Ana Kraliçe Bir partinin başına geçen 6. kadın genel başkan. 1958 Kayseri Bünyan doğumlu. Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini bitirmiş, daha sonra İktisat Fakültesi'nde doktora tezini vermiş. 1999'da parlamentodaydı... O günlerde milletvekili olduğu Anavatan Partisi'nin yeni genel başkanı. Bir dönem tek başına iktidarda olan, Türkiye'nin yönünü değiştiren, şimdilerdeyse o günlerin çok uzağında olan ANAP'ın. Şimdi 'Yeni ANAP' diyerek, son seçimlerde sandıktan çıkan sonucu mahalli seçimlerde değiştirmeye çabalıyor. Nesrin Nas'la , ANAP'ın nerede yanlış yaptığından bugüne gelişini, özel hayatını ve gündemdeki konuları konuştuk. İşte artık eve vakit ayıramadığı için üzüldüğünü söyleyen, yerel seçimde kadın adaylar isteyen ve "Oğlumdan çok şey öğreniyorum" diyen Nas'ın anlattıkları... * Size 'Ana Kraliçe' diyorlar. Bunu nasıl karşılıyorsunuz? - 'ANAP'ın amblemi petek ve arıdan oluşunca öyle çağrışım yapmış olabilir. Olumsuz anlamda söylendiğini sanmıyorum ama, kraliçe arının, işçi arıları kullanıp öldürdüğünü bilince bana çok da olumlu gelmiyor. Şu anda nötr kalıyorum ama kullanılmamasını tercih ederim. Çünkü ben takım oyunu oynamak istiyorum. 'Kraliçe, imparatoriçe, ana, bacı...' bu tür imgelerden rahatsız oluyorum, ayağımı böyle şeylere basmak, böyle de anılmak istemiyorum. Sizi zamanla farklı bir siyasete çekiyor. Karadenizliler, 'partiyi teslim ettik karıya, bütün oylar arıya' dediler mesela. Alınmıyorum, kırılmıyorum, oluruna bırakıyorum.' * Bir zamanlar büyük kitleleri arkasından sürüklemiş bir partinin en zor zamanında genel başkanı oldunuz. Parti içerisinde yeniden bir toparlanma yaşanacağına inanıyor mu arkadaşlarınız? - 'İnançsız kimseyi görmüyorum partide. Onlar zaten ayrıldılar tamamen, çekirdek kadro ve bu inancı taşıyanlar burada kalmaya devam ediyor. Son kamuoyu araştırmasında bir yükseliş var ve yerel seçimlerde DYP'nin önünde görülüyor şu anda. Bütün çabam, dikkatim bunu kalıcı hale getirmek. Bunun için de politikaları açık bir biçimde ortaya koyup, onu destekleyici kurumsal yapıyı oluşturmanız lazım.' * Temel ilkeleriniz nedir bu 'Yeni ANAP' denen oluşumda? - 'Temel insan hak ve özgürlükleri penceresinden baktığınız zaman, çözemeyeceğiniz hiçbir meseleniz yok. Yeni dünya düzeninde insanların hakları belli bir ülkeye, gruba, kimliğe, inanca sahip oldukları için değil, sadece insan oldukları için var. İkincisi her meseleye hürriyetin asıl, sınırlamaların istisna olduğu bir pencereden bakmak. Çünkü ekmeğiniz orada. Despot rejimlerle yönetilen ülkelerde ekmek de iş de yok. İşte İran'da öyle bir zenginliğin üzerinde depremde fukaralık yüzünden ölen insanları gördük. Irak'ın başına gelenler... Suudi Arabistan'ın durumu... Üçüncüsü de hiçbir meseleye pragmatik, günü kurtaracak çözümlerle bakmayacağız. Bugüne kadar hep böyle oldu, bedelini sonraki nesiller kat kat ödedi.' ANAP bedel ödedi * Ve iktidardaki partilerin hepsi meclis dışında kalarak bir bedel mi ödemiş oldular? - 'ANAP ne yaparsa yapsın iktidardaki bir parti olarak o ağır ekonomik krizin altında kalacaktı. Ve bedelini de ödedi. Bunlarla açık yüzleşmemiz gerek. 