Çocuklarımızı ne kadar uzağında tutmaya, savaş haberleri izletmemeye çalışsak da, onlar pek çok görüntü ve fotoğrafa şahit oluyor, savaş gerçeğiyle yüzleşiyorlar... Anne babaların kafasında da çocuklarına savaşı nasıl izah edecekleri, etkilerinden onları nasıl koruyacakları sorusu var. Belki faydası olur düşüncesiyle Uzman Psikolog Alanur Özalp'ten bu konuda bazı fikirler almak istedik. Özalp'in ısrarla üzerinde durduğu konu "çocuklarla bu konuyu konuşmak" gerektiğiydi; "-Çocuklarla bunu konuşun, kaçmayın, üstünü örtmeyin. Mutlaka bir yerde karşılaşacaklar ve daha da çok etkileneceklerdir. Onların da aklına 'neden annem bana anlatmadı' sorusu gelecek. Anlayabilecekleri, basit şekilde anlatmak, konuşmak gerekir..." Savaş nasıl basit anlatılabilir ki bir çocuğa?... "-Kendi yaşadıklarından örnekler verilerek, ya da yaşanmamış da olsa bazı hikayelerle yapılabilir bu. Onlar da arkadaşlarıyla oynarken zaman zaman kavgalar, tartışmalar yaşıyorlar... Bir arkadaşları oyuncaklarını ister, vermeyince zorla almaya çalışır. İşte bir Irak devleti var, ismi Irak olan bir çocuk olarak düşün, diğer tarafta da Amerika isimli biri var, çok güzel elbiseler, oyuncaklar istiyorlar. Biri diğerinin oyuncaklarını istiyor, verirse değişirler oyuncaklarını. Ama inatçı bir çocuk var, oyuncağını vermek istemeyince diğeri de ne yapar, onunla kavga eder, ya da iter... Nasıl siz çocuklar kavga ediyorsanız ülkeler de edebilir diye... Bunun gibi hikayeleştirerek, sevdiği bir kahramanın gözünden, bazen basit resimler çizerek anlatabiliriz. Bunu anlatırken çocuklar nasıl oyunlarında kavga edip küserler, sonra barışıp tekrar oynamaya başlarlar o şekilde anlatmak lazım. Yoksa bunlar kötü, cani diyerek, taraf tutarak değil..." Çocuklarımıza iyi ve kötü kavramını öğretirken kötülerin cezasız kalmayacağını anlatıyoruz. Savaşla ilgili görüntülerde yaralı bir çocukla karşılaşınca 'Bu çocuk kötü müydü anne' diye soruveriyor çocuklar. Bu durum iyi ve kötü kavramlarının karışmasına yol açar mı?.. "-O durumda okulun bahçesinde iki çocuk kavga ediyor, iyi çocuk da onları ayırmaya giderken taş onun kafasına çarpıyor diye anlatılabilir. Orada bir şey olduğunda herkesin zarar görebileceğini anlatmak lazım. Çocukken bize anlatılan masallarda üç başlı ağzından alevler çıkan ejderhalar vardı. Çok kocaman ve kötüydüler, onlarla savaşan yiğit biri vardı. Ve ben hiç korktuğumu hatırlamıyorum tekrar anlat diye yalvarırdım anneanneme. Bu tür hikayeleştirmelerle çocuklara anlatmak lazım. Çocukların önünden televizyonları, radyoları, gazeteleri kaldıramayız, öyle olsa bile eve gelen başka kişilerden, arkadaşlarından duyabiliyorlar. Mutlaka konuşup, anlatmak, böyle durumlarda çocukların da ölebileceğinden, istenmeyen durumların yaşanabileceğinden söz etmek lazım. O zaman birazcık daha az zarar görmesi sağlanabilir..." "-Bizim insanımız savaştan daha çok biz ne yapacağız, ne yeyip içeceğiz diye düşünüyor. Kendi hayatları ile ilgili korkuları var. Çok kısa bir sürede düzeltilecek gibi değil. İnsanlarımız zaten yıllardır fedakarlıkla, kemer sıkarak, zor durumda yaşıyor. Bunların üstüne bir de gelirlerin yüzde yirmisini versinler şeklinde konuşmalar çok zarar veriyor. Tam tersi moral verici konuşmalar gerekir. Geleceğimiz, devlet açısından, insanın geleceğe bakışı açısından çok tehlikeli. Bunları dile getirirken çok dikkatli olmak lazım..." Hasta sayısında bir değişme, ya da savaş korkusuyla gelenler oldu mu?... "-Randevu için çok sayıda arayan oluyor. Ama ücreti duyduktan sonra 'tedarik edince arayacağız, aybaşından sonra arayacağız' diyenler çoğunlukta. 