Geleceğe selam, geçmişe de! Lise son sınıftaydık. Şimdi koca binaların arkasına gömülen o güzelim evleriyle Karadeniz'in kıyısındaki şirin ilçe Akçaabat'ta. İlkokuldan, ortaokuldan beri aynı sıraları paylaştığımız arkadaşlarımızla bir aile üyesi gibiydik. Birlikte büyüyüşümüze, büyük bir adım katmanın heyecanıydı yaşadığımız. Üniversite sınavına hazırlanıyorduk. Bir gün toplandık ve çoğumuzun sınava gireceği Karadeniz Teknik Üniversitesini görmeye gittik. Günün anısına bir fotoğraf stüdyosunda siyah-beyaz bir fotoğraf bile çektirdik. (Şimdi Akçaabat Yeni Haber Gazetesini çıkaran İsmail'in fikriydi yanlış hatırlamıyorsam.) Bilmediğimiz bir şehir gibi, kocaman gelen üniversite kampüsüne girerken şaşkınlığını gizleyemeyen sadece ben değildim. 'Biz burayı kazanırsak kesin kayboluruz' deyişimiz de hâlâ aklımda. Ve ben o güzel kampüste, Karadeniz kıyısında yemyeşil bir alan içinde okudum üniversiteyi. Şimdi çok özlediğim arkadaşlarımla huzurlu, güzel bir öğrencilik geçirdik. Ülkede 83 seçimleri yaşanmıştı ve biz İhtilal sonrası ilk sivil hükümetin iktidarına tanıklık ediyorduk. Lise öğrenciliği usluluğuyla pek çok soruyu içimize gömerek. (Kimbilir kaç tanesi hâlâ pek çoğumuzun içinde saklıdır!) Neyse, üzerinden ne çok yıl geçti anlattıklarımın. Biz o kampüste kaybolmadık, ama hayat her birimizi bir yana savurdu. Benim yolum geçenlerde yine KTÜ'ye, düştü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme ve Ekonomi Kulübü öğrencilerinin düzenlediği 'medyanın hayatımızdaki yeri' konulu konferansın davetlisiydim... Hiç aklımdan geçmezdi. Mezunu olduğum fakültede bu defa kürsüdeydim ve hocalarım beni dinliyorlardı. Hâl böyle olunca da iş hiç ekranda haber okumaya benzemedi. Yıllar sonra bir büyük imtihan yaşadım anlayacağınız... 6000 öğrencisi olan İİBF'de, Dekan Prof. Dr. Kamil Yazıcı, Dekan yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Sürmen, Doç Dr. Harun Terzi, İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Türedi ve isimlerini sayamadığım değerli hocalarımın sıcak ev sahipliğinde Üniversitemle hasret giderdim deyim yerindeyse. Ve pırıl pırıl gençler... Çoğu, ben o sıralardayken, daha doğmamış olan öğrencilerin enerjisi beni canlandırdı. İşte 25. kuruluş yılını kutlayan İİBF öğrencileriyle konuştuklarımızdan bir bölümü paylaşacağız bugün sizlerle... Büyükşehir dışında üniversite okumanın zorluklarını, üniversiteli-şehir insanı ilişkilerini.... İnci Ertuğrul ----------------- Yolunuz açık olsun 'Birlikteliğin Anahtarı' sloganıyla yola çıkan Karadeniz Teknik Üniversitesi İşletme Ekonomi Kulübü üyeleriyle keyifli bir sohbet yaptık... Anadolu'da bir üniversitede okumak hem çok güzel, hem zordur. Zor tarafı büyükşehir imkânlarından uzakta olmak ve üniversiteden bahsedilince pek hatırlanmamaktır. Güzel tarafıysa insanca duyguların hâlâ dipdiri ayakta tutulabilmesi. Yurdun dört bir yanından gelmiş gencecik insanlar. İsmi sıkça söz edilen bir üniversitede okumadıkları, merkezden uzak oldukları için buruk hepsi. Medyanın hep İstanbul, Ankara'daki üniversiteleri ön plana çıkarttığından, kendilerine yer verilmediğinden yakınıyorlar... 