> Peki ya 80 yıl!? 80 yıllık bir ömür. Ve 80 yıla sinen acılar, ayrılıklar... Evlatlarına hasret geçen yıllar. O'nun öyküsü 1,5 yaşında gözlerini kaybetmesiyle başlıyor. Birdenbire göremez oluyor ve ardı sıra acılar geliyor... Eli-kolu olan annesini kaybediyor bir-iki yıl sonra Gülizar bebek. Beş yaşındayken de babasını. Karanlık dünyasına anne-babasızlığın ağırlığı çöküyor. Kahramanmaraş'ın bir köyünde yaşamaya çalışıyor. Anne-babasının ölümünden sonra dayısı bakıyor Gülizar'a.... Gözleri görmüyor, ama Gülizar'ın güzelliği görenleri büyülüyor. O karanlıklar içinde küçük kızın tek hayali ise dünyayı görebilmek oluyor. > En büyük hayalinin peşine düşüyor Bir gün karşısına bir adam çıkıyor, en çok özlemini duyduğu şeyin vaadiyle.. 'Benimle evlen gözlerini açtırayım..' diyerek.. En büyük hayalinin peşine düşüyor Gülizar daha 13 yaşında. 'Tek istediğim dünyayı görebilmekti... Ona inandım, gözlerimi açtıracak diye evlendim.' Görebilmek umuduyla 'evet' dediği kişinin, 70 yaşında olduğunu bile bilemiyor Gülizar. Her nasılsa kimse de engel olmuyor bu evliliğe(!) Nasıl evlenmekse? Eşinin evine gittiğinde asıl kötü sürprizle karşılaşıyor çünkü.. 13 yaşındaki çocuk Gülizar'ın evlendiği 70 yaşındaki kocası zaten evlidir ve çocukları vardır... Altlı üstlü evlerde bir kuma hayatı yaşamaya başlıyor. Birbiri ardına üç kız çocuğu getiriyor dünyaya. İnci, Saadet ve Gülseren . Ancak üvey anne ona da rahat vermez kızlarına da. Çocuklar dayak yer, horlanırlar, merdivenlerden itilirler.. > Üç kızını da evlatlık veriyorlar Bütün bunlara katlanıp yaşamaya çalışırken 76 yaşındaki eşi en büyük acıyı yaşatır Gülizar Ana'ya.. 'Ben öldükten sonra sen bu çocuklara bakamazsın ortada kalırlar' diyerek ayrı ayrı ailelere evlatlık verir üçünü de...Daha yaşı 20 bile değildir, direnir, bağırır, çağırır ama yavrularına sahip çıkmaya yetmez bunlar. 'Ağladım, bağırdım ama bir şey yapamadım. Zorla kopardı yavrularımı benden, kucağımdan çekip aldı... Kimse yoktu yardım edecek...' Hiç görmediği yavrularının kokularına da hasret bırakılır küçük anne Gülizar. Yüreğindeki yangınla hayatı da bir başka yöne savrularak devam eder. 'Yine evlendirdiler beni. 6 çocuğum daha oldu' diye anlatıyor sonrasında yaşadıklarını. Altı çocuğu daha olsa da evlatlarına hasreti küllenmez, her gün artar yüreğinin yangını... Seneler sonra en büyük evladına kavuşmak biraz dindirir acısını. 'Hep aradım onları. Üvey oğlumun yardımıyla büyük kızım İnci'yi buldum, mahkeme kararıyla da geri aldım. Ama 7 yıl önce kaybettim onu..' > 'Kızlarımın evine adım atmadım' Ardından da en küçük kızı Gülseren bulur annesini. Bulur ama kısa süreli gizli görüşmelerden öteye varmaz birlikte geçirdikleri zamanlar. Evleri çok yakın olsa da Gülseren'in kayınvalidesi görüşmelerini istemez. Pazarda ayak üstü beş dakika hasret giderirler. Kısa süre önce kayınvalidesi hayatını kaybedince görüşmeye başlarlar ancak. Programımıza annesiyle gelen Gülseren yaşadıklarını anlatırken gözyaşları hiç durmadı. 'Beni evlatlık verdikleri ilk ailenin yanından başka bir yere gönderildim. Orada ilk ailemi aradım hep, onları bulmak için küçük yaşta tek başıma yollara düştüm. Benim kaderim de annem gibi. 13-14 yaşında evlendirildim, sonra hemen anne oldum. Hep gerçek annemi aradım. Buldum ama kayınvalidem çok sinirliydi görüştürmedi bizi..' O anlatırken Gülizar teyze giriyor söze 'Pazarda beş dakikacık görüşürdük ayak üzeri. Ben daha çocuklarımın evine adım atmış değilim.' Hayatlarıyla ilgili kararları hep başkaları alan bu iki kadın program boyunca ağlıyor. 