaptığım dönemde de bana o paraları ödemeseler de ben oynayacaktım basketbolumu. ¥ Şimdi de ödemeseler yöneteceksiniz yani?... L.A: Tabii, tabii ödemeseler de yöneticilik yaparım. Bu yıllarda politika zor görünüyor ama yakından ilgileniyorum. Dünyadaki, Türkiye'deki olayları kaçırmamaya çalışıyoruz Ülke'yle birlikte. Müzikte, siyasette, sanatta her alan için böyle. ¥ Söz buraya gelince. Biriniz için hafta sonu kavramı yok, diğer tarafta da hafta içi. Zaman bulabiliyor musunuz, daha doğrusu zamanınızı denkleştirebiliyor musunuz?... Ü.A: Randevulaşıyoruz. Hafta sonlarını ailece babamızın maçlarında değerlendiriyoruz, beraber olabilmemiz için tek şans maça gitmek. Hepimiz de sevdiğimiz için peşine takılıyoruz. Bizim için başka bir eğlence yok açıkçası. Zaman bulabilirsek konsere, başka sanat faaliyetlerine katılamaya çalışıyoruz ama çok zor. İkimiz de çok yoğun çalışıyoruz. Meslek yüksek okulu yeni kuruldu Bilgi Üniversitesi'nde, benim de idari görevim olduğu için çok yoğun bir efor sarfetmem gerekiyor. Son 1,5 yıldır Lütfi'den yoğun oldum. L.A: Olumlu düşünmek, bakmak lazım tabii. Pek tatil kavramımız yok, ikimizin işi de dinamik yapılar. Başı sonu belli değil. Ülke'lerin üniversitesinde AB enstitüsü kuruluyor şimdi. O da ayrı bir yük, sorumluluk ve güzel bir heyecan. Bu heyecanın bedeli de tatil kavramının olmaması. Ü.A: Biz çok ben merkezci tipler değiliz. Benim ilgilerim, benim zamanım, kavramı yok. Herşeyi birlikte yapmaya alıştık. Çocuklarımızla birlikte eğleniyoruz, birlikte tatile gidiyoruz, birlikte çalışıyoruz. Çocuklar için hep beraber uzun süreli tatile çıkamamak gibi sorunlar oluyor ama. Senede bir hafta çok iyi değerlendiriyoruz, dolu dolu yaşıyoruz. İbrahim Kutluay bir marka ğ Ülker bir kurum kimliği çalışması içerisinde görünüyor... Onunla birlikte tanıtıma verilen önem de ortada. Bu açıdan kulübün yeri ne?... L.A: Ülker hep en iyiyi yapmaya çalışmış, faaliyet gösterdiği sektörde en iyi olmuş. Bakmışlar ki işlerini yaptıkları yoğunluk içerisinde kendilerini tanıtmaya vakit bulamamışlar. Son yıllarda buna dikkat ediliyor. 10 yıldır da basketbol Ülker camiasının kendini topluma anlatmasında yardımcı oluyor, önemli bir parça. Basketbolun Ülker'in başarılı, ağırlıklı şirketlerinden biri olduğuna inanıyorum. Yurt dışında tanınırlığına etkisi olduğunu biliyorum. ¥ İbrahim Kutluay transferine gelirsek. Rakam konusunda çok farklı şeyler söylendi. İbrahim Cola-Turka içecek mi gerçekten?... L.A: Cola-Turka hem içiyor hem içecek. Onun hangi reklamda kullanılacağı, hangi ürünleri tanıtacağı reklam-iletişim bölümünün stratejisine bağlı. Şu anda belirlenmiş bir şey yok. Ama İbrahim hem basketbolculuk yönü ağır basan, hem de tanınırlılığı çok önde olan medyatik bir sporcu. O da bir marka. Ülker'in basketbolculuğuyla birlikte onun bu yönünü kullanmasından daha doğal bir şey olamaz. Rakamla ilgili çok hayali miktarlar telaffuz edildi. Avrupa'da kendini ispatlamış bir oyuncunun Türkiye'ye dönme kararı alması Türk basketbolu için çok önemli. Ülker'in bu kararı