Reklamda bale yapan kız çocuğunu görünce gelmek istemiş biri. Bir diğeri barbie filmlerinden etkilenmiş, onlar gibi hareketler yapmak için gelmiş. Kimi kıyafetlere bayılmış. Kabarık, pembe tül etekler giymek, dans etmek, masal dünyasının kapısını aralamak olmuş onlar için. Ve yolları Florya'da Sibel Şaş Dans-Bale ve Spor Merkezinde kesişmiş... Çalışma yapacakları salona inen merdivenden gelişleri bile bir başka bu küçük kızların. Tokaları, çantalarıyla özenle giyinip, süslenmişler. Tercih ettikleri renk çoğunlukla pembe. Bir uzman 'pembe mutluluğun rengi ve yeni kuşak için kendi mutlulukları çok ön plânda' diye anlatmıştı. Onun söyledikleri geliyor aklıma. Kimi öğretmenine vermek için elinde bir çiçekle iniyor merdiveni, kimi bir arkadaşının elinden tutup 'O da bale yapacak' diyerek. Oda cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle, insanı olumlu düşünmeye iten enerjileriyle doluyor. Büyük bir hevesle giyiyorlar mayolarını ve patiklerini. Saçları çoğunlukla tepede topuz yapılmış.Tabii ki süslü püslü pembe saç bantlarıyla. Eee, onlar küçük balerinler ne de olsa. Hazırlıklarını tamamlayınca pembe kelebekler gibi doluşuyorlar çalışma salonuna. Adımlarıyla müziğe eşlik etmeye çalışıyorlar. Sibel öğretmenlerinden komut geliyor 'kraliçe' diyor, küçücük eller başlarının üstünde birleşiyor, 'prenses' deyince, aşağı öne geliyor. Kimi yanlış parmak uçlarını değdiriyor birbirine, kimi daha kollarını gerginleştiremiyor bile. Onlar daha dört yaşındalar. Merkezin en küçük öğrencisi Damla da bu grupta. Daha 3 yaşında bile olmayan bu küçük bebeği derse katmayı başarıyor öğretmenleri ve aldığı keyif de, gösterdiği çaba da görülmeye değer doğrusu. Anneler çocuklarının artık hep parmak ucunda yürüdüğünü anlatıyor. Bazılarının hayali kızını büyük bir balerin olarak görmek, bazılarınınki ise yürüyüşünün belli bir estetik kazanması, bir kuğu zarafetine kavuşması. Çocukları dersteyken onlar dinlenme odasında sohbet ediyor, yeni dostluklara adım atıyor... Florya'da Sibel Şaş Dans-Bale ve Spor Merkezindeyiz. Sibel Şaş Galatasaray'lı milli futbolcu Hasan Şaş'ın eşi. Deyim yerindeyse ikisinin adımlarında da "sihir" var. Hasan Şaş kramponlarıyla dans ederken, eşi Sibel Şaş bale pabuçlarıyla eşlik ediyor ona. Eğitmenlik yaptığı kendi bale okulunda, bu dansa nasıl başladığını konuşuyoruz önce Sibel Şaş'la... -Baleye orta ikideyken başladım, çok geç bir yaşta yani. Hareketli bir çocuktum. Ankara'da İlkokul öğretmenim fark etti ve anneme söyledi. Annem de beni jimnastiğe götürdü. Orada 'Yaşı çok geçmiş alamayız' dediler. Annem 'Hadi bir şeyler yap' dedi bana. Ben çıktım, doğaçlama bir şeyler yaptım. Ondan sonra, üç sene boyunca Sümerbank Kulübünde ritmik jimnastik yaptım. Sonra annemin bir arkadaşı 'Konservatuar sınavlarına sokalım' dedi ve beni sınava götürdüler. Herkes çok güzel hazırlıklı gelmiş. Bende hiçbir şey yok, normal kıyafetlerle gittim. Olduğum gibi sınava aldılar. Jimnastik yaptığım için vücudum çok esnekti tabii, sınavı kazandım ve 1992'de Hacettepe Üniversitesi Konservatuarına girdim. 2002'de de bitirdim. Sonra da buraya geldim. Evlilikle dansçılık! ¥ Eğitmenlik fikri nereden doğdu? Konservatuara giderken hedefiniz neydi? -Aslında o yaşta genelde anneler, babalar hedefliyor bazı şeyleri, çünkü sizin bir hedefiniz olmuyor. O eğitimden sonra da başka bir seçeneğiniz kalmıyor. Orta üçte 'Ben doktor olacağım' diyemiyorsunuz. Çünkü bir üniversiteden mezun olman gerek. Ben dans etmeyi zaten seviyordum. Dansçılık, evlilikle birlikte zor olacağı için bu yolu seçtim. Bir yıl önce bu okulu açtım, çok da mutluyum. * Talep nasıl peki? -Fena değil. Ama daha çok talep bekliyordum Florya civarından. Burada sırf bale değil, bayanlara yönelik step-aerobik, dans derslerimiz de var. Ama bayanlar genelde çocuklarını daha ön planda tutuyorlar, çocuklarını getiriyorlar, kendileri gelmiyorlar. Eşli dans derslerimiz var akşamları. Step-aerobik, oryantal-aerobik derslerimiz var hanımlara. Saatleri çalışanlara ve ev hanımlarına göre ayarlıyoruz. Güven kazanıyorlar * Profesyonel anlamda bu işi yapmayacaklarsa, bale eğitimi ne kazandırır çocuklara? -Çocukların kendilerine güven duymalarını sağlıyor. Yürüyüşleri değişiyor, dik durmalarını sağlıyor bale. Dans etme yeteneği gelişiyor. Kendilerini, yeteneklerini keşfediyorlar, sayıları öğreniyorlar. * Buraya gelen çocuklar için öğretmenleri birer örnek herhalde... Sizi taklit ediyorlar mı? -Çok etkileniyorlar. Geçen gün bir öğrencim sınıfa girmiş, burada çalışan bir arkadaşı karşısına almış ve benim gibi konuşarak ona hareketleri yaptırmış. 