Savaşı liderler sürdürüyor...

A -
A +

Heyecanlandıran ziyaret Hani hepimiz biraz heyecanlıydık giderken. Osmanlı'nın torunlarından biriyle buluşacaktık. Bir gazeteciydi, yazardı Kenize Murat ve yıllardır çözülemeyen bir problemi anlatan bir kitap kaleme almıştı. Ama hepsinin ötesinde Osmanlı İmparatorluğu'nun son Sultanlarından 5. Murat'ın torunuydu. Türk okurlar onu annesi Selma Sultan'ın hayatını anlattığı 'Saraydan Sürgüne' adlı kitapla tanıdı. İkinci Dünya Savaşı başlarında Paris'te doğan Kenize Murat daha bir yaşındayken yitirdi annesi Selma Sultan'ı. Paris'teki eğitiminin ardından 15 yıl boyunca Ortadoğu'da muhabirlik yaptı. İşte bütün bu gözlemlerin üzerine 2002'de, her gün kan kusulan topraklara bir kez daha gitti. Ve her iki taraftan insanların konuştuğu, yaşadıklarını anlattığı 'Toprağımızın Kokusu' adlı kitap çıktı ortaya. Filistin'de yıllardır süren bir trajediyi gözler önüne seren Kenize Murat'la konuşurken çeviri konusundaki yardımları için TGRT Dış Haberler'den sevgili Gökben Süer'e de teşekkür etmeyi unutmamalıyım. Ve bir de daha iyi fotoğraflar çekelim diye yerinden oynattığımız koltukla parkelerini çizdiğimiz için Kenize hanımdan özür dilemeyi... 'Toprağımızın Kokusu'; Kudüs'ten Cenin'e, Gazze'ye, sömürge yerleşimlerine kadar bütün bölgede ayak basılmadık yer bırakılmadan hazırlanmış. Kuşaklar boyu süren bu trajediyi bütün boyutları ve gerçekleriyle göstermek için herkesle görüşmüş Kenize Murat; Filisinliler, İsrailli Araplar, Yahudiler... Sayfanın birinde intihar saldırısı gerçekleştiren bir genç kızın ailesinin anlattıklarını okuyorsunuz, bir kaç sayfa çevirince de kızlarını intihar saldırısında kaybedenlerin söylediklerini.. İşte yıllardır hemen her haber bültenine 'barışa uzak topraklar' diye konu olan bölgede yaşananları ilk ağızdan ve en yalın haliyle kaleme alan Kenize Murat'la konuştuklarımız.. * Daha öncesinde de ortadoğuda gazetecilik yaptınız. Kitabı hazırlarken de üç ay sürekli oradaydınız. Ne dersiniz; bir gün barış mümkün mü o topraklarda? Filistinliler şu anda orijinal topraklarının yüzde yirmisine sahip. Bu topraklar sonradan işgal edildi. Çözüm çok kolay. Toprağa karşı barış. Pek çok Filistinli de, İsrailli de bunu istiyor. İsrail hükümeti, bugün Şaron, daha önce Barak ve Netenyahu hepsi aynı. Rabin'den başka hepsi işgal ettikleri toprakları istiyorlar. Filistin'i küçük bir kara sahası haline getirip, o küçük rezervdeki insanları çok ucuza çalıştırmak istiyorlar. İsrail bütün Filistin liderlerini bitirmeye çalışıyor, belki Yaser Arafat'ı da öldüreceklerdir. Aşırılar, ekstremler değil, düşünen, entelektüel bütün kafalar yok edilmeye çalışılacak ve Filistin lidersiz bir hale getirilecek. Ve lidersiz bir toplum da savaşamaz. İsrail kılıfına uyduruyor * Peki bölgedeki durumu genel olarak değerlendirirsek; Irak'ta bir savaş var ve yaşananlar ortada. Bundan sonrası için yeni hedeflerden söz ediliyor.. Şu anki durum çok kötü. Amerikalı askerlerin Irak'ta