1995'ten sonra ANAP'ın böyle bir süreç yaşayacağı görülüyordu. 2001 krizinden sonra biz kendi içimizde kurmay heyetleri olarak değerlendirme yaparken 'bu iş bitti' dedik. Diğer ülkelerin deneyimlerine de baktığınızda böyle ağır krize hem sebebiyet vermiş hem de bunu iyi yönetememiş, geniş yığınların bu krizin altında kalmasına neden olmuş siyasi iktidarların ilk seçimlerde böyle bir ağır bedel ödeyeceğini görüyorsunuz. Arjantin'de, Meksika'da böyle olmuş. Acılar unutulmuyor. Bu sonuca Mesut Bey de şaşırmadı.' * Ali Talip Özdemir'in daha birinci yılı doldurmadan genel başkanlıktan çekilmesini neye bağlıyorsunuz? Sizin daha öncesinde bu göreve gelme düşünceniz var mıydı? - 'Partinin başına geçmek gibi bir hedefim yoktu... Ben adaylığımı Ali Talip Bey çekilmeden 20 gün önce açıkladım. Arkadaşlarımla il il dolaşıyorduk ve yolda öğrendim aday olmayacağını. Bir gün önceki toplantıda 'sonuna kadar devam edeceğiz' derken 24 saat içinde nasıl böyle bir karar aldı bilemiyorum. Anadolu büyük bir çoğunlukla beni destekliyordu, 50'den fazla il başkanının desteğiyle aday olmuştum. İstanbul Ali Talip Bey'i destekliyordu, İzmir'de kararsızlık vardı. İzmir toplantımızdan sonra büyük bir çoğunluk beni destekleyeceğini açıkladı. Bunun psikolojik bir etkisi var sanırım. Kendi yazdığınız delegenin desteğini kaybetmişseniz orada düşünmek lazım.' Oğlumdan çok şey öğreniyorum * Biz hayatımız boyunca aynı siyasetçilerle yaşamaya, tekrar tekrar gidip gelmelerine alışkın büyüdük... Son seçimlerin ardından Çiller ve Yılmaz ise ortalarda görünmüyor. - 'Artık toplum değişiyor. Çok genç bir nüfusumuz var. Mesut Yılmaz ve Çiller bu değişimi okuyabildikleri için kendileri çıkarmaları gereken dersi başkaları söylemeden çıkarıp, kenara çekildiler. Belki bizim jenerasyonumuz çok daha da farklı olacak. Bundan sonra siyasetten 'yalan' diye bir kelimeyi çıkarmak zorundasınız. Açık, net, her şeyi ortada konuşmanız gereken bir dönemdesiniz. Ben oğlumdan çok şey öğreniyorum. Dünyaya, siyasete, eğitime bakışım konusunda onun durumundan çok şey alıyorum... Araştırmalar, gençlerin çoğunun ilk fırsatta bu ülkeden gitmek istediğini ortaya koyuyor. 'Gittiğiniz yol yol değil böyle olursa biz yokuz' diyor. Siz hâlâ eskisi gibi devam edebilir misiniz?' Siyasi parti bir ailenin mirası değil * ANAP denince hâlâ kurucusuyla Turgut Özal'la anılıyor. Ve tabii ki Özal ailesi de geliyor devamında. Aday olmadan Özal ailesiyle ya da Mesut Bey'le görüştünüz mü? - 'Ahmet Bey'le aynı dönemde aynı bölgeden milletvekili adayıydık. O dönemde çalışmalarımız oldu. Ama Semra Hanım'la hiçbir tanışıklığım yoktur. Geçmişte de yoktu, şimdi de yok... Siyasi parti, bir ailenin mirası değildir. Ne Özal bunu kendi