Ne! 10 kilo vermek mi? Böyle olacağı belliydi. Sen ye, hiç sakınmadan su börekleri, saray sarmaları, sütlü nuriyeleri, etli dolmaları... 'Ekrana sığmıyorsun' diyen arkadaşlara 'bütün spikerler dal gibi mi olmak zorunda?' diye cevap yetiştirmeye çalış, 'Benim yapım böyle'lerin arkasına saklan! Nereye kadar? Eti, kemiği, kası, suyu, yağı ayrı ayrı tartan o tartıya çıkana kadar. Taylan Kümeli'nin elinde tuttuğu kağıtta fazladan on kilo yağ var yazısını görene kadar! Yok, kendi durumumu tespit etmek için gitmedim. Son günlerde ismini sık sık duyduğumuz Yıldırım Demirören'den, Işın Karaca'ya, Hülya Avşar'dan Ceyda Düvenci'ye pek çok ünlü ismi iğne ipliğe çeviren Taylan Kümeli'yi tanımaktı amacım. Biraz 'ünlülerle isim duyurdu' ön yargısıyla gittiğim merkezde işini çok seven, bilimsellikle hareket eden, çalışmaktan kaçınmayan, güler yüzlü genç bir Karadenizli hanım buldum. Önyargımdan utandım, 'iyi ki gelmişim' dedim. Diğer çalışanlar da, ikram edilen limonatalar, elmalı içecekler, çilekler de harikaydı. Taylan Hanım sohbetin sonunda 'sizi de bir tartalım' diyene kadar hiç problem yoktu! Bir tek o acayip tartıyı sevmedim. En azından evdeki baskülün ayarıyla arada bir oynayabiliyor insan! 'Zayıflamak eğitimle olur' Her yaz başında sayfa sayfa diyet listeleri dökülür ortaya, neredeyse saatler içinde zayıflatmayı vaad eden... Biz de son günlerde ismi en çok duyulan Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli'ye gittik. Neymiş kilo vermenin ve bu kadar meşhur olmanın püf noktaları diyerek... * Zaman zaman duyuyoruz 'bilmem kim kısa sürede şu kadar kilo verdi' diye. Bu doğru mu? Belli bir zaman sınırı var mı kilo vermede? - Hiç doğru değil bunlar. Dünya sağlık örgütü haftada 500 gramla 2 kilo arasında kilo verilmesini öngörüyor. Bu miktarın üstünde kilo verilmesi; ancak çok kilolu birinin, çok sıkı spor ve diyetine tam uymasıyla olabilir. Ortalama 1.5 kilodur haftada ideali. Bizim 'kalıcı kilo' dediğimiz şeyde yaptığımız en önemli noktalardan biri, doğru kilo verilmesini sağlamaktır. * Bugüne kadar en çok kaç kilo zayıfladı hastalarınız? - Bir hastam 140 kilo verdi 1,5 senede. Ama 250 kilodan indi. Şimdi dinlenme dönemideyiz, daha da verecek. Tabii o kadar kilo verince vücutta estetik desteğe ihtiyaç duyuluyor. * Dönem dönem isimler ortaya çıkıyor diyet ve kilo verdirmeyle ilgili. Son zamanlarda da sizin isminiz ön planda. Hep ünlülerle anılıyorsunuz; sanki şimdi Taylan Kümeli modası var gibi. Bu düşündürmüyor mu? - İyi ki sordunuz bu soruyu. Bir kitap yazdım ve yakında piyasaya çıkacak. Sanırım o yayınlandığında bu görüşler çok farklılaşacak. Ben o kitabı, 150 kitap okuyarak yazdım. Toplumumuz artık farkı anlamaya başladı. Geçenlerde bir büyüğüm 'kızım bugünlerde çok modasın, kıymetini bil, bu aynı elbise gibidir, ararsın bu günleri' dedi. Ben de 'Ben herkesin dolabındaki siyah pantolon ve beyaz gömlek gibi olacağım' dedim. Onlar, yıllar geçse de; modası geçmez ve özel zamanlarda gerçek kıymetini anlarız. Klasik olmak çok önemli ve ben bunu başaracağım. * Nasıl tedavi ediyorsunuz? - İnsanlardan check-up vari kilinik bulgu istiyoruz. İşte, güne tek şekerli bir kahveyle başlayın diyen bir rejim listesini uygularsınız. Ya hastanız şeker hastasıysa, yüksek tansiyonu varsa, ileri derecede düşük şekere sahipse! Öyle kötü şeyler yaşarsınız ki! O yüzden analiz edip hastaya açıklamalar yapıyoruz. Hasta anlıyor; 'Benim vücudumda şu kadar yağ var, onu verince gerçek kilo vermeyi yaşayacağım, vücut yapım bu' diye... * İdeal kilo nasıl hesaplanıyor? - Diyete başlamayı gerektiren, dış görünüşte kilolu görünmek değil. Kişinin vücudundaki yağ oranı. Eskiden kiloyla boy arasındaki farkla hesaplanırdı. Şimdi yaşına bakıyoruz. Kilo/boy2=18.5-25 