Onları yaşatmalıyız

A -
A +

Emrah Aygül, 13 yaşında bir otistik. Fiziksel ve zihinsel engeli de var. Ailesi bütün varlığını onun tedavisine harcamış. Tam 'bitti' dedikleri noktada Arzu Tan çıkmış yollarına. Ve Arzu Hanım için de bambaşka bir sayfa açılmasına vesile olmuş bu karşılaşma. Emrah sayesine, onun gibi çocukların eğitilebileceği merkezin kurulmasına... 2003 Aralık ayında açılmış Arzu Tan Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi. 360 kişi kapasiteli merkezde şu anda 130 çocuk var. 2-21 yaş arası engelli çocukların büyük çoğunluğunu otistikler oluşturuyor. Emrah; 1991'de 8 aylık gelmiş dünyaya. "Kalbi delik, kemik erimesi var" demiş doktorlar. Tokat'ta yaşayan ailenin hayatı o günden sonra tamamen değişmiş, Emrah'ın sağlığına kavuşması için il il dolaşmış; imkanları bitince de İstanbul'a göçmek zorunda kalmışlar. Baba Nurettin Aygül anlatıyor yaşadıklarını: 'Sokağa çıkamıyorduk' "Çocuğum engelli olduğu için kiralık ev bulmakta bile zorlandık. Yeri geldi oğlumu saklayarak ev kiraladık, ama ne kadar?. Komşular 'çocuklarımız etkileniyor' diyerek bizi istemediler. Haliyle, her ev değiştirmede işimizden de olduk. Toplu taşıma araçlarına binemiyorduk, istemiyorlardı. Çocuk elini, kolunu sallıyor kontrol edemiyorsun; 'taksiye binsenize' diyorlardı. Hangi parayla? Emrah'la sokağa çıkamıyordum. Büyük oğlum, kardeşinin rahatsızlığıyla alay edildiği için okula gitmedi bir yıl. Baktık dışlanıyoruz, sonunda köye kaçtık. Polonezköy'de evlerde çalışmaya başladık. Çok değerli sanatçı Erol Evgin'in bahçesine bakıyordum; beni Sabancı ile tanıştırdı. Emrah'ı, Metin Sabancı Engelliler Okulu'na götürmeye başladım. 10 yaşına kadar sırt üstü yatan çocuk ayağa kalktı, adım atabildi. Ama hepsi; maddi imkanlara dayanıyordu. Yol çok uzaktı, götürüp getirmek, çalışmamı engelliyordu. Almak zorunda kaldım, iki yıl boşta kaldı. Köyde çocuğum artık köpeklerin hareketlerini taklit etmeye başlamıştı..." 'Onunla çok ilgilendi' İşte bu noktada yolları kesişiyor Arzu Tan'la Emrah'ın. Arzu Hanım bir misafirliğe gidiyor, Polonezköy'e. Evde çalışanlardan biri de Nurettin Bey, anlatıyor: "Arzu Hanım, Emrah'ı görünce onunla çok ilgilendi. Tatile gelen bir kişi, herkes havuza girip çıkarken oturdu; Emrah'la vaktini geçirdi. Neler yaptığımızı sordu. Aradan 1-1,5 sene geçti, beni aradılar. "Emrah için bir okul açıldı, açılışa gel" diye. Arzu Hanım, Emrah'ı işte buraya aldı. Bir süre getirip götürdüm; ama işimi yapamaz oldum. Arzu Hanım, eşime burada iş verdi, ben de bahçeye baktım. Tek kuruş almıyor Emrah'tan. Ama masrafı çok buranın. Benim de yapacağım iş kalmadı artık, yük oluyoruz. Bir işim ve sosyal güvencem olsa. Şimdi biz varız yanında, ya sonra? Allah bizden sonraya bırakmasın diyorum!" 'Çok mesafe aldı' Nurettin Bey, bugün geldikleri noktayı da şöyle anlatıyor: "Emrah burada dengesini sağlamayı öğrendi. Gece 3-4'e kadar uyumazdı. Nöbetleşe beklerdik eşimle. Tuvaletini altına yapardı. Ayda 200 milyon lira bez parası veriyordum. Şimdi saat 9'da uyuyor, sabah 8'de uyanıyor. Konuşamasa da tuvaleti geldiğinde işaret ediyor. Eskiden yalnız kalmayı hiç sevmezdi, şimdi yalnız durabiliyor. Burada inanamayacağımız kadar yol aldı. Daha da öğrenecek. Öğretmenlerin hepsi, eli öpülesi. Çocuklar altlarına yapıyor, tertemiz giydiriyorlar; ancak anne yapar bunu... Benim oğlum gibi çocukların böyle yerlere gelmesi; Arzu Hanım gibilerin çoğalmasına bağlı." İnsan olmak ve sorumluluk almak Hangi anne baba "çocuğum benden sonraya kalmasın?" diye dua edebilir. Bunun anlamını düşününce insan... Bir çıkış yolu bulamayan, çocuklarını hayata hazırlayamayan, gelecekte ne olacaklarını bilemeyen aileler bunu diliyor ne yazık ki! Kendileri bu dünyadan göçtükten sonra çocuklarını bir bilinmeze bırakmaktansa; ölmelerini