ailesine miras olarak bırakabilir ne Mesut Yılmaz ne de ben. Bu bir kurumdur, yaşayacaktır. Mesut Yılmaz'la adaylık öncesinde de, genel başkan olduktan sonra görüştüm, bundan sonra da görüşmeye devam edeceğim. Onun bilgisinden ve deneyiminden çok yararlandım bundan sonra da yararlanacağımı düşünüyorum.' * Mesut Yılmaz siyaset defterini tamamen kapattı mı sizce? - 'Tamamen kapattı. Siyasetin kendi içindeki oluşumları, teşkilatlanma, örgütlenmeyle uğraşmıyor ama bana 'ben zamanında şu hatayı yaptım sen yapma' diye söylüyor. Ya da 'burada şu meseleye dikkat et' diyor. AB konusunu, müzakere sürecini çok iyi biliyor mesela. AB, bir çapa olarak karşımızda duruyor. Bu konudaki gelişmeleri okuyabilecek kişilerin olması lazım. Ucu açık bir katılım ortaklığı belgesi var. 'Bu da olsun, şu da olsun' diye getirilebilir. Ben yüzde 50 iyimserliğimi koruyorum yine de. 2007'yi geçecek diye düşünüyorum müzakere tarihi verilmesinin. 2013 diye düşünüyorum.' * Mahalli seçimler kapıda. Hazır mısınız? - 'Bütünüyle hazırız diyemem. ANAP, yerel düzeyde halen iktidarda. 700'den fazla belediyemiz var. Büyük bir kısmını zannediyorum koruyacak. Çünkü belediye başkanlarımız hizmet bölgelerinde sevilen, sayılan kişiler. Diğer partiler yeni aday çıkarmak yerine ANAP'ın adaylarını almak istiyorlar. DYP bu konuda son derece ısrarlı ve kararlı bir politika izliyor. Başka partilerde de aynı. Adaylarımıza bu kadar çok parti el uzatıyorsa o adaylarımızın yeniden seçimi kazanacakları sinyalini alıyorum.' Kadın adaylar için kota * Büyükşehirlerde durumunuz ne olur? Adaylarınız belli mi? - 'Büyükşehirler sorun. Her parti kendini koruyor adayları konusunda. Biz 'Yeni ANAP' diyoruz ve bu tuttu. Belediyelerimizin olmadığı yerlerde 'bu imaja uygun, gerçekten açık, ilkeli, dürüst, genç ve kadın adaylar çıkarın' dedim. Gençlere ve kadınlara öncelik vermeyi önemsiyorum. İstanbul il başkanı da kadın oldu biliyorsunuz. Kadınların sorunlarının çözümlenebilmesi için karar süreçlerinde kadınların olması gerekiyor. Ama teşkilatlara gelip katılsınlar, çalışıp kendilerini kanıtlayıp yükselsinler; bu çok uzun bir yol ve bizim öyle uzun zamanları bekleyecek halimiz yok. Kota yok ama ben böyle bir kotayı fiilen uygulayarak, zorlayarak, kırarak bunu aşmayı düşünüyorum. Yoksa ne ceza kanunundaki saçma sapan kadına karşı ayrımcılığı ne de başka bir alandaki ayrımcılığı önleyebilirsiniz. Kadınların yüzde 15'i okur-yazar değil, her gün 10 milyon kadın dayak yiyor. Bunlar Avrupa komisyonu raporları. O raporlarda başka şeyler var, tecavüze uğrayan kadınlarla ilgili ben söylemeye utanıyorum, yüzüm kızarıyor. Parlamentodaki 24 oyla bu profili değiştiremezsiniz.' * Kadın politikanın içindeyken kadın kimliğinden uzaklaşıyor mu? Siz artık bir partinin genel başkanısınız, böyle bir zorlama hissediyor musunuz? - 'Bu kişiye çok bağlı. Ben hiçbir değişiklik hissetmedim; böyle bir zorlanma da yaşamadım. Diğer