Şiddet, insan var olduğu günden beri onunla birlikte ne yazık ki! Öfkeyi, kıskançlığı, baş edemediği durumları aşmak için pek çok kişinin başvurduğu hiç de çözüm getirmeyen, her şeyi daha da içinden çıkılmaz hale getiren bir durum. Çağlar boyunca bütün insanların anladığı ortak bir dil olduğu için mi bu kadar sık kullanılıyor bilinmez, ama bilinen bir gerçek var ki; şiddet uygulayanlar, en çok şiddet görenler... MEB ve UNICEF iş birliğiyle düzenlenen "1. Şiddet ve Okul Sempozyumu"nun açılış konuşmasında Türkiye temsilcisinin Doğu ve Batı Avrupa'da her gün dört çocuğun okuldaki şiddet yüzünden hayatını kaybettiğini söylemesi, problemin boyutlarını gözler önüne seriyor.Tam da sempozyumun yapıldığı günlerde İstanbul'da öğrenci kavgalarında iki gencimizin hayatını kaybetmesi velilerin endişeye kapılmasına yol açtı. İstanbul'daki okullarda durum ne, bundan sonra neler yapılacak? Görevde 9. yılını tamamlayan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey'e sorduk bunları. Her iktidar değişikliğinde belirli makamlardaki isimlerin değişmesine alışan toplumumuzda, uzun yıllar görevine devam eden bir isim olarak da dikkat çekiyor Ömer Balıbey. Sohbetimizin ilk sorusu da "Bunun sırrı ne?" oldu zaten. ? 24 saat görevdeyim - Bunun altında yatan sebep ülkenizi, devletinizi sevmek, 24 saat görev başında olmak. İnsanları kucaklayıp, görevinizi iyi yaptıktan ve çalıştıktan sonra problem yok. Özet olarak görevimizi yapıyoruz. * Okullar ve şiddet konusu gündemde. Siz geçtiğimiz yıllara göre okullardaki şiddet olaylarında azalma var diyorsunuz. İstanbul'a baktığınızda öğrencilerde suç türlerinde bir değişim, size tehlikeli görünen durumlar var mı? - Öğrenci suçları hep aynı. Kopya çekme, arkadaşlarına ve öğretmene saygısızlık, okul kurallarını hiçe sayma gibi... Ve bunların sonu öğrencinin uzaklaştırılmasına kadar varabiliyor. Son zamanlarda teknolojinin gelişmesiyle, bunlara teknolojik suçlar eklenmeye başladı. Cep telefonlarıyla kopya çekmek ya da tacizler, internet cafelerden ya da bilgisayarla yapılan tacizler görülmeye başlandı. Son zamanlarda art arda gelen sıkıntıların kısa zamanda geçeceğine inanıyorum. Psikologların, toplum bilimcilerin, belediyelerin, sivil toplum örgütleri ve anne-babanın bu konuda kendini sorumlu hissetmesi lazım. ? Okul dışına kamera * Okullarda bir güvenlik probleminden söz edilebilir mi? -2 milyon 250 bin öğrencinin olduğu yerde mutlaka sıkıntı olacak. Şimdi nöbetleri daha çok artırıyoruz. Bir öğretmen nöbet tutuyorsa, ikinci öğretmeni veriyoruz. Gençlerimizin spor ve kültürel etkinliklerde yer almasını, aktivitelere katılmasını sağlamaya çalışıyoruz. Anne-babaları daha sık okula davet ediyoruz, özellikle şu hassas günlerde ailelerin okulla daha çok irtibat halinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Okul çıkışlarında sokak serserilerinin ve madde bağımlısı çocukların, öğrencileri rahatsız etmemesi için emniyet müdürlüğü okul önlerinde daha çok tedbir almaya başladı. Valimiz ve Büyükşehir Belediye Başkanımız da, MOBOSE sistemine bağlı 349 kamerayı caddeleri kontrol edebilecek şekilde okul dışına kurmaya başlıyor. ? Denetimler