arasında olmalı. Kilo alıp vermeyle ilgili ilk tespit buradan başlıyor. Bu aralıktaysanız sağlıklı bir kilodasınız. İkinci aşama vücuttaki yağ oranı. Vücuda çok hafif bir elektrik vererek yağınızı, kemiğinizi, suyunuzu, kasınızı birbirinden ayıran bir ölçüm yapıyoruz. Çok iyi bir kas kemik yapısına sahipsiniz, yağınız sizin sandığınızın altında; o zaman sandığınız kadar kilolu değilsiniz, vücut yapınız öyle gösteriyor demektir. * Yani her kilo veren yağ vermez, sadece su kaybı da olabilir... - Kilo verirken diyetisyene müracaat ettiğinizde, kas, su ve yağ kaybını çok iyi anlatması gerekir. O gün size tuzsuz bir diyet verildi diyelim, su kaybedersiniz. Manuel bir tartıda hafiflemiş olursunuz. Vücut kompozisyonu denen olgunun her tartıda size aktarılması gerekir. İşte '30 kilo yağa sahipsiniz, ideal olanı 10 kilo. 20 kilo yağdan kaybediyorsunuz, bu arada suyunuz sabit kalmış, kaslarda hiçbir erozyon yok' gibi. Bunu gösterdiğinizde insanlar size güveniyor. Güvenince de sonuç geliyor. Geri alanlar da var * Bir de kilo veren insanların pek çoğu bir süre sonra belki de fazlasıyla geri alıyor. Sizin hastalarınızda bu alışkanlık yerleşiyor mu? - Tabii ki geri alanlar var. Hiç yok dersek ütopik bir şey olur. Ama yüzdeye vurursak çok düşük, yüzde beş! Çünkü bizimle yolculuğa başlayanlar, bunun bir eğitim olduğunu algılıyor, bu süreçte öğrendiklerini hayatlarına uyguluyor. * Örneklerle konuşursak, son günlerde verdiği kilolarla konuşulan Yıldırım Demirören ne kadar sürede kaç kilo verdi? - 6 ayda 33 kilo. Yıldırım Bey çok biliniyor da. Çocukluğumuzun hiç yaşlanmayan delikanlısı Tekin Akmansoy, hepimizin bildiği Nuri Kantar mesela. O yaşta 10 kilo yağ verdi ve onu koruyor. Bir ameliyat geçirdi, hastanede şimdi, ona da geçmiş olsun diyelim. Yıldırım Bey daha genç, ama ileri yaşlarda metobolizma yavaşlıyor. Verilen kiloyu korumak bunun geçici bir süreç olmadığını hastaya öğretmekle başlıyor. Aynı alfabeyi öğrenip, okumak gibi. * Daha çok sağlık nedeniyle mi, estetik kaygılarla mı geliyor insanlar? - İkisi de var. Hem kadın hem erkekler için. Biz doğu ve batı kültürünün karıştığı, sentezin tüm noktalarda hem güzelliklerin hem çirkinliklerin yaşandığı bir toplumuz. Bazı durumlarda estetik ön plana çıkıyor. Yıl sonu toplantıları, düğünler öncesi, yaz başları gibi. Ben 'yapmayın bunu' diyorum. Ve onları daha sonraya bırakıyorum. Sağlık benim için çok çok daha önemli. Şekerden mustarip biri varken mezuniyet kıyafetine girmek için üç kilo vermek isteyen biri gelince 'yok' diyorum. Avrupa'da daha çok sağlık için gidiyor insanlar. Fransa'da estetik. Amerika'da sağlık gitmiş hâlâ kilo vereyim diye uğraşıyor! * Kilo vermek bir saplantı haline geldi neredeyse. Özellikle iki hanım yan yana gelince rejimlerden, kilodan konuşuyor. Bunu körükleyen büyük de bir sektör var. Yiyeceklerden, salonlara... - Toplum buna şartlandırıyor. Reklamlar, alışveriş yaptığınız yerlerdeki bedenler, her platformda değerlendirilmeler o doğrultuda. İster istemez kilonuza dikkat etmek zorunda hissediyorsunuz. Kişi 40-42 bedendir ama, sağlıklı beslenen, uykusunu iyi uyuyan, spor yapan mutlu biri olabilir. Bunun illa 36-38 beden olmasının manası yok. Ben hep çevreme bunu empoze etmeye çalışıyorum, önemli olan bu ayrıcalığı fark etmek. Bu, hem toplumsal hem aile olarak fazla saplantı haline getirilirse, çok ciddi psikolojik problemler oluşur. * Sizin çocuklarınızın kilosu nasıl? - Biri 22, diğeri 18 yaşında iki kızım var. Büyüğü 1.74 boyunda 52 kilo. Küçüğe babaanne baktı bir ara, o 1.68 boyunda 61 kilo. Rejime başlamadan önce terzi kendi söküğünü dikemez mantığıyla benimle beraber çalışan arkadaşlarımdan birinden rica ettim. O tahliller istedi ve tiroid problemi çıktı. Ona bağlı kalsiyum eksikliği. Tedaviyle beraber 4-5 kilo verdi. Ayağını kırdı şimdi, şişmanlamaktan korkuyor. Ama eşim. Su topu oyuncusuydu, sadece 7 kilo yağı var, ama bakınca kilolu görünüyor. 