'Devlet hastanesini aradık altı ay, bir buçuk ay sonrasına randevu verdiler' diyorlar. Korku ve panik şikayetiyle, uçak korkusuyla gelenler oldu. Hiç ortada bir şey yok çıldıracağım diyor insanlar..." Basının savaş haberlerini yansıtma şekli konusunda bir görüş ya da fikir bildirdiniz mi?... "-Özellikle savaşın başında kanalların çoğu 'kanlı savaş görüntülerini göstermeyeceğiz' dediler. Bir süre sonra insanların konuyla ilgilenmemeye başladıkları, reytinglerin düştüğü noktada bu görüntüler ortaya çıktı. Biraz ihtar, biraz uyarı mahiyetinde, 'bilgi verme hakkınızı engellemesin ama belli bir saatten sonra yayınlansın, haber saatinde haber mahiyetinde detaylı olmayan, rahatsız etmeyen görüntülerle verilsin' diye yazdık .Bazı kanallardan 'buna dikkat ediyoruz' diye cevap geldi, bazı kanallardan cevap gelmedi. Bundan sonra esirler olacak, onların hapsedilmesi, sorgulanması olacak. İki diktatör Mussolini ve Hitler yakalanacakları noktada intihar etti. Burada da o noktaya gelinebilir. Ama öncesinde benimle birlikte herkes yansın diyebilir Saddam. O yüzden bundan sonra daha tehlikeli bir durum var. Daha dikkatli olmak gerekiyor yayınlar açısından... Psikolojik destek gerekebilirBiz ne kadar hikayeleştirsek de, konuşmaya çalışsak da (kaldı ki kaç kişi böyle anlatmayı başarabilecek) bütün bu görüntüler çocuklar üzerinde bir korkuya, hayata karşı umutsuzluğa, travmaya yol açmaz mı?... "-Tabii bu şekilde anlatmayı başaramayabilir herkes. Kaş yapayım derken göz çıkarılabilir de. Belli bir yaşa kadar, 11 yaş altındaki çocukların en geç 9,5'a kadar uyumuş olmaları lazım. Haberlerde bir şekilde veriliyor ama haberlerden sonra savaştaki gelişmeler detaylarıyla, yorumlarıyla yer alıyor ekranlarda. Bunların uzağında tutmak lazım çocukları. Çocuklarla bu konuyu yorumsuz olarak, duygusal tarafını öne çıkartmadan, ağlamadan bir öykü gibi anlatmak lazım. Ama yine de etkileneceklerdir. Uykusundan kalkıyorsa, ağlayarak kalkıyorsa, yakanıza yapışıyor yalnız kalamıyorsa böyle tepkiler varsa, davranışlarında değişme görüyorsanız psikolojik yardım almakta fayda var. Bu görüntülerin bir kere görülmesi çocuklarda çok fazla korkutucu etki yapmayabiliyor. Ama defalarca, defalarca izlenmesi kalıcı bir iz bırakmaya başlıyor, psikolojik durumlarını olumsuz etkileyebiliyor. Biz depremde de bunu yaşadık. Sık sık çaresiz, ağlayan insan görüntüleri bırakın çocukları, depremi hiç yaşamayan başka bir şehirdeki yetişkinleri çok ürkütmüştü, etkilemişti..." Çocukların etkilenmesinden konuşuyoruz ama yetişkinler için de durum pek farklı değil. Bizler nasıl başedeceğiz çaresizlik ve biraz da suçluluk duygusuyla?... "-Yetişkinler de yetişkinlerle konuşabilirlerse o korku, endişe, duygunun zarar verici kısmı yumuşuyor. Aksi takdirde içerden oymaya başlıyor. Rahatsız oldukları, endişelendikleri resimleri, olayları paylaşsınlar, konuşsunlar. Başkalarının da aynı endişeleri duyduklarını bilmek insanı rahatlatır. Çok rahatsız oluyorlarsa, rüyalarında patlamalar görüyorlarsa izlemesinler. Güvendikleri, belli kanalları takip etsinler. Belli saatlerde açıp haber olarak izleyip, detaylı yorumları izlemesinler. Çünkü onlar daha