arkadaşlarımın da yaşadığını sanmıyorum. Kadın genel başkana çok alışık değil Türkiye. Ben altıncıyım sanırım bu konuda. Erkek siyasetçilerin alışması gereken bir düzen bu... Ben parlamento dönemimde nasılsam aynıyım. Erkeksi değilim ama feminen de olmadım. Konusunda uzman, işini bilen ilkeli bir insan olmaya çaba sarf ettim. Tabii aynı zamanda annesiniz, eşsiniz. Hiçbir zaman birini diğerine baskın tutmamaya çalışıyorum, biz kadınlar yıllardır bunu yapıyoruz zaten.' Eve girdiğimde siyaset bitiyor * Biraz daha fazla enerji harcayacağım artık. Türkiye'deki kadınların durumunu biliyorsunuz. Çocuklarımızı annemizin desteğiyle büyütürüz... Şu anda evdekilere annem bakıyor. Eskiden alışverişimi kendim yapardım, şimdi annem dolduruyor o açığı. Yine de eve girdiğimde siyaset bitiyor. * 22 yıllık evliyim. 19 yaşında bir oğlum var. Amerika'da üniversitede okuyor. Eşim ilk defa kongrede yanıma geldi ve 'Bu son kez' dedi... Öyle bir karar aldık. O da haklı. Çalışanları, sorumlu olduğu insanlar var. * Düzenli bir şekilde tenis oynardım. Şimdi oynayamıyorum ve adaylık sonrası her tarafım ağrıyor. 24 saatin size ait olduğunu bilip, onu tüketmeyi özlüyorum. * Çok titizimdir evde düzen konusunda ve evle ilgilenemediğim için üzülüyorum. Geçen gün eşim 'Düğmem düşüyor haberiniz yok' dedi ve bu söz gerçekten çok üzdü beni. * Çocukluğumdan beri gitar çalarım. Piyanoyla başlamıştım. Üç yıl önce oğluma öğretmek için tekrar gitar aldım elime. Ben ona klasik gitar Bob Dylan falan öğrettim o da bana Metallicca ve Amatem'i. Ama şimdi benim çalışımı beğenmiyor. Türküleri çok severim. En çok da Musa Eroğlu ve Neşet Ertaş'ı. "Zengin genel başkan" - 'Bugünden itibaren benim bir işim yok. Mal varlığımı açıklama nedenim seneye bu zamanda bakılsın bir artış var mı bana hesabı sorulsun diye. Mal varlığımızda miras var, eşimle beraber çalışma hayatımızla yaptığımız ortak katkı var... Eşim 30 sene üst düzey görevlerde çalıştı; ben de uluslararası piyasalarda üst düzey görevlerde bulundum... Zamanla tasarruflarımızı mirasa kattık. 'Zengin genel başkan' diye çok yazılınca hesapladım, topu topu 2 milyon dolarlık bir şey çıktı ortaya, evler falan dahil. Geçen seneki gelir vergisi beyannamesine baktım, vergiyi ödemek için vadeli mevduatımızı bozdurmamız aklıma geldi. Eşim çok yüksek düzeyde gelir vergisi ödüyor, kendi mesleği içinde teşekkür mektubu alıyor. Önümüzde yepyeni bir dünya var 'Arkadaşlara, 'Biz otoyolları yapan, cep telefonunu köye getiren, onu yapan, bunu yapan partiyiz' diye anlatmayın diyorum. Onlar geçmişte kaldı, bu felsefenin doğal sonuçlarıydı ve yapmak zorundaydık. Bunları yaptık bitti, geleceğe bakmamız lazım. Önümüzde yepyeni bir dünya var. 1980'li yılların dünyasıyla 21. yüzyıl tamamen farklı. Tüm dünya iki kutuplu yapıyı kaldırıp atacak ve yepyeni bir yapılanmaya geçecek. Bu durumda pozisyonunuz ne olacak?.. Bu değişen dünyada nerede duracağımızı belirlememiz lazım.'