On dakika arayla "Bir dua okuyup geleyim" diyerek iki kat aşağıdaki nikah salonuna iniyor koşarak. Büyük bir heyecanla bekleyen gelin ve damada devetlilerin önünde hayatlarının en can alıcı sorusunu soruyor. Cevaplar "Evet" ise "Sizi karı-koca ilan ediyorum" diyerek, yine koşar adım masasının başına dönüyor Necati Us... Odası da hep tıklım tıklım dolu. Nikah için başvuranlar, gün almak isteyenler ve ayaküstü nikahı kıydıranlar... Bütün bu telaşın, koşturmanın merkezindeki isim olan Necati Us ilk nikahı ne zaman kıymış?... Onu kim evlendirmiş acaba?... İlk nikahını hatırlamıyor "-Beni Sivas'ta, memleketimde 1978'de belediyenin başkatibi evlendirdi. Mesleğe başlamamla evlenmem aynı günlerdedir. Evlenmeden önce hiç nikah kıymamıştım. İlk nikahım Beyoğlu'ndaydı ama hatırlamıyorum..." -170 bin çifti evlendirdiniz bugüne kadar. Yani 340 bin defa aynı soruları sordunuz. Bu sıkmıyor mu insanı?... "-Otomatiğe bağlanmış gibi soruyorum. Ana adı, baba adı... diye. Hızlı hızlı sorup geçmeliyiz bu yoğunlukta. Hafta sonları 120 nikah oluyor burada. Bazen tanıdıklar, yakınlar olunca bir iki espri katıp renklendiriyorum. Ama öyleleri geliyor ki ne yapsanız, ne deseniz gülmüyorlar, yüzler aynı, hiç değişmiyor..." Vazgeçeni zorla evlendiririm -Nikah masasından kalkanlarla karşılaştınız mı?... "-Vazgeçeni kolundan tutup gene evlendiririm. 24 yıllık meslek hayatımda 4 kere vazgeçme oldu. Bayanlar vazgeçiyorlar, onlar daha kaprisli oluyor ya. Biri de zorla getirilmişti. 'Evlenmek istiyor musun' diye sordum cevap vermedi. Bir daha sordum yine cevap yok. Tekrar sordum aynı. Baktım annesi koluna vuruyor 'Evet' desene diye. Ben müdahale ettim. Bu zaten bizim sorumluluğumuz altında. Herkes kendi iradesiyle karar vermeli, kimse müdahale edemez. Kızı annesine babasına teslim etmedim bir kötülük yapmasınlar diye. İki saat odamda misafir ettim. Araştırdım Küçükçekmece'de ablası varmış. Telefon ettim gelip aldı, ona teslim ettim. Zorla evlendirmek istiyorlardı yoksa kızı..." -Zorlama dışında, kendiliğinden vazgeçenler oldu mu?... "-Kalamış'ta bir nikahtaydı. Damat geç kalmayayım diye sürat yapınca trafik kazası geçirmişler, gelin arabasını bırakıp mecburen bir sivil arabayla yola devam etmişler. Onu süsletememiş. Gelin 'sen niye ikinci arabayı süsletmedin' diye kavgaya başlıyor ve kavga ede ede nikaha kadar geliyorlar. Geliyorlar da evlilik mümkün değil. Araya girdim, bir abilik yapıp barıştırırım diye. Ama inat ediyorlar. 'Niye geldiniz o zaman' diye sordum. Nikah olmadı gittiler. Çocuğa dedim ki, yine şansın varmış..." Gelin 75, damat 81 yaşında Sadece nikah için gelenlerle dolmuyor Necati Us'un odası. Daha önce evlendirdikleri de geliyor ziyaretine. İş için, okul için akıl danışanlar da. O da bir yandan telefonla sorulanlara cevap veriyor, nikah için başvuranların dosyalarını inceliyor, masa başında nikah kıyıyor, 10 dakikada bir de salona koşuyor. Bu tempodan, yoğunluktan hiç şikayetçi değil. İşini seviyor da onun asıl enerjisi evlilik kurumuna olan saygısından geliyor. "-Evlilik çok kutsal. İnsanlar hayırlı yuva kurup, vatana millete hayırlı evlatlar yetiştirsinler. İnsan evinde otururken birşeyleri paylaşacak biri olamalı. Gençken neyse de, ilerleyen yaşlarda yalnızlık çok kötü. Yaşlılıkta evlenenler daha bir ayrı. İnsanlar birbirine tutunuyor, destek oluyor. Geçen sene Semiha Şakir Huzurevi'nde 81 yaşındaki birini evlendirmiştim. Gelin 75 yaşında. Şimdi geliyor eşinin dişlerini, saçını yaptıracak. Burada ufak ufak harçlık topluyoruz ona. O yalnızlığından sonra arkadaş bulmuş, mutlu, ona iyi bakmak istiyor..." -Çocuklarınızın nikahını da kıyacak mısınız?... "-Allah izin verirse. Üç çocuğum var, üniversitede okuyorlar. Emekli olmazsam kıyarım nikahlarını..." -- Bir gün bir evde nikah kıyıyorum. Kadının 4 yaşlarında