yaptıkları, İsrailli askerlerin yıllardır Filistin'de yaptıklarının aynı. Hatta İsrailliler'inki çok daha kötü... Ama dünya bunu bilmiyor, çünkü İsrail saklıyor. Çok tehlikeli bir durum şu andaki. Amerika terörizmle mücadele etmek istiyor, ama terörizmle, insanları öldürerek mücadele edemezsiniz. Ne zaman Amerika bir Iraklı'yı öldürse, ne zaman İsrail bir Filistinli'yi öldürse, ardından beş ya da on insan intikamla doğuyor. Şu anda milyonlarca insan terörle besleniyor, terör kusuyor. Terörizmle savaşmak için bir çözüm bulmak lazım. Ortadoğu'da birinci problem nedir; Filistin-İsrail. Çünkü Müslüman ve Arap alemi çok sinirli. Bu yapılanlara, bu insanlık dışı uygulamalara çok sinirliler. İnsanlar çok sinirli, çok dolu ama liderler bir şey yapmıyor. Bu gidişe karşı başka yapabilecekleri bir şeyleri olmayan insanlar da intihar saldırısı yapıyorlar... Problemler tekrar ortaya çıkarılıp kritik edilmeli. Eğer çözüm bulunmazsa çok daha fazla terörizm olacak. İnsan olarak çözüm arayabilirsin ama bencil olursan, dünyanın her tarafında terörizm olur. Terörizm değil direniş * Bizler hemen yanıbaşımızda yaşananlara çok öfkeliyiz, Arap alemi de öyle. Mesela Fransızlar açısından duruma bakarsak. Onlar nasıl değerlendiriyor yaşananları? Eminim ki Fransızlar Irak'ta yapılanlar için çok tepkilidirler. Zaten Fransızlar işgale karşı çıkmışlardı. Fransa halkı bu konuda tamamen kendi hükümetiyle beraber karar verdi. Ama Filistin konusu çok daha zor. Çoğu Fransız, Filistinlilerin yaşama mücadelesi verdiğini biliyor. Ama siyonist lobisi o kadar güçlü ki 'Ne yapalım, Filistinliler her yeri bombalıyor' diyorlar. Siz 'Bu bir terörizm değil, bir direniş... Zamanında nazilere karşı Fransızlar'ın direnmesi gibi ' dediğinizde bazen anlıyorlar, bazen anlamıyorlar. Fransız halkının kafası çok karışık. Irak konusunda çok net, ama Filistin konusunda değil. Akıl almaz baskılar * Kitabınızda ortaya koymak istediğiniz neydi? Filistin meselesi tam anlaşılmış değil. İnsanlar gerçek problemin farkında değiller. Filistin hakkında yazılan kitapların hiçbirinde Filistin ya da İsrail halkından insanlarla röportaj yapıldığını görmedim. Onlar hakkında konuşuyorsunuz ama onları konuşturmuyorsunuz. Tanınmış insanların konuşması gerekmiyor, halkın konuşması gerekiyor. Sokaktaki insanın, kadın, erkek, çocuk insanların konuşması gerekiyor. Kitabın özelliği bu, iki taraftan insanlarla da konuştum. Bu kitabı okuduktan sonra, iki tarafın görüşlerini okuduktan sonra insan kendi kafasında bir fikir oluşturabilir. İnsanlar neler olduğu hakkında ancak bu şekilde fikir edinebilir. Kitabımda yeni olan bir şey, çok küçük bir azınlık olsalar da Filistinliler'e yardım eden İsrailliler var, onlarla da konuştum. Filistinliler'e yardım eden iki kadın avukat vardı. Bunlardan biri baskılara, toplumundan gelen tepkilere dayanamayıp Almanya'ya gitti. Çocuklarına 'senin annen Arafat'la yaşıyor' diyorlardı ve çocukları anneleriyle sokakta yürümek istemiyorlardı. Tekrar gidemem * Ne zaman oradaydınız ve ne kadar kaldınız kitap için bölgede? 