'Birlikteliğin Anahtarı' sloganıyla yola çıkan ve güzel organizasyonlara imza atan İşletme ve Ekonomi kulübünün odasındaki sohbette ilk sözü kızlar alıyor. Problem tanınmamakta Hatice Kuni, Ekonometri 3. sınıf öğrencisi, Adana'dan gelmiş. "Büyükşehirden böyle bir kente gelmek başta problem oluşturdu ama insanın kendinde bitiyor her şey. Üniversite, ortam bir yere kadar. İstanbul, Ankara'ya göre daha az sosyal bir şehirdeyiz, ama biz gerektiği kadar sosyalleşmeye çalışıyoruz. Burada kendimi geliştirmeye çalışıyorum, bu imkânlar da veriliyor zaten üniversitede. Diğer üniversitelerden farkı ise çok uzaktayız, merkezi değiliz. İnsanlar pek tanımıyor üniversitemizi. Bu kulüp olmasa ben çekingenliğimi bu kadar atamazdım belki. Kulüpte insan kaynakları komite başkanıyım, aynı zamanda KTÜ Basketbol takımındayım, ve gitar çalıyorum. Dolu dolu geçiriyorum günlerimi, üniversiteyi üniversite gibi yaşıyorum. 'Keşke' diye pişmanlık duyacağımı sanmıyorum. İstanbul'da bir üniversitede olsaydım, buradaki gibi birlik olmazdı ve çok kozmopolit bir şehirde kendimi kaybedebilirdim, bu yaptığım faaliyetleri belki orada yapamazdım." Her yerin iyisi iyidir Serdar Yüksel (İşletme ve Ekonomi Kulübü Başkanı) "Biz kulübümüzde birtakım etkinlikler yapıyoruz, çabalıyoruz ve diğer arkadaşların bunu alkışlamasını bekliyoruz. Bir kere şunu kabul etmeliyiz, insanlar buraya çok başarılı olmadıkları için geliyorlar. Kafasında iyi şeyler barındırmadan. 'Trabzon 200 bin nüfuslu bir şehir, nasıl bir yer?' diye. Ama hiç ben nasılı mı? sormuyoruz. Başta esnaf kötü, o kötü, bu kötü. Peki ya kendisi? Her yerin iyisi iyidir. Burada da iyi olunabilir. 90 bin kitaplık bir kütüphane var. Kampüs Türkiye'nin en iyi kampüsü bence. Eğitim İstanbul, Ankara kadar iyi değil belki, öğrenciler de iyi değil çünkü. Ama bunlarla uğraşmak yerine, insanlar buranın imkânlarını kullanmalı. Belki Türkiye'nin en iyi üniversitesinden mezun olmayabilirsiniz fakat Türkiye'nin en iyi öğrencisi olabilirsiniz. Ufacık problemlere kafayı takıp durmaktansa bu 4 yılı iyi değerlendirmeye bakmak lazım. Ben İstanbul'da olmayı isterdim tabii, orası bir derya." Sıkıntı istenilen bölümlerde okunmaması Serdar anlatırken söze Ankara'dan gelen Ümit Oktay Aymelek karışıyor. "Karadeniz halkı bazı konularda katı ve yanlış anlamaya müsait. Çalışma Ekonomisinde okuyorum, ama bu konuda kendimi var edeceğime inanamıyorum, ekonomist olmak gibi bir kaygım yok. Taşralarda sıkıntılar yaşıyoruz, ama bence sıkıntı insanların istediği bölümlerde okumamasından kaynaklanıyor. Üniversitelilerle halkın sıkıntı yaşamasının nedeni, benim gibi insanların gelip, oradaki homojen yapıyı bozmaları, ben buraya metropolü taşımaya çalışıyorum mesela.. Kendi dünyamızı kurmaya çalışıyoruz bu şartlar içerisinde. Üniversitemize haksızlık etmemeliyiz. Türkiye'nin üç mimarlık bölümünden biri bizim üniversitede. Diğer üniversitelerin eğitimi bizden iyi olabilir ama donanımımıza, imkanlarımıza laf ettirmem. İşletme -Ekonomi Kulübü olarak bizim amacımız buradan mezun olduktan 10 sene