bir çocuğu var. Nikahı kıydım, tebrik ediyorlar birbirlerini. Çocuk kalktı annesinin bacaklarına sarıldı 'babama gitmeyecek miyiz' diye. Tüylerim diken diken oldu. O insanların psikolojisini düşünün. Hem o kadının, hem evlendiği kişinin, hem çocuğun. Bütün aile bireyleri de şahit oluyor bu olaya. Gel de bu evlilikten hayır bekle... Nikah şahidi olduk... Herkes beyaz gelinlik ve damatlıklarıyla kıydıramıyor nikahını. Ne davetlileri ne de şahitleri var bazı nikahların. Ya da davetlileri evlenenlerin çocukları olan nikahlar. Sohbetimiz sırasında biz de şahitlik ettik yeni evlilere. Kiminin üç çocuğu vardı, kimi 18'ini yeni doldurmuş kaçarak evleniyordu. Bu tür evliliklerle çok sık karşılaşıp karşıklaşmadığını sorunca bunun da bir mevsimi olduğunu öğrendim. "-Herşeyin mevsimi var. Genelde Güneydoğu'dan, Diyarbakır, Muş, Bitlis ve Ağrı'dan gelen insanlar bunlar. Çocuklar okul çağına gelince nüfus cüzdanı çıkartması gerekiyor kayıt için. Mecburen nikah kıydırıyor. Bu günlerde hemen her gün 5-6 tane geliyor böyle. Biz de hızlandırıyoruz, onlar da mahrum olmasın diye. Her sene böyledir. Bir de esmer vatandaşlarımız aynı. Onlar da askere gitme zamanı, asker maaşı almak için yaparlar. Maalesef hâlâ bu durumda olan çok insan var..." Ayılıp bayılsa da yine evlendiririm -Vazgeçen olursa 'oturtur yine evlendiririm' dediniz. Peki ya masa başında bayılanlar?... "-Bayılsa da, ayılsa da evlendiririm. Memuriyetimin ilk yıllarındaydı. Arkadaşımın biri gümrükçüydü. İskeledeyim 1980-81 yılları. Tam başlıyorum küt gitti. İçeri aldım kolonya falan ayılttım, yine götürüp evlendirdim. Yok öyle bayılmak, kaçmak. Hala anlatır güleriz bunu..." Biz Kadıköy Evlendirme Dairesi'nde oturduğumuz sürece pek çok çift evlilik için müracaatta bulundu. Yabancılarla evlenenlerin çokluğu dikkatimizi çekti. Kızlarımız ellere gidiyor "Bizim güzel kızlarımız yabancılara kaçıyor, erkeklerimiz de nerede çirkin bir kadın var onları alıyor" diye gülerek anlatmaya başlıyor Necati Us. "Kızlarımızda Avrupa, Amerika sevdası var. Amerikalı, Avrupalı erkeklerle evlenenler çoğaldı. Sadece bugün dört çift geldi böyle..." -İnsan bu kadar çok kişiyi evlendirince çiftlerin uyumu konusunda da fikir sahibi oluyordur artık. "Elbette. İçeriye girdiklerinde evliliklerinin ne kadar süreceğini söyleyebilirim. Oradaki tavırlarından, başvuru sırasındaki konuşmalarından uyumlu olup olmadıklarını anlarım. Meslek gereği insan sarrafı olduk. Eşlerin birbirini çok iyi tanımaları gerekiyor. Ne tahsil, ne kültür yetiyor. Bir de ailelerin birbirini tanıyıp anlaşmaları şart. Onlar araya girerek bir evliliği bitiren de olabilirler, yürümesini sağlayan da. Evlendirme Dairesi'nden çıkıp, daha evlerine gitmeden kavga edip ayrılanlar oluyor. Nikah kıyılıyor, gelinle damat arabaya biniyor. Yok kız tarafı binecekti, erkek tarafı binecekti derken akarabalarla birlikte kavga başlıyor daha evlerine ulaşamadan ayrılmaya karar veriyorlar..." Nikahta keramet vardır... Aylar süren hazırlıklar; koşuşturma ve nihayetinde her şeyin bağlayıcısı olan nikah gününün alınması... Gelinin kalbi pır pır, damatta ayrı bir heyecan ve nikahı kaçırmama telaşındaki davetliler... Bütün koşuşturma beş dakika sürecek bir tören için. Hayatımızı etkileyecek o soruyu soran nikah memurları da törenin vazgeçilmezi... En özel zamanların en önemli karar vericileri... Tek olması dileğiyle başlanan evliliklerin ortak tanıkları. Aynı soruyu pek çok farklı insana binlerce kez soranlar. Bugünkü konuğumuz bu alanda bir rekoru elinde bulunduruyor. Kıydığı 170 bin nikahla Türkiye Şampiyonu... Günde en az 20-30 defa oturduğu nikah masasında pek çok ilginç olay yaşamış bugüne kadar. İşte "Mutluluklar dileyerek" çiftlere nikah cüzdanını veren Necati Us'la nikah aralarında konuştuklarımız ve şahit olduklarımız.