Şampiyon anne ve onun yolundan yürüyen kızını Ukrayna'ya hareketlerinden hemen önce yakaladık... Aslında soracak çok soru vardı ama zaman azdı. Bazen tercümanlığımızı yapan Ali bey yardımcı oldu bize bazen öğrenmeye başladıkları Türkçe'leriyle kendileri cevapladı sorularımızı. Dubovik'lerde anne-kızdan ziyade, iki arkadaş görüntüsü dikkat çekiyor ilk bakışta. Birbirlerine şakalar yapıyorlar, fısıldaşıyorlar arada bir. Bu kadar genç görünen annenin yaşını merak ediyoruz, kızı 20 olduğuna göre? Sorumuza Rimma büyük bir dikkatle kendisi cevap veriyor, Türkçe konuşabildiğini göstermek için; "39'da yaşindayım" diye... -Neden Türkçe öğrenmek istiyorsunuz? İşiniz gereği pek çok ülkede yarışlara katılıyorsunuzdur, onların da dilini öğrenmek istediniz mi?... "-Türkiye'ye ilk defa on sene önce Trabzon yarı maratonu için gelmiştim ve kazanmıştım. Çok hoşuma gitti burası. Daha sonra Bursa yarı maratonu ve Avrasya Maratonu'na defalarca katıldım. Fransa, Yugoslavya, Japonya bütün dünyada koştum ama Türkiye'yi çok seviyorum, benim için yeri ayrı..." Ülkemde askerdim -Kaç yıldır parkurlardasınız? Avrasya maratonunu ikinci kez birincilikle tamamladınız. Bunun dışında dünyada aldığınız dereceler var mı? "-15 yıldır profesyonel sporcuyum. Bütün dünyayı dolaştım yarışlarla. Üç defa da Avrupa şampiyonasına katıldım. Takım halinde Avrupa şampiyonu olduk. Ben o zaman askerdim..." -Nasıl yani? "-CSK'yı bilirsiniz onun gibi. Askeri kulüplerde bir çalışan olarak görünüyorsunuz, dereceler arttıkça da rütbe alınıyor. SKA (ordunun spor kulübü)'ndeydim.. SKA adına katıldığım yarışmalarda takım halinde Avrupa şampiyonu olduk. Ama şimdi askerliği bıraktım..." -Yarıştan sonra kızınızın Türkiye adına koşmasını istediğinizi söylediniz. Bunu gerçekten istiyor musunuz? "-Ben onun Türkiye'de kalmasını ve ilerde Türkiye için koşmasını istiyorum. Ukrayna'da spora yeterince ilgi gösterilmiyor. Türkiye onun potansiyelini ortaya çıkaracak altyapıya sahip. Federasyon başkanıyla tanıştık bize yardımcı olmasını umuyoruz. Tabii dereceleri arttıkça ona ilgi de artacak ve bu iş kolaylaşacak..." Türk olmayı çok istiyorum -Elvan Abaligasse ve voleybol takımımızdaki Natalia var mesela. Türk vatandaşlığına geçmek için anlaşmalı evlilikler yaptılar. Böyle bir şey düşünüyor musunuz? Ya da bir girişiminiz oldu mu?( Net bir cevap vermiyorlar bu soruya) "-Vatandaşlığa başvurmayı düşünüyoruz..." -Oleysa annen böyle istiyor da sen ne düşünüyorsun? "-Ben de Türkiye'yi çok seviyorum, Türk vatandaşlığına geçmeyi çok istiyorum ama bunun bir sır olarak kalmasını, söylemeyi istemiyorum. Çünkü geleceğe dair düşüncelerini anlattın mı bu olmuyor..." -Böyle inançların var galiba. İkinizde de nazar boncukları var nazara da inanıyorsunuz galiba? "-Evet. Bunları boynumuzdan çıkarmıyoruz, İstanbul'dan aldık..." -Peki Türkiye hakkında neler biliyorsunuz? Ukrayna'yla karşılaştırma yaparsanız nasıl iki ülkede durum? "-Benim gibi diğer Ukrayna vatandaşları Türkiye'nin çok gelişmiş bir ülke olduğunu, diğer Müslüman ülkeler gibi olmadığını biliyorlar. Yaşam seviyesinin çok yüksek olduğunu biliyorlar. Ukrayna'yla burası arasında çok büyük fark var. Türkiye'de şartlar çok çok daha iyi. Türkiye hakkındaki çok şeyi tarihten biliyoruz..." Kıtadan kıtaya koşmak... Birbiri ardına yaşanan ve hemen herkesi hasta eden soğuk ve yağışlı hava geçen Pazar günü, yerini pırıl pırıl bir güne bırakmıştı... Sanki Asya'dan Avrupa'ya koşacak yüzbinlere bir jest yaparcasına... Haberlerden izlemişsinizdir. Çoluk çocuk, genci yaşlısı, politikacısı, turisti binlerce insan başka hiçbir yerde yaşanamayacak bir güzellikle bir kıtadan diğerine yürüdüler, koştular... Kimi piknik yaptı Boğaziçi köprüsü üzerinde, kimi hatıra fotoğrafları çektirdi. İnsanlar dünyanın en güzel manzarasını doya doya içine sindirirken, 'madalyaya uzanmak' için binlerce kilometre ötelerden gelen atletler de vardı köprü üzerinde. 