isteyen ailelerden biriyle konuştum. Baba bunu söylerken oturduğumuz sandalyelere yapıştık gibi geldi bana! Kafamın içinde o konuşmadan bu yana defalarca yankılandı cümlesi. O yaşadıklarını, yaptıklarını, yapamadıklarını anlattıkça ben "gerçekten insan olmak ve sorumluluk almak" kavramlarını tartışıp durdum kendimle. .......... Sonra Arzu Tan'ı anlattı Nurettin Bey. Büyük bir şükranla, saygıyla ve sevgiyle. Nasıl anlatmasın ki. Okuyunca siz de saygı duyacaksınız şüphesiz. Siz de katılacaksınız Nurettin Aygül'ün dileğine; "Arzu hanım gibiler çoğalsın" diyerek... OTİZM nedir? Çocuğun çevresiyle iletişimini, ilişkisini etkileyen bir bozukluk. Yüzde 75'inde aynı zamanda öğrenme güçlüğü de oluyor. Yüzde 20'si üstün zekalı. Her 10 bin kişiden beşinde görülüyor. Türkiye'de 300 bin otistik olduğu düşünülüyor. Otizmin belirtileri genellikle bebekliğin ilk iki yılında başlıyor: * Göz teması kurmakta güçlük çekmek * Kucağa alındığında, öpüldüğünde tepki göstermemek, hoşlanmamak * Yalnızlığı sevmek, seslenildiğinde duymuyormuş gibi davranmak * Çevredeki çocuk ve yetişkinlerle diyaloğa girmemek * Konuşma geriliği (5 yaşına geldiklerinde ancak yüzde ellisi tek kelimeyle konuşur) * Özel davranış biçimleri göstermek (Kendi etrafında dönmek, yerinde sallanmak, el çırpmak gibi...) * Ani ve yersiz tepkiler. Zamansız sevinç ve öfke nöbetleri. 'Herkesin böyle çocuğu olabilir!' Emrah, kurulmasına vesile olduğu Arzu Tan Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nin sahibi Arzu Hanım; hedefinin, engellilerin her tür sosyal faaliyete katılabilecekleri, çalışabilecekleri, uygun olanların da evlenebilecekleri büyük bir yer oluşturmak olduğunu söylüyor. Bunu da diğer insanlarla iç içe, soyutlanmadan yapmayı hedefleyen Arzu Tan; yola çıkışını şöyle anlatıyor: "Pek çok araştırma yaptım. Yurt dışında ve bizde 'bu eğitim nasıl' diye. Özellikle İsveç'te 1920'lerden beri engelli çocukların toplumda normal çocuklarla aynı haklara sahip olmasını sağlayan bir sistem var. Engelli eğitimi 10 yıl zorunlu. Bizde ise, aileler bile çocuklarını kabullenmiş aşamada değilken; dış çevrenin kabullenmesi mümkün değil! Bu çocukların da bu güneş ışığında yaşamaya hakları var. Bu sadece benim projemdi, kimseden maddi destek kabul etmeden yola çıktım. Sadece inanmak yetiyor." 'Destek bekliyoruz' Arzu Tan, en küçüğü 4 aylık olan üç çocuk annesi. Emrah'ı tanımasının hayata bakışını değiştirdiğini söylüyor: "Hepimiz, böyle bir çocuğa sahip olabiliriz. Bu çocuklara herkesin destek olmasını bekliyorum. Ne yazık ki; şu anda problemli çocuklara kapılar kapanıyor." Arzu Tan'ın anlattıkları otistiklerin erken yaşta eğitilmeye başlamasının önemini ortaya koyuyor: "Devlet ve eğitim sistemi uygun yaklaştığında; erken yaşta başlayacak eğitimle bu çocuk, tek başına evde yaşayabilecek, tek başına para kazanabileceği standart işleri yapabilecek, bakım becerilerini geliştirmiş engelli bir birey olabilecek. Geç kalırsak, aynı noktayı yakalamak zor. Uzun sürede sonuçlarını görebileceğiniz bir eğitim yani... Biz onları; çocuk oyun merkezlerine, sinemaya götürüyoruz. Diğer çocuklar gibi sırada bekleme, jeton atma gibi hadiseleri yaşıyorlar. Uyarıcıların artması demek, sosyalleşmenin hızlanması demek." Her türlü eğitim mevcut SSK ve Emekli Sandığı mensupları merkezden ücretsiz olarak faydalanabiliyor. Tam ve yarım gün eğitim, grup ve bireysel olarak sürdürülüyor. Merkezdeki eğitim; öz bakım becerileri, sosyal beceri öğretimi, okuma-yazma, matematik becerilerinin öğretimi, dikkat çalışmaları ve günlük hayat becerilerinin kazandırılması gibi etkinlikleri kapsıyor. Eğitim programı beceri atölyeleri, spor ve fizyoterapistle destekleniyor. www.arzutan.com.tr Tel: 0216 456 34 24-23

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.