fazla etkileniyor. Neler yapabiliriz?.. ¥ Ailenin birarada daha sık vakit geçirmesi. ¥ Aile bireylerinin birbirine daha sık dokunması. Kucaklama, sarılma, öpme gibi hareketlerin artırılması. ¥ Yoğunluk nedeniyle vakit ayırılamıyorsa, birlikte yemek yenmesi, bir yerlere gidilmesi. Bir parka, dışarı temiz hava almaya gitmek çocuğu rahatlatacak, onu koruyan birilerinin olduğunu, onu sevdiklerini her zaman yanında olacaklarını bilmesi gibi duygusal olarak güüçlenmesini sağlayacaktır. ¥ Çok abartılmadan, bir lolipop, ciklet gibi küçük armağanlar almak. Ona zaman ayırmak, kitap okumak, birlikte resim yapmak gibi eylemleri artırmak. ¥ Birlikte çocuklara yönelik mekanlara gitmek. Evde hazırladığınız sandviç ve içeceklerle bir parkta beraber oturmak, piknik yapmak. Çocuğun kumla, suyla ilişkisini artırmak da onu rahatlatır. ¥ Arkadaşlarıyla vakit geçirmesini, bu konuyu çok ürkütücü olmayacak şekilde konuşmalarını sağlamak. Çünkü çocukların büyüklere ve çocuklara ihtiyacı var. ¥ Yuvalarda da savaşla ilgili öyküler anlatılabilir. Anneden daha rahat çizgi belirleyebilir oradaki öğretmenleri. Savaşla ilgili yaşlarına uygun film, belgesel varsa onlar izlettirebilir, resimler çizilebilir. Çocuklar bu duygularını kağıda döktüklerinde rahatlıyorlar. Dışarıdan bakan anne baba, öğretmen çocuk korkuyor mu korkmuyor mu, ne kadar etkilenmiş bunu görebilir ve buna göre çocuğuna nasıl yardımcı olabileceğini belirler. ¥ Haberlerde de çok kötü görüntüler veriliyor ufak çocuklara izlettirmemek, ama izliyorsa birdenbire kanal değiştirmek doğru değil. Çünkü benden ne gizleniyor diye daha fazla merak ediyor ve kurcalıyor. ¥ Çocukların yanında şu taraf haklı bu haksız konuşmak doğru değil. Tabii ki büyüklerin merak duyguları var ve gelişmeleri izlemek istiyorlar. Özellikle haber dinlemek, izlemek istendiğinde oturma odası dışında izlesinler. Çocuklar çok fazla etkilenmemiş olurlar. ¥ Bazan şunu görüyoruz. Çocuklar normal ama anne baba korkuyor. Kimyasal silahlardan, savaşın bize de sıçrayacağından. Ve bu korku takıntı boyutuna ulaşabiliyor. ¥ 15 senedir ekonomik krizi yaşıyoruz. Çevremizdeki pek çok insan işsiz kaldı. İşsizlik artınca hırsızlık, gasp arttı. Üstüne büyük yıkım yediğimiz belli aralılarla tekrarlanan depremi yaşadık ve şimdi de savaş. Bizim durumumuzda çocuklara, daha çok zaman ayırmalıyız. Biz zaten yaralı durumdayız üstüne bir de bu geldi. Diğer ülkeler bir saat ayırıyorsa, biz bir buçuk saat ayırmalıyız çocuklarımıza. Hani bakmaya kıyamıyorduk?... En güzelini dilemiştik onlar için... Her şeyin en iyisini... Yüzlerinde hep gülümseme olsun istedik, kaygılardan uzak... Bizim için en değerli olanlardı. Benim için benim çocuğum, Senin için seninki, ...Ve O'nun için, O'nun çocuğu... Bütün çocuklar hepimizindi aynı zamanda. Bakmaya kıyamadıklarımızdı... Mâsumdular, kirlenmemişlerdi... Onları bir parka götürdüğümüzde sorgusuz sualsiz hemen birbirleriyle kaynaşmaları... Hiç tanımasalar da kendilerinden küçük olanı korumaya çalışmaları... Parkın diğer ucunda düşen bir çocuğa doğru hep birlikte koşup üstünü temizlemeleri, gözyaşlarını silmeye çalışmaları... O küçücük ellerin, büyük niyetlere uzanışları... Büyük, güzel niyetlere... Kocaman yürekleri vardı küçücük bedenlerde... Biz onları korumaya çalışıyorduk, onlar birbirini... Ne çok şey öğretiyorlardı bize aslında. Gerçekte kim kimi eğitiyor acaba?...