'Elini kaldır, şunu yap' diye. Her şeye dikkat ediyorlar. Ben daha önce ders verdiğim bir salonda iki hafta üst üste aynı çizmeyi giymişim, farkında değilim; bana 'sizin başka çizmeniz yok mu ?' diye sormuştu öğrencinin biri. Onların bu dikkati karşısında bütün hareketlerimize ve konuşmamıza dikkat etmemiz gerekiyor. * Bale denince akla hep disiplin geliyor. Beslenme, uyku, hayat biçimi olarak her şeyin çok disiplinli olması gerektiğinden, fedakârlıklardan söz edilir hep... -Tabii... Konservatuarda okurken hocalarımız Rus'tu. Onlar son derece disiplinlidirler. Saç konusu mesela. Topuzlar sıkı yapılacak, ayakkabıların kurdelaları asla çıkmayacak. Çok disiplin altında yetiştik. Hatta parfümde bile. 'Herkes aynı parfümü kullanacak' derlerdi. Ruslar daha disiplinli ve çok başarılılar zaten. Çocuk kendini gösterir * Anneler hangi beklentilerle getiriyorlar çocuklarını? Kendi içlerinde kalan bir duyguyu onlarda yaşamak için mi? -Çocukta o belli oluyor zaten. Annelerinin isteğiyle gelen çocuklar devam edemiyorlar. Ama kendi isteğiyle gelenler severek devam ediyorlar. Bana bir öğrenci gelmişti. Annesi 'gir gir' diyor, ama salona sokamıyoruz kızı. Annesi okuldaki bale öğretmeninin çocukları çimdiklediğini anlattı sonra. Bunlar da etkiliyor çocukları. * Çocuklarının baleye ilgi ve yeteneğini nasıl fark edebilir ebeveynler? -Genelde baleye getirenler çocuklarının parmak ucunda yürüdüğünü söylüyorlar. Dans edişlerinden, yürüyüşlerinden fark edebilirler. Bir de tiplerinden. İnce yapıda olan çocuklar daha uygundur. Sibel Şaş Dans-Bale ve Spor Merkezi: 0 212 663 01 05 En küçüğü 3 yaşında "3 yaşından 10 yaşına kadar öğrencilerimiz var. 4 yaş grubum çok, haftada iki saat geliyorlar. Onlarla zaten oyun şeklinde geçiriyoruz dersleri. Hayali pikniğe çıkıyoruz, parmak ucunda elma topluyoruz mesela. Dersin sonunda müzik açıyoruz, içlerinden geldiği gibi dans ediyorlar. Eğitimler Eylül'de başlıyor genellikle. Haziran ayının ortalarında ya da Mayıs'ın sonlarında temsille bitiriyoruz. Dönem içinde katılanlar da oluyor. Bu sene sahnede yapacağız gösterimizi. Dersler Çarşamba, Cuma ya da Cumartesi günleri. Aylık ücretimiz 150 milyon." 'Sert' futbolcuyla 'narin' balerin... Futbolun, içinde çoklukla sertlik barındıran iş; balenin ise son derece estetik unsurlar dahilinde narin olmayı gerektiren bir sanat dalı olduğunu hatılatıyoruz Sibel'e ve futbolcu ile balerinin evliliğinin nasıl olduğunu merak ediyoruz: "O, baleyi biraz anlamaya ve seyretmeye çalışıyor. Zaman zaman buraya geliyor, çok hoşuna gidiyor. Ben de futbola yeni yeni alışıyorum. Önceden ilgi alanım değildi futbol. Bazen zıt kutuplar olması, ilişkide daha iyi oluyor. Hasan maçlarda sert gözüküyor, ama evde öyle değil. Ben de evde daha yumuşağımdır. İyi gidiyor, ben çok mutluyum. Dört yıl Hasan Şaş'la nişanlı kaldıklarını anlatan Sibel, tanışma hikâyelerini şöyle anlatıyor: "Çok eskiye dayanıyor bizimkisi. Ben üniversitede okurken tanıştım Hasan'la. O zamanlar Ankaragücü'nde futbolcuydu. Babam da dahil ailemde kimse futbolla ilgilenmezdi. Abim halı sahaya gidiyordu bazen. Hasan futbolcuyum deyince, onu da halı sahada oynuyor zannettim. Galatasaray ve Fenerbahçe'yi biliyordum, ama Ankaragücü'nü hiç bilmiyordum kulüp olarak. Sonra o beni kulübe götürdü, ben onu okuluma götürdüm ve bale eğitimi aldığımı anlattım. Hasan da baleye ilgisizdi. Böyle başladı, sonra İstanbul'a geldi Hasan. Ben mezun olduktan sonra da evlendik." Henüz 24 yaşında olan Sibel Şaş anne olmaya hazırlanıyor. 1.5 aylık hamile olan Sibel Şaş, bundan böyle dersleri Aslı öğretmenle birlikte yürüteceğini belirterek; "Annemlere sorarsanız biz geç bile kaldık çocuk konusunda. Eşim çok istedi baba olmayı. Hasan'ın ailesi de öyle. Doğumdan sonra çok ara vermeyi düşünmüyorum. Evim de çok yakın, başlangıçta en azından ders saatlerinde gelirim" diye konuşuyor.