Elbette ki bütün gençlerimizi sarhoşlukla suçlamıyorum. Ama büyük bir grup gencimiz alkolizmin pençesinde kıvranmaktadır. Bu taze fidanları elbirliği ile felaketin girdabından kurtarmamız milli görevimizdir. Ben de bu görevimin gereği olarak bu yazımı kaleme aldım. Alkolizm kelimesi bugün bağımlıların durumunu ifade için kullanılmaktadır. Aslında zararlı şeylerin, azı da çoğu da aynıdır. Bugün tıp fakültelerimizde alkol, uyuşturucu olarak okutulmaktadır ki doğrudur. Tekelin özelleştirme münakaşalarının yapıldığı bu günlerde, bence alkol kullanımına iyi bir disiplin getirilmelidir. Ülkemizde demokrasi var! yaygaraları ile geçiştirilmeyecek kadar, alkolizm ufuklarımızı karartmaktadır. Bütün insanlığın korkulu rüyası, hatta kâbusu olan Alkol tüketimi ülkemizde, son sene verilerine göre, yıllık 1 milyar litreyi geçmiştir. Yani kişi başına yıllık 16 litre. Bu hesaba sıfır yaş grubu bebeler de dahildir. Yetişkinlere göre hesaplarsak kişi başına yıllık otuz litre. O da ayda üç litre yani günde 100 cc. Türkiye'de işlenen trafik başka suçların % 66'sının sebebi alkoldür. Trafik suçlarının ise % 61'den fazlası alkol bağlantılıdır. Aile içi kavga ve öldürmelerin % 95'inin sebebi alkoldür. Anne ve babasının canına kastedenlerin %99'u alkoliktir. Alkol başta insan beyni olmak üzere, birçok organda yetenek kaybına sebep oluyor. Alkolik bir insanın beyni on senede % 17 küçülüyor. Yani beyni eritiyor. Hamile hanımlar alkol aldıklarında, doğan yavruları 19 cins hastalığa yakalanma riski ile karşı karşıyadır. Alkol alanlarda vakitsiz ölüm, diğer hastalıklardan ölümden 24 defa fazladır. Halen ülkemizde, ortalama her yirmi dört saatte; trafik kazalarında 24 kişi, yani saatte bir vatandaşımız ölmekte, beş vatandaşımız da özürlüler ordusuna katılmaktadır. Aynı kazalarda günde 160 milyarlık maddi hasar ve zarar meydana geliyor. Bunun % 65'inin suçlusu alkoldür. Muhanet IMF'nin kapısında, borç alma nöbetinde bekleyeceğimize, alkol kullanımını kontrol altına alarak günde 160 milyar kazanmak daha akıllı bir iş değil mi? Biranın içinde, kanser sebebi olduğu anlaşılan NİTROZ-Aminler bol miktarda vardır. Buraya kadar yazdığım bilgiler, kıymetli çalışmaları ile önümüzü aydınlatan Yeşilay Cemiyetimizin broşüründen alınmadır. Yani sağlam bilgiler ve belgelerdir. Görüntülü medyada, tıpkı spor programları gibi neredeyse ayrı bir alkolik sürücü rezaletleri veriliyor: Polis sarhoş sürücüyü durduruyor. "Arkadaş şu makineye bir üfle" "üflemem". "Niye üflemezsin" sorusuna cevap: "Demokrasi var memlekette. Canım üflemek istemiyor" Polis bu sefer "araçtan inin" diye rica ediyor. "İnmem, demokrasi var" Olayı kameralar çekiyor. Bizler de ekran başında farkında olmadan devletin düştüğü durumu düşünmeksizin gafletle gülüyoruz. Aslında oturup ağlamalıyız. Hemen bir yasal düzenleme yapılmalı. Üflemeyene bir yıl. Araçtan inmeyene bir yıl. Hadi bakalım şimdi işi sarhoşluğa vurup inmesin de görelim. Polis otorite yapmaya mecburuz. Görevli polise direnmek suçtur. Peki sarhoşların bu hali polise direnme niye sayılmaz. Ekonomik krizi soluduğumuz şu günlerde, krizi aşmanın yolu alkol kullanımıyla mücadeleden geçer. Mücadeleyi hiçbir karşılık beklemeden yapan Yeşilay'ın yanında yer almalıyız. Bugün birçok televizyon kanalında gösterilen filmlerde mutlaka bir içki sahnesi yer alıyor. Neden? Acaba alkolsüz insan hayatı olmaz mı denmek isteniyor. Bunlar "pasif reklam"dır. Bira dahil içki satan bayilerin iş yeri tabelaları bira resim ve adını taşıyor. Hani alkol tüketimi reklamı yasaktı. Takip edilmezse para için kanunu böyle delerler işte. RTÜK, ahlaki konulardaki hassasiyetini, böyle sahneler gösterilen kanallara acımasız kullanmalıdır. Bizler yazılarımızla bunu desteğe hazırız. Eğer can ciğerimiz evladımızın bir gün sarhoş olarak boğazımıza sarılmasını istemiyorsak; bu günden her fırsatı değerlendirerek, gençliğimizi bu bataktan kurtarmayı destekleyelim. Yoksa bir gün çok geç kalmış olacağız...