İstanbul Bakırköy Psikiyatri Tedavi ve Araştırma Merkezi'nin yaptığı araştırma, ülkemizde silah sayısının 10 yılda 10 kat arttığını ortaya koydu. Araştırmayla silahın da uyuşturucu maddeler gibi bağımlılık yaptığı belirlendi ve literatüre "silah bağımlılığı" kavramı sokuldu. Silah ruhsatı almak için başvuran 10 bin kişi üzerinde 3.5 yıl süren araştırmayı gerçekleştiren Psikiyatrist Ayhan Akcan ile yaptığımız görüşme tedbir alınmazsa yıllar sonra durumun daha da vahim olacağını ortaya koydu; -İnsan neden silah sahibi olmak ister?... Kendini güvende hissetmediği için mi, korunma duygusuyla mı yoksa silahın temsil ettiği başka şeyler mi var?.. "-İnsanların neden silah aldıklarının tam karşılığını veremezsiniz. Gerçek silah alma nedenleri ile ruhsat için başvurduklarında belirttikleri gerekçe farklı. Bu bütün dünyada böyle... Ama Türkiye'dekilerin çoğunluğu kendilerini koruma amaçlı alıyor, zahiri düşmana karşı..." -Bölgesel özellikler bu talep üzerinde ne kadar etkili?... "-Silah talebiyle başvuranların yüzde 60'ı Karadeniz ve Doğu Anadolu kökenli. Şark kültürü ve coğrafi özellik talebi en çok belirleyen koşullardan. Bizim kültürümüzde 'at-avrat-silah' kavramında silah gücü temsil ediyor. Toplumda güç sahibi olan aynı zamanda silah alır. Türkiye'de ruhsatlı 1 milyon tabanca, 1.5 milyon da pompalı ve av tüfeği var. Ruhsatsız silahların sayısı bunun 3 katı. Nereden baksanız 5 milyon silah var. Bence Avrupa'da en fazla silah bizde... -Peki tetiği çekmek kolay mıdır?... Silah sahibi olan kişi onu kolay kullanır mı, ya da bunun sonuçlarının muhakemesini yapar mı?... "-Kullanır, herkes kullanır. O muhakemeyi yapamaz. Öfke herkeste olan en doğal dürtü. 1650 kişinin öfke boyutuna baktık silah ruhsatı için başvuran. Üçte biri problemli. Bunlar bir öfke anında çok rahat silahı ateşleyebilirler. Silah insanı korumaz. Potansiyel suç aletidir. Şiddet olan, öfke olan her yerde kullanılabilir. Elimizdeki veriler de bunu ortaya koyuyor. Evinde silah bulunanlarda olmayanlara göre 12 kat intihar, 5 kat cinayet, 6 kat daha fazla da silahla yaralama riski var. 1995'den 2001 Ağustos ayına kadar İstanbul'daki bütün cinayetleri taradık. 10 yıl önce suç aleti olarak silah yüzde 30'ken bugün yüzde elli oranında. İkinci sırada ekmek bıçağı geliyor... Yılda silah ile 3 bin 4 bin cinayet rakamı çok yüksek..." -Şu anda toplumumuzda genel bir umutsuzluk hali ve gergin bir hava hakim. Özellikle gençler bunu daha sık dile getiriyorlar. Silah sayısındaki artışla sosyal patlama arasında bir ilişki kurulabilir mi?... "-Sosyal patlama ile bunun arasında ilişki kurmak için çok erken. Ama Esenler'de yaşanan son hadise bunun için soru işareti oluşturdu. Esenler bizim çalışma alanlarımızdan biri. Ruhsatlı silah talebi Esenler'de düşük. Yüz kişiden üç kişi civarında. İlk göç bölgeleri (sadece orası değil Küçükçekmece, Ümraniye, Sultanbeyli, Gaziosmanpaşa'nın bir bölümü) riskli bölgeler. Bu insanlar göç ederken silahlarını da getirmişler. Göç etmek ruhsal anlamda başlı başına bir kayıptır zaten. İnsanlar aile mezarlarını, en değerli şeylerini bırakıp geliyor. Geldiği yerde de en büyük tehdidi hayatı... Kırsal kesimde bildiği yöntem silahla korunma, önce kendisini korumaya almalı. Burada problem yok. Problem burada doğan çocuklarda. Ne geldiği yeri biliyor ne de kentli olabiliyor. Sosyal patlamalara neden olabilecek kuşak 20 yaş civarında. Bu, futbol olaylarında da böyle. Evde silah olursa çok ciddi problemler olabilir. Kriz ve deprem çok etkiledi. Şahıs zaten mutsuz; işi yok, eğitim yok, farklı şartları görüyor, talep ediyor... Bunlar verilemezse toplu halde bir olay olarak karşımıza çıkabilir..." -Bireysel silah sahibi olma neden yasaklanmıyor sizce?... "-Bu konuda karar verici olan siyasi irade. Siyasi irade de silahı bir güvence olarak görüyor kendisi için. Meclisteki milletvekillerine bakın çoğunda silah vardır. 