Ahıska Türkleri haklarını istiyor

A -
A +

1944 senesi 14 Kasımı Ahıska ve civarında yaşayan Türkler için, sürgün ve ölüm günlerinin başlangıcıdır. Sovyetler Birliğinin o günkü lideri Stalin'in, Ahıska Türklerine uyguladığı bu baskı ve zulüm, Türk basın hayatında pek işlenmemiştir. Neden bilinmez? Kısaca özetliyorum: İkinci Dünya Harbi başında Almanlarla ittifak ederek; Baltıklar'a kadar birçok Avrupa devletini, köpek balığı iştihası ile yutan Rusya, İngiliz başvekili Churchill'in hileleri ile Almanlarla arayı bozdu. Düşman oldular. Ve Rusya Almanya ile savaşmaya başladı. Alman kuvvetleri Moskova'ya 20 km mesafeye kadar geldiler. Motosikletlerinin benzinleri dondu ve Alman kuvvetleri bozguna uğradı. Bu arada Türkiye'nin bu harbe katılması için İngiltere ve Rusya Türkiye'ye şiddetli bir siyasi baskı uyguluyordu. ABD ise Türkiye'nin bu harbe katılmaması için elinden geleni yaptı ve bunu da başardı. Stalin bunun acısını Ahıska ve civarında yaşayan Türklerden çıkarmaya kararlı idi. Ahıska, Ahilkelek civarındaki Türklerin yaşadığı yerleşim yerlerinde demir yolu hatları yoktu veya uzaktı. Öncelikle ve 1943'te harbin içinde olunduğu halde, Ahıska'nın bazı köylerine kadar demir yolunu uzatma çalışmaları başlattı. Türk köylerinde 16'dan yukarı yaştaki gençler silah altına alınmış ve Almanlara karşı savaşıyorlardı. Bunlardan 16 bin kadarı savaştaki yararlıklarından dolayı madalya ile ödüllendirildi. Yani Rusya'ya yararları dokunmuştu. Cepheye gitmeyen 16 yaş ve küçüğü ile yaşlılar kadın erkek, yeni yapılacak demir yollarında zorunlu çalıştırıldı. Rusya'nın bu işte çok acelesi vardı. Türk Köylüler de, artık civar yerlere, trenle yapacakları yolculukların tadını hayal ediyorlardı. O da ne? 13 kasım 1944 gecesi Rus subayları Türk köylerindeki muhtarlarla, halkı köy meydanında toplayarak, direktifler vermeye başladılar. Bu köyler Türk sınırına yakınlık bahanesi ile boşaltılıyordu. Daha doğuya iç kısımlara göçmeleri köylülerin menfaatine diyorlardı. Köylüler 4 saat içinde yanlarında götürebilecekleri eşyalarını hazırlayıp, istasyondaki hayvan vagonlarına bineceklerdi. 14 Kasım 1944 sabahı Türklerin ölümcül çilesi başladı... Bir kanlı göç katarı yollara koyuldu. Mevsim bölgede kış. Yerlerde bir metreye yakın kar var. Demir hayvan vagonlarında ısıtıcı hiçbir şey yok. Bebekler demir vagonlarda uyuduğunda saçları soğuktan vagona yapışıyor. Tuvalet yok. Bulabildikleri kaplarla 50 kişi bir vagonda tıkış tıkış ve utanç içinde ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyorlar. Pislik ve kokudan geçilmiyor. Su yok ekmek yok. Böyle vahşice yolculuk 16 gün hatta daha fazla sürdü. 300 bin kişilik kafile yollarda 50 bin şehid verdi. Gittikleri Türk illerinde, Türkler birleşmesin diye Rus idarecileri; halka çok tehlikeli insan yiyen yamyamların gelmekte olduğunu ve çoluk çocuklarını bu vahşilerden korumalarını sıkı sıkı tembihlediler. Göçmen gittikleri bu topraklarda kimse bir lokma ekmek vermiyordu. Bu cinayetlerden 61 sene sonra; bu kardeşlerimizin şimdiki torunları halen yurtlarına kavuşamıyor. Eski vatanlarını Ruslar Ermenilere peşkeş çekmişti. Türkiye'ye çeşitli yollarla göçen kardeşlerimiz, vatandaşlık problemlerinin, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, devlet ileri gelenlerimiz tarafından kısa zamanda hallini bekliyorlar.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.