'Bizim ömrümüz hep ağlamakla geçti zaten' diyerek. Onları stüdyomuza getiren neden ise Gülizar teyzenin ortanca kızı Saadet hanım. Onu bulmak, ona kavuşmak istiyorlar. Gülizar ana kızıyla ilgili bildiklerini sıralıyor...'Adana'ya evlatlık verilmişti. Ben bir kere gitmiştim görmeye küçüktü. Sonra bir kere de o geldi. Bir daha haber alamadık kendisinden. Görmeyeli 37 yıl oldu.' Görmeyeli 37 yıl oldu diyor ama o hiç görememiş çocuklarını aslında.. Güzel mavi gözlerine perde ineli hiçbir şeyi göremez olmuş. Doktora gidip gitmediğini soruyorum. 'Bir kere gittim, ameliyat gibi bir şey yaptı azıcık ışığı görmeye başladım..' Bu sözü bizim için de umut oluyor 'Acaba görebilir mi?' diye. Ertesi gün onu hastaneye muayeneye gönderiyoruz. Bir yandan muayenenin heyecanını yaşıyor Gülizar teyze, diğer yandan kzını bulabilecek miyiz diye merakla bekliyor. > 37 yıl sonra kızına kavuştu Muayene sonucundan önce kızı Saadet'ten telefon geliyor...'Anneciğim nasılsın?' diye... Sesin geldiği tarafa çeviriyor başını. Sanki görebilecek, sanki fark edebilecek yavrusunu. Nasıl çocukça bir telaş yayılıyor her hareketine. Herkes susuyor stüdyoda Gülizar teyze 'Yavrum, gözümün nuru' diye başlıyor konuşmaya.. Yılların hasreti hangi kelimelere sığar ki? Küçücük bir bebekken bağrından koparılan evladıyla 37 yıl sonra konuşuyor Gülizar ana.. Özlem daha fazla katlanılmaz oluyor. 'Sen gelemezsen canın sağolsun, ben gelirim senin yanına kuzuuum' diyor 80 yaşındaki Gülizar ana. O sevinç gözyaşları dökerken yalnız değil bu kez stüdyodaki bütün konuklar da ağlıyor onunla birlikte.... Bir sonraki programda bağrına basıyor kuzusunu. Kokluyor, aradaki yılları eritmek istercesine sarılıyor... Gülseren hanım 'abla' diyor gerisini getiremiyor...Geçen yıllar, kaybedilenler, geri gelmeyecek anlar... Evlatlarını büyütebilen analar şükrediyor bu manzarayı görünce.. Saadet hanım çocuklarından, torunlarından bahsediyor. O kadar heyecanlı ki sesi titriyor, konuşamıyor. Birlikte geldiği eşi bu anı izliyor sessizce... Gülizar teyzenin duaları dolduruyor stüdyomuzu..Nereden ses duysa o yana dönüyor..Kızlarını kucaklarken 'Olsun, görmesem de olur.. Siz benim gönlümün gözüsünüz' diyor... Tam o bunları söylerken doktorumuzdan muayene sonucunu bildiren telefonu alıyoruz. > Meğer görebilirmiş! Seviniyor Gülizar teyze, çocuklar gibi seviniyor... Başını ne yana çevireceğini şaşırıyor.. O seviniyor ama biz hepimiz kahroluyoruz.. Onca yıl, onca acı, onca hasret...Evlatlarından ayrı geçen bir ömür..Hiçbir şey görmeden; güneşi, yıldızları, çimleri...Çocuklarının yüzünü, gözlerinin rengini... İlk bebek gülüşlerini, dünyalar güzeli kızlarının gelin olmuş hallerini...Hiçbir şeyi görmeden geçen 80 yıl dikiliyor karşımıza doktorun söylediği sözlerle... 'Gülizar teyze basit bir operasyonla kornea nakli yapılırsa görebilir!' ...... Herkes önce susuyor, sonra sessizce o seksen yıla ağlıyor... 80 yıla ve o 80 yılda yaşananlara. .......... Boğazıma bir şeyler düğümleniyor.. Gülizar teyzeye bakamıyorum bile... O ise nasıl mutlu.. Heyecandan titreyen ama coşkusu apaçık ortada olan sesiyle, en üzücü sorulardan birini soruyor... 'Ne zaman ameliyat olacağım?