artıyor * İnternet cafelerdeki tehlikelere dikkat çektiniz. Akşam saatlerinde küçücük çocukların bulunduğu bu mekanlarla ilgili nasıl tedbirler alınacak? - '12 yaşın altındakilerin girmemesi ya da girerse de anne-babasıyla gelmeli' diye karar alındı. Bu çocuklar velisiyle ya da onun verdiği izinle, tayin ettiği vasisiyle girebiliyordu. Ama imzayı taklit ediyorlar çocuklar. Sigara içilmemesi konusunda da karar alındı, uyarılar yapılıyor bu konuda. Ayrıca internet cafeler konusunda bir denetim komisyonu kuruldu, inşallah faydası olacak. * Bu olaylar tam da okullardaki şiddetin tartışıldığı sempozyumun yapıldığı tarihlere denk geldi... - MEB'nın, UNICEF'le birlikte bir yıl önce hazırladığı bir çalışmaydı bu sempozyum. 'Güvenilir okul' konusunda neler yapılabilir, öğrenciler şiddetten nasıl korunacak, hem de onların şiddet uygulaması nasıl engellenebilir gibi konularda konuşmalar yapıldı. Bakanlığımızın bu konuda çok güzel çalışma ve uygulamaları var. Öğretmenler, uzman isimler görüşlerini sundu. Okulun psikolojik, sosyolojik ve ekonomik boyutu konuşuldu. Ama çok acı bir tesadüf; tam da bu sempozyum sırasında iki acı olay yaşandı. İnşallah bir daha olmaz. ? Boş bir kültür! * 'Çocuklar maganda kültüründen korunmalı' dediniz. Nedir maganda kültürü? - Maganda kültürü ya da arabesk kültür altı boş bir kültür. Maçtan sonra silahla kutlama, geçerken silah gösterme, maça döner bıçakları ile gitme, birbirine tahammül edememe, 'günaydın' dememe, eski İstanbul'un güzel 'Türkçesi'ni kullanamama, düzgün cümle kuramama, internetteki yazışmalarla dilin iyice bozulması gibi unsurları barındıyor. Ben bunun 'maganda kültürü' olduğunu söylüyorum. Çocuğun sokakta gördüğü kültür bu, televizyonlarda verilen kültür de bu! Diziler, filmler, reklamlarda argo kelimelerle konuşmalar... Sonuçta kitap okumayan, altyapısı olmayan, sevgisiz, saygısız bir gençlik oluşuyor. Bu açığı kapamak için MEB 100 temel eser okuma ve şiir ezberleme zorunluluğu getirdi. Hiç olmazsa bu kültürün etkisinden kitap okuyarak kurtulsunlar, güzel hayaller kursunlar, bu hayallerde gelecekler olsun, şiddet olmasın. Ama maganda kültürü; çocuklarımızı bir anda parlayan, farkında olmadan arkadaşlarına zarar veren bir hale getiriyor. * Pek çok resmi programın yanında, toplantılar ve çeşitli organizasyonlarla her yerde varsınız. İşiniz dışında kendinize, ailenize nasıl vakit ayırıyorsunuz? - Kendime fazla zaman ayıramıyorum. Fırsat buldukça eşimle tiyatroya, çocuklarla da hep birlikte sinemaya gidiyoruz. En son "Babam ve Oğlum"a gittik. Eşimle çok ağladım, güzel bir filmdi. Ve "Münih" filmini izledim. Bir de fırsat bulursam maça gidiyorum.Eşi de bir eğitimci olan Ömer Balıbey bunun avantajlarının farkında. Kendini 'fena olmayan bir veli' olarak tanımlayan Balıbey, çocuklarının eğitimi sırasında veli toplantılarına hep eşinin katıldığını anlatıyor. Üç kız babası Ömer Balıbey'in en büyük kızı Ayşe, Hukuk Fakültesinden mezun olmuş ve Bilgi Üniversitesi'nde yüksek lisans yapıyor. İkinci kızı Neşe ise Diş Hekimliği 3. sınıfta. Son kızı Şeyma da lise son sınıfta. Kızlar büyüdükçe Ömer Balıbey'i korku sarmaya başlamış bile... "Kız