aldırması da en az o kadar önemli. Karşılıklı bir fedakarlık da var. Türk basketbolunun ihtiyacı olan başarı ve ilgi için önemli bir adım attığımıza inanıyoruz. ğ Yöneticiliğin yükü ağır ¥ Bu yıl ne kadarlık bir bütçeyle hazırlandınız. Ülkerspor'un yeni transferleri dikkat çekti. Geçen yıldan daha mı iddialısınız? L.A: 93'de kurulduğumuzdan beri hedef hep şampiyonluktu. Cumhurbaşkanlığı Kupası, Türkiye Kupası, Avrupa'da başarılı olmak hep hedefimiz. Bizim senede yaklaşık 5 milyon dolarlık standart bir bütçemiz var. Bu seneki atılımlarımızla tahmin ediyorum 1-1,5 milyon dolar üstüne çıkacağız. ¥ Oyunculuktan yöneticiliğe geçişinizden söz etsek. Basketbolda sizin gibi 2-3 isim var sadece. L.A: Adanalı'yım ve basketbola da orada başladım. Üniversite için Ankara'ya geldim. Ziraat mühendisiyim. Üniversiteden sonra Efes'e geçince tam profesyonel oldum. Sonra Galatasaray ve 1 sene de kuruluşumuzda Ülkerspor'da geçti. 241 defa milli oldum. Şanslı bir sporcuyum hep iddialı takımlarda bulundum, genç yaşta kaptanlık yapmaya başladım. O da hem sporcu hem yönetici gibi düşünmeme neden oldu. Sporculuğum boyunca kulüp başkanları, yönetici abilerim bu konuda yönlendirici oldular. Kısmet de böyleymiş. Zor bir yerden başladığımı düşünüyorum. İlk gün formayı çıkarıp takım elbiseyi giydim ve genel menajerliğe başladım... Zorluklarını Ülke bir hayli çekti, yönetici olunca rahatlayacağımı düşünüyordu ama yoğunluk 2-3 misli arttı. Amerika'nın dansına ayak uydurmak zor ¥ Sizi bulmuşken alanınızla ilgili birşeyler sormadan olmaz. Bölgemizdeki hassasiyet sürüyor. Tezkere yine gündemde, Irak'ta işler düzene girmiyor, Kürt devleti ve daha pek çok konu var... Bu arada bizim izlediğimiz yol hakkında ne söylenebilir, dahası böyle bir yol var mı?... Ü.A: Yol izleme konusunda çok ciddi sorunlar var. Sadece bizim değil dünyadaki tüm devletlerin de. Çünkü ABD standart, tutarlı bir yol izlemiyor. Dünyanın hiper gücü olduklarını, bundan sonra da çeşitli müdahalelerde bulunacaklarının mesajını veriyorlar ama ne şekilde ve ne zaman olacağını kendileri de tespit etmiş değil. ¥ Bu tehlikeyi daha da büyütmüyor mu?... Anlık kararlardan, değişimlerden de söz edilebilir mi?... Ü.A: Tabii. K.Irak'ta gerçekten hazırlıklı bir düşünce sistemleri, yapı olsaydı daha rahat bir düzen kurarlardı. Amerikalılar cephede zaferi kazanma anlamında sıkıntı çekmiyorlar ama zaferin yönetimi konusunda son derece zaaf içerisindeler. Zaferden sonra barışın nasıl kurulabileceği konusunda çok fikir sahibi görünmüyorlar. Çevredeki Amerikan gücünün devam etmesi için, orada olmaları gerektiğine inanıyorlarsa yeni müdahaleler yaparlar. Kendilerini Amerikan İmparatorluğu diye adlandırıyorlar. Bir imparatorluk kuracaksanız sürekli askeri güçle sürdürülebilir bir şey olamaz. ğ Türkiye'nin durumu zor ¥ Barış da postallarla götürülebilen bir şey değil. Bölge konusundaki bilgisizlikten mi kaynaklanıyor bu durum yoksa Amerika'nın genel bir zaafı mı?... Ü.A: Aslında bölgeyle ilgili. İngilizler kadar deneyimli değiller, orada bir tarihsel