2002 yaz ve sonbaharında üç ay kaldım ve çok sayıda insanla röportaj yaptım. Görüşmeleri yaparken, onlarla çok uzun zamanlar geçirip kendime inandırdım. Çünkü gazeteci olunca acele içinde, birkaç soru sorar gidersin. Onların hikayelerini çalarak malzeme elde edersin, ve sonunda insanlar kendilerini kullanılmış hissederler. Onlarla beraber olduğunu kalben hissetmeleri, bir sempati, güven duymaları lazım. Bir gün, iki gün bir aileyle yaşadım. Yemek yapıyordum, yemek yiyordum evlerinde. Onlarla oturup konuşuyordum, günlük hayatlarını yaşıyordum... * Tekrar o topraklara gitmeyi düşünüyor musunuz? Tekrar gitmek istemiyorum, çünkü çok acı verici. Bir şey yapamıyorum ki onlar için. Tamam bir kitap yazdım ama durum aynı. Oraya bir şeyler yapmak için gitmek zorundasın. Değişik ülkelerden insanlar geliyor, okullara, insan hakları örgütlerine. İsrail'in politikası yüzünden, bu acımasız savaşın sürmesini isteyen liderler yüzünden Filistinli insanlara yardım etmek zorundayız, Çünkü bu bir insanlık meselesidir... Halkı korkutuyorlar * Kimlerle konuştunuz? Birkaç örnek aktarsak? Bir çok insanla, aileyle tanıştım. Kızları intihar saldırısı yapan bir aileyle tanıştım. Tamamen kendi toprakları için bir şeyler yapma duygusuyla hareket eden bir kız. Bir hemşireymiş. Gördüğü şeyler onu doldurmuştu. Ve intihar saldırısını gerçekleştirmiş. Bir başka aileyle de konuştum. Bacakları kesilmiş 12 yaşında küçük bir çocukları vardı. Sınırı geçemediği, doktora gitmesine izin verilmediği için bacakları kesilmiş. Olaydan üç gün sonra izin çıkmış ama iş işten geçmiş. İsrail tarafından da bir çok insanla görüştüm. Filistinliler tarafından yapılan intihar saldırısında kızlarını kaybeden bir aileyle konuştum. Kızkardeşini saldırıda kaybetmiş abla dünyayla bütün bağlarını koparmış, yemek yiyemiyor, uyuyamıyor. Filistinliler hepimizi öldürecek diye düşünüyor. Çünkü Şaron hükümeti İsraillilere devamlı yalan söylüyor; "Bütün Filistinliler sizleri öldürmek istiyor" diye. Bu tamamen yalan. Bu yüzden İsrail halkı sürekli korku içinde. Barak, Netenyahu, Şaron Filistinlilerin onlarla anlaşma yapmak istemediğine inandırmışlar. Türkiye'ye aitim Osmanlı torunu Kenize Murat, Türkiye sevgisiyle dolu. * Türkçe bilmiyorsunuz, Fransa'da büyüdünüz. Peki buraya geldiğinizde ne hissediyorsunuz? Kendinizi nereye ait hissediyorsunuz? Ben Türkiye'ye aitim. Entelektüel olarak Fransa'da büyümüş olabilirim ama duygusal olarak ben daha çok Türküm. * Bu zor bir durum değil mi? Gençken çok zordu, iki ayrı kimlik arasında yırtınıp kalmıştım, kim olduğumu bilmiyordum. Ama şimdi biliyorum. Yılın büyük kısmını Türkiye'de geçirmeyi, Türkiye'de yaşamayı istiyorum artık. * Bundan sonraki projeniz nedir? Daha düşünce aşamasında ama, bugünkü modern Türkiye'yi anlatan bir kitap yazmak istiyorum. Fakat, daha uzun süre burada kalarak, yaşayarak ve Türkiye'yi daha iyi tanıyarak. Dedesinin