Görevim icabı zaman zaman Anadolu şehirlerimizi dolaşmakta ve Türk tarihi eserlerinin çekimlerini yapmaktayım. Bazen gördüklerimden göğsüm kabarıyor, bazen de yeise düşüyorum. Elbette ki her şeyi her zaman başarmak mümkün olmayabiliyor. Onlara sözüm yok. Bazan da çok küçük ve ihmal edilmemesi gerekli şeyler var ki, buna her Türk vatandaşı eğilmeli sahiplenmeli diyorum. Mesela bir yerdeki tarihî köprüyü çekerken, o şehirden birileri yanıma gelip; abi bunu çek de televizyonda ilgililer görüp yaptırsınlar, diyorlar. Neden aksayan yanlarımızı, televizyonlar yolu ile şikayeti seviyoruz? Anlaşılmaz. Yani her şeyi devletten bekliyoruz. Bunda suçu hep vatandaşta aramak da insafsızlık olur. Adını vermeyeyim, İstanbul'un en merkezî yerlerinden birindeki tarihî bir caminin şerefesinin korkuluk mermer blokları yerinden oynamış, her an 70 metreden yere çakılabilecek duruma gelmiş. Cemaatten birileri baş tutup yaptırmak isteyince, önlerine anıtlarla ilgili bir kurul dikiliyor; yapamazsınız! Peki bu taşlardan biri düşse ve birkaç kişinin ölümüne sebep olsa, bu ihmal cinayetinin sorumlusu kim olacak? Böyle binlerce benzer eseri tek tek gösterebilirim. Eğer vatandaş yanlış ve hatalı yapar denirse, doğrusunu hızla kim yapacak? Tehlikeyi kim önleyecek? Mevzuat ve bürokrasi engellerini hangi kahraman temizleyecek? Söz tarihten açılmışken taze bir konuyu yazacağım. Osmanlı'nın çok önemli kültür merkezlerinden Amasya'da; hem Selçuklu, hem Beylikler dönemi, hem de Osmanlı'ya ait yüzlerce tarihî eser var. Bunlardan bir tanesi de, meşhur Taşhan... Aslı iki katlı olan bu han, üst katı harap olarak tek kata inmiş. O tek kattaki dükkanların içine girmeye cesaret ister... Her an çökebilecek durumda. Yapılışında vakıf eser olan taşhan, sonradan özel mülkiyete geçmiş... Sahibi bunu restore edecek güçte değil. Olsa da el sürdürmezler. Vakıflar Genel Müdürlüğü, bütün ülke çapındaki binlerce benzerinden, hangi esere yetişsin!.. İş adamlarının sponsor olarak yaptırmak istemeleri halinde, "mevzuat" isimli bir koca "kaya" önlerine dikiliyor! Kendi ayaklarımıza mevzuat prangasını vurmaktan artık kurtulma zamanı gelmiştir. En basit turistik tesisler için, "yap-işlet-devret" sistemini başarı ile uygulayan Türkiye, vakıf eserlerin kurtarılması için de "YAP-İŞLET ve BAK" sistemini getirmelidir. Bugün tarihî kıymeti çok yüksek olan binlerce eser, geceleri basit, paslı bir asma kilide emanet edilmemelidir. Yani gerekirse mülkiyeti vakıflarda olarak ve yapılış ana gayesine sadık kalınarak bir nevi özelleştirilmelidir...