babası olmak güzel. Ama şimdi zor zamanlar başlıyor. Eşim 'kızı isteyenler var' diyor, 'Hanım biraz daha dursun' diyorum. Kız vermek zor vallahi..." diyor... ------ >>> Neler oluyor bize? Arka arkaya geldi kara haberler. "Bize ne oldu? Neler oluyor?" diye sorguladık kendimizi... Arabasını satmak için alıcılarla buluşmaya giden bir baba, toprağa gömüldüğü gün insanlığımızdan utandık. Her toprak taneciği iyilikleri örtmek için, insanlığımızın üzerine atıldı sanki. Sonra; çocukların, gençlerin umut dolu seslerinin yankılanacağı okul koridorlarında acı çığlıklar yankılandı! Kalem tutacak eller, bıçakları kavradı; kara tahtaya aydınlık yarınları yazacak gençler, kan damlattı sıralara... Birbiri ardına geldi acı haberler... 13 yaşındaki kızlarının kayıp haberini alan aile, bir çöp konteynerinde yanmış cesediyle karşılaştı. Balıkesir'de okula giderken kaybolan 10 yaşındaki Tuğçe ve Büşra'dan henüz hiçbir haber yok! Kayıplar ve cinayete varan kavgalar ürküttü herkesi. Anne-babalar "Ya benim çocuğuma da!.." diye korkuya kapıldılar. En çok öğrencinin yaşadığı İstanbul'un İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey ile bu konuları konuştuk... Balıbey, bütün kurumların uyumlu çalışmalarıyla ve biraz ilgiyle bunların üstesinden gelineceğini söylüyor... ------ Eskiden sigara bulunurdu şimdi bıçak! Okullarda yapılan aramalarda eskiden sigara, şimdilerde ise bıçağın bulunduğunu söyleyen Balıbey; "Okul ve aile tarafından öğrenciler iyi takip edilmeli. Sokaktan da alabiliyorlar çakıyı, evdeki ekmek bıçağını da getirebiliyorlar" dedi. İstanbul'da okul müdürlerinin her sabah bir sınıfla çaylı ikramlı sohbet edip, beklentilerini sorduklarını söyleyen Balıbey; "Bir ay oldu bu uygulamayı başlatalı. Bunu çok güzel uygulayanlar var" diye konuştu. İstanbul'a her yıl dışarıdan 80 bin öğrencinin geldiğini ve bunların genelde kenar semtlere yerleştiğini de ifade eden Balıbey; "Her yıl 3 bin derslik yapıyoruz, okullarda ADSL sistemi kuruldu, eğitime yüzde yüz destek kampanyasıyla büyük katkılar oldu. Büyükşehir Belediyesi 80 spor salonu yapıyor. Biz yeni yaptığımız okullara mutlaka spor salonu ve kültür merkezi yapıyoruz" şeklinde konuştu. ------ >>> "Okul ve aile, iyi bir takım olmalı" Rehber öğretmenlerin anketlerinde daha çok parçalanmış ailelerin çocuklarının problemli olduğunun ortaya çıktığını vurgulayan Balıbey şunları söyledi: "Çocuk kendini ispatlamak, daha çok sosyal ve kültürel etkinliklere girmek istiyor. Öğretmenlerin kendisini dinlemesini, kendisine önem vermesini bekliyor. Eğer aile de onu dinlememişse çocuk kendini mutsuz hissediyor. Dolayısıyla çocuk; internet ortamında, filmlerde yani sanal bir âlemde yaşamaya başlıyor. Bu sanal âlemde de kültürsüz, milli kimliğinden yoksun, inanç boşluğu olan çocuğun her şeyi yapması mümkün. Bir de ekonomik sıkıntı varsa durum daha da vahimleşiyor. Bu sebeple çocuklarımızı çok iyi kontrol etmeliyiz. Okulun, ailenin ve rehberlik müessesesinin çok iyi bir takım olarak çalışması lazım. Çocuk okulda bulamadığı mutlu ortamı evde bulmalı, ailede bulamadığını da okulda bulmalı, daha çok sosyal ve kültürel aktiviteler olmalı."