geçmişleri yok. Savaşı yapmak için askeri güçleri var ama savaş sonrası istikrarı korumak için siyasi güç, felsefe, ideoloji gerekir bir doktrin oluşturulmalı. Yıkmayı beceriyorlar inşa etmeyi beceremiyorlar. Özellikle bu son dönemde (içerde çok tartışmalar olmasına rağmen) Bush yönetiminin dışarı verdiği görüntü bir şeyleri inşa etme anlamında yetersiz oldukları. Bush yönetimini tehlikeli görmemdeki neden bu. ¥ Bizim durumumuzu ve Amerika'daki seçimler konusunu değerlendirirsek... Ü.A: Bizim durumumuz zor. Amerikanın bütün müttefikleri sürekli olarak yeni politikalar üretmek zorundalar. Amerika'nın dansına ayak uydurmaya çalışıyorlar o da kolay değil. Cha-cha'dan tangoya, tangodan valse sürekli değişen bir yapısı var. Son günlerde de rap tarzında yaptıklarından uyum sağlanabilir bir durum değil. Amerikalılar'ı Amerikalılar kadar eleştiren başka bir ülke vatandaşı yok. Seçimlerde medyanın etkisi çok büyük olduğu için onun hakkında bir şey söylemek zor son ana kadar. Bush yönetimine karşı kanadın ağırlık kazanacağı görüşündeyim. Blair hükümetine yönelik, özellikle Kelly olayından sonraki yıpratma olayı devam ederse Bush yönetimi de yıpranır. Sonuçta Türkiye Amerika'nın yanında dursa da Amerikan hükümetinin yanında durmalı mı?... O tartışılmalı, o ayrım artık yapılmalı. Ben şakayla karıştırarak hep söylerim. Amerika başkanının seçimi Türkiye açısından, Irak açısından, Somali açısından, diğer ülkeler açısından önemli. Basketbolda eğitim ıskalandı Bu sene ilköğretim dörde gidecek olan Sena veteriner olmak istiyor. Evde de bir köpeği ve kaplumbağası var. "Kızım herhalde okyanusta balinaları koruma örgütüne üye olacak, o işlerle ilgilenecek" diye anlatıyor anne Arıboğan. Ahmet bir yandan eğitimini sürdürürken, Ülkerspor'un yıldız takımında da basketbol oynuyor. Yine anne Arıboğan anlatıyor. Ü.A: Spor eğitimin bir parçası olması gerekirken onun zıddı haline geldi. Ben eğitimden taviz vermem, o anlamda diktatör bir anneyim diyebilirim. Lütfi de farklı düşünmüyor. En iyi eğitimi almak zorunda. Onun yanında spor olursa ne kadar güzel. ¥ Basketbolda eğitim düzeyi düştü. Ailelere neler söyleyeceksiniz? L.A: Türkiye'de şu anda çok başarılı bir nesil var ama eğitim ihmal edildi, ıskalandı. Aileler tarafından maalesef profesyonellik yanlış anlaşıldı. Profesyonellik çocukların küçük yaşlarda eğitimi ihmal edip tamamen spor salonlarında olması demek değil. Basketbol üniversitenin sporuydu. 1980'de A Milli Takım'a ilk girdiğimde takımda bir tane üniversiteli olmayan oyuncu vardı. 1995'de takım kaptanı olarak Milli Takım'ı bırakırken sadece ben üniversiteliydim. Basketbolcuların davranışları her zaman eğitimli, kültürlü insanların davranışları olmuştur. Zaman zaman eleştirdiğimiz futbolcu davranışları basketbolda hiç olmazdı, şimdi görülen, sabahlara kadar içen, sokak kavgalarına, meydan kavgalarına karışan basketbolcular rastlanan şeyler değildi. İnşallah bunların hiç olmamasını diliyoruz ama bunlar eğitimle alakalı.

300
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.