'Herkes kilo verebilir' Yüzde 99 herkesin kilo verebileceğinin altını çizen Taylan Kümeli, yüzde 1 de olsa; metabolizması müsait olmayan ve kemik, kas yapısı izin vermeyen insanların zayıflayamayacağını söylüyor. * Size gelenler belli beklentilerle mi geliyorlar? - Ne iş yaparsanız yapın, yaptığınız meslekle çok paralel hareket etmeniz lazım. İnandırıcılık, güven gerekir. Buraya gelenler sizin gülümsemenizden, yaklaşımınızdan doğal mı, yapay mı hemen anlıyorlar. Verdiğiniz listelerden, ne kadar özenli olduğunuzu anlıyor. Bizim mesleğimizin içinde eğitmenlik, psikologluk, arkadaşlık, en önemlisi o ilkeleri bilimsel olarak uygulamak var. Bu iş parmak kaldırmakla, yasaklarla olmaz. Kendiniz o insanlara örnek olmalısınız. Kararlılık ve samimiyet sonuç getiriyor. * Çalışan anneler, hazır gıdalar ve fast food beslenme alışkanlığının yerleşmesiyle birlikte çocuklarda da bir obezite probleminden söz edilmeye başlandı. Çocuk hastalarınız var mı? - Çok. Biz beslenmeyle ilgili dört bölüm oluşturduk burada. Çünkü beslenme uzmanlığı eğitiminde sadece zayıflama değil, çocuk ve genç beslenmesiyle ilgili de eğitim aldık. Çocuk ve genç beslenmesi, kadınlara yönelik menopoz, gebe beslenmesi, hastalıklarda beslenme diye. Çocuk ve adolesan beslenmesi en yoğun bölüm maalesef. Önümüzdeki eğitim döneminde kampanyalar başlatacağız okullarda. Bu iş eğitim ve mücadele işi. Çünkü çok büyük bir tehlike. İspanya, İngiltere, Amerika bitmiş. Kongredeki konuların yüzde 80'ini adolesan ve çocuk beslenmesi alıyor. * Destekleyici yöntemleri öneriyor musunuz? - Eğer hastayı psikolojik olarak rahatlatıyorsa öneriyorum. Ama LPG olsun, mezoterapi olsun, herhangi bir kimyasal ilaç olsun ehil insanlar tarafından yapılmalı. Bu yöntemler uzun araştırmalar sonrası sunuluyor. * Görüyorum kahve içiyorsunuz. Ve tadlandırıcıyla. Kahve ve çay da hep tartışılır diyette, bir de tadlandırıcıların zararlı olduğu... - Bir insanın en büyük zevki çay, kahve içmekse; bu insan kilo verirken zaten kısıtlamalar oluyor, bir de bunları yasaklarsanız moral olarak çöküyor. "Açık çay için, kafeinsiz kahve için, tadlandırıcıyı belli oranda kullanın" deyince baştan dinliyor sizi. Tadlandırıcıların zararlı olduğu konusunda kesin bir şey yok. * Kişiden kişiye değişen diyet listeleri veriyorsunuz, ama şu yaz günlerinde okurlarımıza birkaç başlık sunamaz mıyız? - Kişinin vücuduyla ilgili değişiklikleri, özellikle hanımların çok iyi takip etmesi lazım. Sadece Nisan-Temmuz arası değil. Bir farkındalık olmalı vücudumuzla ilgili. Yorgun muyuz, üşüyor muyuz, halsiz miyiyiz, neşeli miyiz? Bunlar önemli göstergeler. Yılda bir kez en azından açlık, kan şekeri, kolestorolümüzü kontrol ettirmeliyiz. Saatlere bağımlı değil, ama asla sabah, öğle ve akşam öğünleri atlamamalıyız. Mutlaka oturup yavaş yavaş, bakarak yemeliyiz. Atıştırarak değil. Bütün besin gruplarını hayatımıza sokmalıyız. Sadece yoğurt, sadece peynir ya da etle beslenmemeliyiz. Gelişmeleri takip edin Suyu en güzel içecek kabul edip yerine gazlı içecekler, meyve suları ya da içki koymamalıyız. Meyveyi çok masum görmemeliyiz. Besleyici ama kalorili çünkü! Sebzeyi hayatımızdan hiç çıkarmamalıyız. Mutlaka sevdiğimiz bir sebze olmalı ya da salatayı her sofrada bulundurmalıyız. Mümkün olduğu kadar yağlı yiyeceklerden, kızartmalardan uzak durmalıyız. Kuru yemişlere "kötü" bakmamalıyız. Fındık, ceviz, badem gibi kolestorelü düşürücü olanları var içlerinde. Ve bol bol okumalıyız. Ne neye iyi gelir, gelişmelerden haberdar olmalıyız.