90 yılında tüm ülkede 25-50 bin civarındaydı taşıma ruhsatı. Hem ruhsatsız silahları kayda almak, hem de devlete gelir sağlamak için silah sahibi olmak kolaylaştırıldı. Terör ve ekonomik koşullar ve etkilenmeyle bu ters tepti çok yoğun silah talebi oldu..." -Kişi silah ruhsatı için başvurduğunda istenen birtakım belgeler var. Bunlardan biri de ruhsal açıdan sağlıklı olduğunu gösteren rapor. Bu rapor yeterli midir?... "-Türkiye'de ruhsal muayene kısmı devlet hastanelerinin psikiyatri polikliniklerinde yapılıyor. Çok fazla yük var oralarda. Tek hekim var yeterli zaman ayıramaz. Psikiyatrist yok çoğu yerlerde. Kriminal psikiyatri merkezleri yapılması lazım. Sadece silah ruhsatı için değil, ehliyet, evlat edinme, hacca gitme, yaşlılıkta ruhsal ehliyet tüm bunlar için yapılması gerekiyor. -Yaşlılar deyince, işin bir de çocuklar boyutu var. Evde silah olduğunu bilen çocuklar için özendirici bir obje olabilir mi?... "-Eve mesleği gereği silahla gelen kişilerin çocuklarıyla görüşme yaptım. Babanın eve silahla gelmesi, evde silah olduğunu bilmek neler hissediyor' diye sordum. Birinci duygu korku. Çok yoğun korku hissediyorlar. İkincisi ise merak. Bu iki duyguyu bastıramazsınız çocukta. Çocuk evde silah olduğunu biliyorsa, önünde sonunda ne yapıp edip onu buluyor, kurcalıyor. Hele bir de babası silahı gösteriyor, veriyor, atışa götürüyorsa daha tehlikeli durumlar ortaya çıkıyor. Bunun için gelişmiş ülkelerde silahı çalıştığı mekanda, ya da evde kasada saklama gibi yöntemler geliştirilmiş. Ya da silah için başvurulduğunda araya bir zaman koyuyorlar bu da talepten vazgeçilmesini sağlayabilir. Bizde de bürokrasinin yavaş işlemesi, 14 ayrı belge istenmesi bu talebi biraz azaltıyor..." -Özellikle son dönemlerde televizyon dizilerinde birtakım kahramanlar var. Sürekli ellerinde, yanlarında silahları var ve sorunları onun sayesinde hallediyorlar. "-Son 10 yıldır, hatta 20 yıldır Türkiye'deki temel yapılanma şu: Psikopat yapılanma veya psikopat kişilikle ilgili davranışlar hep ön plana çıkarıldı. Biz buna basitçe delikanlı veya mafya diyoruz. Deliyürek mesela, Beyaz'ın en çok tutan tiplemesi Ümraniye'li Ejder mesela... Talk-showların çoğunluğunun başarılı olmalarının temelinde isim vermeyeyim, bu kesimden gelmeleri yatıyor. 'Racon kesmeler', birtakım hareketler değer oldular. Bunların vazgeçemeyeceği aksesuarları vardır. Gümüş yüzük, kolye gibi. En büyük aksesuarları da silahtır. Ve iş becermesi lazım. Bizim namusumuzu bizim adımıza karar verip halletmesi lazım. Taraf da buluyor. İpin ucu kaçmış..." -Gençliğin silaha olan yakınlığıyla, ruhsal durumuyla ilgili bir çalışmanız var mı?... "-Silahla intiharların üçte biri 18-25 yaş gurubunda. Günlük yaşamak, günlük ihtiyaçlara cevap bulmalar model oluşturmuş. Hasta sayımızda yüzde 50 artış var ve neredeyse yarısı gençlerden oluşuyor. Belirsizlik, aileyle ilgili problemler. Buralarda da çok ciddi problemler var. Gençlerde ciddi iletişim problemleri, öncelikli ihtiyaçlarını belirleyememe, korkunç derecede tüketim talebi var. İntihar eğilimi arttı. Genel bir mutsuzluk var." -Geçtiğimiz günlerde yaşanan ve hâlâ tartışılan bir konu var. Kapkaççıya ateş eden ve ölümüne