Yazma eserler yasası üzerine yazdığım yazıdan önce sahaflığı yazacaktım. Ama ne yazık ki Edirne'yi sel bastı. Yazımın sırası bozuldu. Sele öncelik verdim. Bu hafta gecikmeyi telafi ediyorum. Her ne kadar sahaf yazdımsa da; sözlükteki şekli olarak aslı "sahhaf"tır. Yani eski kitab alıp satan kimse. Bunların iş yerine de sahhaf dükkanı denir. Şu anda Türkiyede iki türlü sahhaf var. Birisi ikinci el kitap alıp satanlar. Bunlar üniversite dahil okul kitapları ile roman türü okunmuş kitapları satarlar. Bu dükkanlar sahipleri için ekmek kapısıdır. Dükkancı kendi kazandığı gibi, alıcısının da masrafını düşüren iyi bir meşgale. İkinci tür ise esas sahhaf denecek, yıllar öncesinin kitaplarını alıp satanlar. Bunlara ikinci el satıcısı gözü ile bakılamaz. Bunlar kitabı gözünden anlar, kıymetini ve korumasını iyi bilir. Kitaba milli kültür mirası olarak bakar. Bu sahafların sayısı Türkiye'de iki elin parmakları kadar var mı bilemem. Elinde böyle kıymetli kitabı olanlar, satmak için sahhaf diye, ikinci el satanların kapısını çalıyor. O kitapçı ise bir kere Osmanlıca, Arabi Farisi okumasını bilmiyor. Konulara vukufu yok. Ben Beyoğlu'nda alacağı bir kitabı, elle tartarak ağırlığına göre fiyat biçeni gördüm. Hatta el yazması Arabi ve Osmanlıca kitapları okuyamadığı için, okumasını bilen birine okutup, o bilgiyi kurşun kalemle kitabın arka kapak içine şifre gibi yazanları gördüm... Birçok dükkanda raf düzeni yoktur. Sistematik bir kodlama veya raflama da yok. Çoğu sahafta kitaplar yerlere serilidir. Ayak basılan yerden kitap alıp okuyacaksın. Çamaşır değil ki yıkansın. Kitapları dezenfekte etmeyi bilen yok gibi. Hem kendileri hem de alıcıları için, sağlık riski çok yüksek. Yani bu konu çok su kaldırır. Milli eğitim ve kültür bakanlılarımız el ele vererek sahaflık kanunu teklifini düzenleyip, meclise sevkine yol açmalıdır. Nasıl eczane açmak için eczacı diploması mecburiyeti varsa; sahaf dükkanı açacak olan da, Kütüphanecilik mezunu ve ayrıca sağlık kursu sertifikalı olmalıdır. Sahhafiye kitapları Türkiye'nin, yerine yenisi konulamaz kültür hazineleridir...