50 ülkeden 350 sporcu arasında bir anne ve kızı da vardı... Ukrayna'dan gelen sporcular birinci olabilmek için koştururken bu güzel şehri, boğazı ne kadar görebildiler bilinmez ama İstanbul'dan, Türkiye'den etkilendikleri şüphesiz. Çünkü 5 kere katıldığı Avrasya Maratonu'nda ikinci kez şampiyonluğu yakalayan anne Rimma Dubovik, 15 kilometre koşusunun ikincisi kızı Oleysa'nın Türkiye adına yarışmasını istiyor. Ve bunun için federasyondan destek bekliyor. "Türk erkeklerinden korkuyorum" Oleysa daha önce Maltepe yarışında koşmuş, ilk kez koştuğu Avrasya 15 kilometre yol yarışında üçüncü olmuş. Ülkesinde İktisat eğitimi alan Oleysa da Türkiye'ye gelmeyi çok istiyor; "-Türkiye çok hoşuma gidiyor ama erkeklerden korkuyorum. Türk'e benzediğim için izin vermiyorlar, her tarafta sıkıştırıyorlar. Ciddi bir şekilde rahatsız edilmedim ama çok dikkatli bakıyorlar. Çünkü Ukrayna'da öyle bir şey yok..." -Ukrayna'da bakmazlar mı güzel kızlara" deyince tercümanımız karışıyor söze; "-Bakmazlar, çünkü orada herkes güzel..." 'Müslüman Tatarım' -Tarihten biliyoruz dediniz de, nasıl anlatılıyor Ukrayna'lılara Türkiye ve Türkler? RD: "-Tarih okurken bize hep savaşçı bir millet, her tarafı işgal eden bir millet olarak gösterirler Türkleri. (Eliyle havada hareketler çizen bir kılıç işareti yaparak sürdürüyor konuşmasını). Kırım savaşından, işgalinden biliyoruz." Bu arada söze kızı Oleysa giriyor ve gülerek; "Türkler olmasa Slav ırkı bu kadar güzel olmazdı" diyor. RD: "-Biz müslümanız, Tatarız. (Euzü Besmele çekiyor)... -Sovyetler Birliği döneminde inançlarınızı yaşama şansınız oldu mu? "-Ben Müslüman bir ailede büyüdüm. Babaannem namaz kılıyordu sürekli. Ben de namazı ve diğer şeyleri ondan öğrendim. Kızım da biliyor namaz kılmayı..." -Oleysa genç biri için nasıl Türkiye'de yaşamak senin ülkene göre? "-Burası çok çok iyi. Ama erkekler beni biraz düşündürüyor..." -Kazandığım parayla ev alacağım diye bir açıklamanız vardı. "-Evet. Herkes güzel bir ev, araba sahibi olmak ister. Küçük bir dairem var daha güzel bir daire almak istiyorum. Geçen sene kazandığım para yetmemişti. Bu sene aldığım 20 bin doları ona ekleyince sanırım yetecek istediğim evi almama..." -39 yaşındasınız. Daha ne kadar maraton koşabilir bir atlet? "-Kestirmek mümkün değil bunu, hiç belli olmaz. Gücüm olduğu sürece koşmaya devam edeceğim. Bu iş için çok yoğun bir çalışma gerekiyor, sürekli çalışıyorum..." Annemi örnek alıyorum -Oleysa sen kaç yıldır koşuyorsun? "-6 senedir. Ben annemi kendime örnek alıyorum. O çok iyi niyetli ve sabırlı. Bu sene hedefim birincilikti ama benden daha tecrübeli ve güçlü rakipler vardı. En iyi olmak için çalışmaya devam edeceğim..." -Başka çocuğunuz var mı? Eşiniz de sporcu mu? RD: "-Başka çocuğum yok. Eşim antrenörümüz..." -O da istiyor mu Türkiye'ye gelmeyi? "-Bilmem belki..." Süreyya'yı tanıyorum -Türkiye'den tanıdığınız atletler var mı? "-Süreyya Ayhan'la bizzat tanışıyoruz. Yarışlardan değil ama o ve antrenörüyle oturup çay içtik, sohbet ettik. Çok iyi bir atlet. Elvan'ı biliyorum. O da çok başarılı..." -Türkçe'yi nasıl öğreniyorsunuz, kim öğretiyor? (Rimma kendisi cevaplıyor sorumuzu.) "-Kitap okuyorum... Türkçe konuşmayla ilgili. Türkçe Tatarca çok az aynı, benziyor..."