Tarlada umut 'kırmak'

A -
A +

Acaba kaç sigara tiryakisi bilir tütünün hikayesini... Bir tek tütün yaprağına kaç elin değdiğini, her kökün dibine ne alınteri döküldüğünü?.. Çocukluğumun geçtiği toprakları tütün bahçeleri örterdi. "Evlek" denen çizgiler boyunca başlangıçta birer yonca gibi uzanan fideler, hızla yerden yükselerek bir diz boyuna ulaşınca yapraklar artık toplanacak hale gelirdi. "Tütün kırmaya gidiyoruz" diyen kızlar, kadınlar daha gün ağarmadan tutarlardı bahçelerin yolunu. Biz kalkıp kahvaltı için hazırlandığımızda, koca koca sepetleri (Tayluk sepeti denir onlara) sırtlayıp gelen kadınları da bu kez eşlerine, çocuklarına kahvaltı hazırlama telaşı sarardı. Bu sene yine tütün kırma zamanında gittim doğduğum yere. Trabzon-Akçaabat'ın çocukluğumun köyü, bugünün bir beldesi olan Darıca'ya. Çocukluğumdaki halinden şimdi çok uzakta Darıca. Tütün bahçeleri yerini binalara bırakmış. Deniz boyunca uzanan kıyılarda yanyana yükselmiş beton duvarlar, karayolu genişlemiş ama güzelim sahiller de geri gelmemecesine kaybolmuş. Ve "Tütüncülük karın doyurmuyor" diyen halk, başka arayışlara girmiş. Kimi fındık dikmiş bahçesine, kimi sebzecilik yapar olmuş. Annemin, "Üstün zifir olacak" (tütün yaprağını kaplayan yapışkan, siyah tabaka) demesine aldırmayıp, tütünlerin saklandığı dam altlarında tütün dizişim geldi aklıma. Yine aldım elime iğneyi. Yaprağın kalın damarına giren iğnenin çıkardığı çıtırtıyla büyük şehrin, yapılan işlerin stresinden çok uzağa düştüm. Belki oyun oynadığım mekanlar yoktu artık, ilkokulu okuduğum okul çoktan yıkılıp yenisi yapılmıştı, doğduğum köyde artık beş yıldızlı bir otel vardı ama, aradaki yıllar uçup gitti yine de. Yolun yarısında değil başında olduğum günlerdeydim sanki. Elim zifirlendi, yapraklar kaşındırdı ama, çocukluğun saflığını duymak herşeyi temizledi. Acı tadı ekmeğe bile siner Güneş yükselmeden girmek gerekir tütün bahçelerine. Yaprakları tek tek kırmak, çıtır çıtır sesleri dinlerken demetleri üst üste yığıp, koca koca sepetleri doldurmak için. Güneş tepeye tırmandığında yapraklar bükülür, kendini bırakır, artık toplanamaz olur. Bu yüzden çoğu zaman daha gün ağarmadan kalkılır yataklardan. Uyku mahmuru gözler yaprakları tam seçemese de, eller yılların ezberiyle tek tek koparır onları. Güneşin yükselmesi bir kahvaltılık zaman bırakır tütüncüye... Ne kadar yıkansa da, rengini ve acı tadını elde bırakır tütün. O acılık annelerin kestiği ekmek dilimleriyle sofralara taşınır, tütün yaprakları arasında büyüyen çocuklar bu acı tadı ezberlerler. Sonra yeniden tütün yapraklarıyla buluşur kadın elleri. Tek tek dizilirken yapraklar, kıza yapılacak çeyizden akşam yemeğine, pazara götürülecek tereyağından ev temizliğine pek çok konu geçer kafalardan. Damların (tütünlerin vagonlarla saklanıp, kurutulduğu ahşap yer) altında keskin tütün kokusu arasında, parmaklarda tütünün zifiri, ağızlardan hiç gitmeyen acı tadıyla yine de güler kadınların yüzü. Çalışmak, üretmek bir evi geçindirmek onlar için kutsaldır. Çocuklar dam altlarında uyuyup, vagonların üstlerini oyun yeri yaparak büyür. Zifire bulanan eller 'Uşağum ben diyeyim sana ki 60 seneden beri tütün yapayrım. Çocuk yaştan beri. Eskiden lastikler, motorlar yoğidi. Omuzluklan