önünde Sultan 5. Murat'ın torunu Selma Sultan'ın kızı olan Kenize Murat dedesi ve annesini şu cümlelerle anlatıyor: "5. Murat'ın çok hüzünlü bir hayatı vardı ama çok iyi bir insandı. Çok iyi bir politikacı değildi belki ama çok iyi bir ressamdı, besteleri vardı. Modern anayasalar yapmak istemişti. Abdülhamid daha güçlü, dış güçlere daha çok karşı koyabilecek, direnebilecek biriydi. Büyükbabam Çırağan sarayına kapatıldı, orada kaldığı yıllarda küçük kızına piyano çaldı. Annem ise çok güzel bir kadındı. Koyu kahverengi saçları, yeşil gözleri vardı. 27 yaşında öldü, ben daha bir yaşındaydım." Siyonist lobisi baskı yapıyor Kenize Murat, 'Toprağımızın kokusu adlı kitabıyla ilgili olarak sorularımızı şu şekilde cevaplıyor: * Kitap Türkiye'de daha bir kaç gün önce piyasaya çıktı. Nasıl gidiyor satışlar? İlk baskı üç günde bitti, ikinci baskısı yapıldı, çok iyi gidiyor. * Daha önceki kitaplarınız Fransa'da çok iyi satış rakamlarına ulaşmıştı. 'Toprağımızın Kokusu' geçen yıl basıldı ama pek de iyi karşılanmadı galiba. Eski kitaplar tarih kitaplarıydı. Bu kitap ise Filistin-İsrail problemiyle ilgili. Fransız medyası, bu ülkedeki siyonist politikalarından çok etkileniyor. Benim kitaplarım hakkında çok iyi makaleler yazan bazı gazeteler vardı ama bu sefer hiç ilgilenmediler, medyayla ilişkim olmadı, çünkü korktular. Kitap hakkında gazeteye yazı yazan halkla ilişkiler ve reklamcılar kitabın arka sayfasındaki yazıdan yola çıkarlar, ama bu kitapla ilgili yazanlar orayı bile kesiyorlar. Yani bana sansür uyguluyorlar. * Bütün bunlar satışları nasıl etkiledi? Çok iyi değil, orta. Kitabın konusu çok güncel, önemli bir konu ve ben Fransa'da iyi bilinen bir isimim. Bu iki element birleşince kitabın çok daha iyi satması lazımdı ama siyonist lobisinin baskılarından etkilendi. * İsrail deyince akla Amerika geliyor. Orada da basılacak mı kitap? Amerika'da çok küçük bir İngiliz yayıneviyle çalışıyorum, onlar satacak, ama oradan büyük bir beklentim yok. Amerika'nın İsrail politikası hakkında bir şey söylemiyorum durum ortada., 57. eyalet gibi. * Türkiye'de yayınevi konusunda sıkıntı yaşadınız mı? İki büyük yayınevine götürdüm, bana basamayacaklarını söylediler. Doğan ve Remzi kitabevi. 'Türkler Filistin problemiyle hiç ilgilenmezler, yüz kitap bile satamayız' dediler. Bu cevap beni çok şaşırttı, inanamadım. Çünkü Türkler her zaman Filistin problemiyle ilgilenirler. Ben de 'İsrail'i hayal kırıklığına uğratmak istemediğiniz için böyle yapıyorsunuz' dedim. Everest kitabevi ilk günden beri benim kitabımı basmak istedi. Türkiye'nin ihtiyacı Kenize Murat'ın Cihangir'deki evi tam da Topkapı Sarayı'na bakıyor. Sohbetimiz sonunda kitabını bizim için imzalarken, ağzından şu sözler dökülüyordu: "Yedi asır buradan Osmanlı'yı yönetti babalarım. Sonunda pek çok problem çıktı. Türkiye'nin iki ayağa ihtiyacı var. Biri Osmanlı imparatorluğu, diğeri de Mustafa Kemal."

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.