sebep olan işadamı?... "-Bu tür olaylar artabilir. Sokakta her silah taşıyan kendisinin polis gibi olaylara müdahale hakkının olduğunu zannetmektedir. Bireysel silahlar Japonya'daki gibi yasak olsa bu konuların hiçbiri konuşulmayacaktı. Bireysel silahlanmanın her gün artıyor olması Türkiye'nin gelecekte bu tür olayları yaşayacağının göstergesi. Emniyet de bu konuda sıkıntılı. Son bir aydır hakikaten bu bize geri tepebiliri sorgulamaya başladılar. Banka olayında bunu gördüler. İkincisi kapkaçcı olayı. Üçüncü olay giremediği bölgeler var..." Kurşun adres sormaz... Karadeniz'de bir köy düğünü... Anne, kucağında uyuyakalmış dört yaşındaki oğluyla horonların tepildiği meydana iniyor patika yoldan. Yemyeşil dağlarda yankılanan kemençe sesini bastıran tek ses, birbiri ardına ateşlenen silahların patlaması... Bir yandan düğündeki eğlenceyi izleyen anne birden kucağındaki çocuğunun ağırlaştığını hissediyor... Sadece bir annenin duyabileceği merakla uyurken üşümesin diye oğluna sardığı örtüyü aralamak istiyor. Ve dağlarda silahların sesini bile bastıran bir çığlık yankılanıyor... Nice çığlıklar yankılandı dağlarda, nice annelerin yürekleri yandı şüphesiz. Birilerinin eğlenmek, kutlamak amaçlı ateşlediği silahlar ne onulmaz yaralar açtı. Ya da ani bir kızgınlıkla evindeki, belindeki silahlara sarılanlar geri dönülmez ne çok adım attı. Geçtiğimiz haftalarda meydana gelen banka soygununda güvenlik görevlisinin müdahalesiyle iki soyguncunun ölmesi, bu olaydan birkaç gün sonra da bir işadamının ruhsatlı silahıyla bir kapkaççıya ateş etmesi ve kapkaççının ölmesiyle silah ve kullanımı konusu gündeme taşındı. Aslında ülkemizde sahip olunan silah sayısına bakınca bu konunun çok daha önceleri ve ciddiyetle ele alınması gerektiği görülüyor. Türkiye'de beş milyondan fazla insanın silahı var ve uzmanlar tetiği çekmenin çok kolay ve anlık bir karar olduğunu söylüyorlar. Sonrasının ise geri dönüşü yok. Tıpkı otuz yıl önce daha dört yaşındayken serseri bir kurşunla kaybettiğimiz kuzenim gibi... Rakamlarla silahlar ø Türkiye'de her 13 kişiden birinin silahı var... ø 6136 numaralı silah mevzuatıyla ilgili kanun, 1953 yılında yapılmış... ø Kayıtdışı silahlar gözönüne alındığında yaklaşık 130 bin gençte silah var. ø Silahla intihar veya kendini yaralama olaylarının yüzde 36.1'ini gençler gerçekleştirmekte. ø 25 yaşın altındaki gençler bilerek adam öldürmelerin yüzde 26.5'ini gerçekleştirmiş. ø Silah talebinde bulunanların yalnızca yüzde 5'i kadın, yüzde 7'si 60 yaşın üstünde... Silah başvurusunda üst yaş sınırı yok... ø Ruhsat için başvuranlarda esnaf birinci sırada yer alırken, ikinci sırada emekliler, üçüncü sırada da işçiler var. ø Cinayetlerin yüzde 50'si silahla gerçekleştirilmiş. Silah bağımlılığı BAPAM'ın araştırması dünya bilim literatürüne yeni bir kavram da kazandırdı; "Silah bağımlılığı"... Bazı insanların sürekli ruhsat için başvurduklarını görünce bunu sorguladıklarını söyleyen Ayhan Akcan'ın 1650 kişi üzerinde gerçekleştirdiği araştırma silahın da esrar, eroin gibi bağımlılık yaptığını ortaya çıkardı. Vakaların yüzde 6'sında silah bağımlılığı, yüzde 10'unda bağımlılık öncesi ileri derecede silah tutkusu ve yüzde 15.5'inde de silah tutkusu olduğu belirlendi. "Silahsız olduğunuzda ne hissediyorsunuz" sorusuna denekler, "Sıkıntıya girme, terleme, panikleme, çıplak, boş hissetme" cevaplarını verdiler. Ve silah ruhsatı için başvuranların yüzde 12'si yatarken silahını başının altına koyuyor. Başka hiçbir ülkede sevincini silahla yaşayan kimse de yok...