su taşırduk kaç yüz metre uzaktan. Süzgece döker, dikerduk. Derdiler bize sizi çarşiya alı gideceğuk. Dereden su taşırduk biz da. Bubamlan emicam tütün dikerdi. Sora oğlanlari götururdiler çarşiya, emicamın Emine ilan beni götürmediler.' Bir yandan yaprakları tek tek uzun iğnelere geçiriyor, bir yandan o günleri yaşarcasına anlatıyor 70'i çoktan geride bırakan Asiye teyze. Yanında gelini, kızı, yardıma gelen dünürü ve komşuları var. Zaten komşular birbirine yardımcı oluyor dönüşümlü olarak. Yoksa bir tek ailenin başetmesi zor. Bir ürünün dikiminden satımına kadar geçen 1.5 yılda bir çocuk gibi her an ilgi isteyen tütün, Asiye teyzenin hayatının ayrılmaz bir parçası. Büyük bir doğallık ve yılların alışkanlığıyla tek tek eline aldığı yapraklar bir önceki sezon ürününün tohumlarından çimlendirilerek yapılmış. Bu telaşla geçen yıllar 7 evlat, 11 torun getirmiş ona. Arka arkaya büyük bir doğallık ve alışkanlıkla dizerken yaprakları sürdürüyor konuşmasını: 'Tütünde eskiden fiyat yoğidi. Bubam 40 kuruşa tütün satti, herkes bubami parmaklan gösterdi. Tütün ucuz idi önceden. Sora fiyatladi.' "Özal güldürdü" Söze komşusu Fikriye giriyor. O kendi toprağına mısır ekmiş bu sene. Şimdi komşularına yardım ediyor dizerken. 'En iyi tütün Özal zamanında satıldı. Ondan sonra para vermediler tütüne. Dışardan tütün alıyor devlet, onu işliyor fabrikasında. Halktan aldığı tütünü yakıyor, vatandaşa sınır koyuyor. Çiftçiye destek verilmiyor. Önce tütünü bitirdiler, şimdi de fındığı ve çayı' diye anlatırken Asiye teyzenin gelini Ayşen başlıyor konuşmaya 'Eskiden tütün parası düğün yapardı. Bir derde derman olurdu. Şimdi karın doyurmuyor. En çok üç, dört ay idare eder. Zaten 200 kilo yapılmasına izin veriliyor. Sınır koyuyor devlet. Başkalarının koçanıyla yapıyoruz biz de. Yoksa geçen sene 2 milyon beş yüz bindi, bu sene üç milyon yüzbin kilosu. 200 kilo tütün bir aylık maaş demek. Herkes sebze yapmaya başladı. Başka türlü ev dönmüyor. En azından haftadan haftaya satar da evimin ihtiyacını alırım diye düşünüyor insanlar, seneden seneye tütün parası beklemektense!.. Çok zor bu iş. Bir ürün satılırken öbürü çoktan bahçeye dikilmiş oluyor. En zoru da bahçelerin bellenmesi.' Gerçekten de zor tütüncünün işi. Özellikle de kadınların. Toprağın kazılmasından, hazırlanmasına, dikilmesine, bakımına, kırılıp sınıflanmasına kadar hep onlar uğraşır. Karadeniz kadını hiç yılmadan güne daha ağarmadan başlar, yatana kadar koşturur. Sanki halı dokur gibi Kolay değildir bir yaprak yıl içinde en az beş kez elden geçer. Her yaprağa tek tek, dikerken, kırarkan, dizerken, kuruduktan sonra demet demet ayırırken ve kalitesine göre sınıflandırırken dokunur kadınlar. Erkekler de bir yandan başka işler peşine koştururken, yalnız bırakmamaya çalışır kadınları. Ama yük hep kadının sırtındadır Karadeniz'de. Kimbilir bir ömür boyunca kaç milyon tütün yaprağına değer kadınların elleri. Eve birkaç kuruş daha girsin, çarşıya gidilince eksikleri almaya para olsun diye tütünün yanında sebze yetiştirir, inek bakar Karadenizli kadın. Hiç bitmeyen enerjisiyle elleri bir tütün yapraklarını kucaklar, bir sebze dallarını ve nihayet dantelleri, oyaları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.