sonra KTÜ'yü nerede görmeliyiz, bunun için bir şeyler yapmak.Trabzon'u suçlamak insanın kendisine yalan söylemesidir. İleriye dönük planlar yaparken buradaki zamanı öykünerek geçirirseniz bir şey yapamazsınız. Bu galiba bizim toplumca sevdiğimiz arabesk kültürden geliyor." Trabzon'un insanları çok zeki Kulübün genel sekreteri Öniz Yılmaz da Ekonometri 3. sınıfta okuyor. "Bence olay ilkokul, lise, üniversite değil, aile eğitimi. İnsan ailesinden nasıl bir görgü, saygı, eğitim almışsa öyle filizleniyor. Burası bana ailemin verdiği şekilden tamamen farklı. Buranın halkı kendini bilerek açmıyor, değişimi istemiyor. İnsanları çok zeki Trabzon'un ama kullanmıyorlar. Bu beni o kadar çok etkiliyor ki. Kampüsümüz, olanaklarımız çok iyi, eğitim kalitesi olarak çok memnunum, hocalarımız çok iyi, ama onun dışında benim için üniversite hayatı 'hayır'. Kendimi donatmaya çalışıyorum, işte bu kulüple, başka faaliyetlerle. Gitar çalıyorum mesela. Ama bir büyük şehirde üniversite okumak kesinlikle çok şey katıyor insana. Gerçi ODTÜ'de falan olsaydım okulu asardım, uzardı, burada bitirmek için dersleri çok sıkı tutuyorum ve daha iyi öğrendiğime inanıyorum." Ekonomik problemlerimiz var Bir başka Ankaralı Meral Pekcan onun gibi düşünmüyor ve üniversite öğrencilerinin ekonomik problemlerinden söz ediyor... " İşletme 3. sınıftayım ve ben bu üniversiteyi artılarıyla, eksileriyle seviyorum, insanlar hakkında yorum yapmadan olduğu gibi kabul ediyorum...Çünkü 3 yıl boyunca insanları değiştiremeyeceğime göre, uğraşmıyorum. Okula gelince hepimizin ekonomik sorunları var, ama kendime bir şeyler katmaya çalışıyorum İşletme-Ekonomi kulübünde. Benim şikayetim bu şehirde büyük bir kitabevinin olmaması, okul kütüphanesini kullanıyorum. Üniversiteyi olumlu anlamda, bilgi anlamında sömürüyorum. 2 senedir dağcılık kulübündeyim, oradan oraya gidiyoruz ve okul her türlü maddi, manevi desteği veriyor. Stajımı geçen yıl bu kulüpte tanıdığım kişiler sayesinde yaptım. Eksilerle uğraşmaktansa 4 sene burada ne yapabilirim ona bakmak lazım. Siyasi olaylar burada şiddete dönüşmüyor. Biri bir şey yapsa aslında bayağı bir birikim var ama bastırılıyor. YÖK burada da protesto edildi ama öyle etraf kırılıp dökülmedi." Bu sırada Ümit 'Kitabevi olsa da kitap almak zor bizim için. Benim Ankara'daki bir kitabevine hâlâ borcum var mesela.. (bir başkası benim de diyor.) 2 diye giriyor söze. Öğrencilerin kimi yurt dışında şansını denemek istiyor, kimi İstanbul ya da Ankara'da master yapmayı... Nüfusunun büyük çoğunluğu gençlerden oluşan ülkemizde gelecek kaygısı hepsinin kafasının bir köşesinde. Binler, milyonlar arasında istedikleri yerlere ulaşma telaşındalar. Pek çok öğrenci gibi ekonomik şartlar onların da elini, kolunu bağlıyor. Büyükşehirlerin uzağında kalınca her şeyden ırak olduklarını sanıyorlar. 50. yılını dolduran köklü bir üniversitede temel problem 'kendilerine güven duyma' konusunda yaşıyorlar galiba.. Biliyor musunuz gençler; insan sizin enerjinizi görüp, gözlerinize bakınca 'ah keşke!..' diyor .Yolunuz açık olsun. İnternet adresi: www. iekulubu.net