ABD'de çeşitli kuruluşlar, "Milyonlarca bal arısı kolonisinin kaybolduğunu, önümüzdeki birkaç sene içerisinde de hemen hepsinin kaybolacağını; arıların insanları terk etmesinin ardından, insanlığın arısız ancak 4 sene daha yaşayabileceğini" dehşet haberleri başlığı ile bildirmekteler... Evet gerçekten de son senelerde, arılar biz insanları terk etmeye başladı. Kainatta kaybolup gidiyorlar. Neden bu kaçış? Arılar herhangi bir karşılık beklemeden, elde sopa başlarında durmak gerekmeden, hilesiz hurdasız çalışan, kazancının da en çok yüzde biri ile yaşamasını bilen canlılardır. Biz insanlar ise, onların yaptığı bal miktarını daha artırabilmek yani kendi kazancımızı çoğaltmak için, arıların düzenlerini bozduk. Şöyle ki: 1- Öncelikle arıların iş ahlakını altüst ettik. Çiçeklerden nektar yani balözü toplayıp, onu bal üretecekleri yerde, çeşitli bahanelerle kovanlarının önüne çuvallarla şeker ve kazanlarla şurup koyduk. Kolay ve hileli bal yaptırmaya başladık. 2- Senede bir çiçek mevsimi çalışan arıların toplam çalışma iş günü sayısını 100-120 günden 365 güne çıkarttık. Kışın Ege ve Akdeniz bölgesinde, baharda İç ve Güneydoğu Anadolu'da, yazın Doğu Anadolu'da, sonbaharda tekrar deniz sahili olan bölgelerde, kovanları kamyon sırtında taşıdık da taşıdık. Birçok kanatlı hayvan, hızlı yapılan yolculuklarda rahatsızlanır. Şahinler at arabası ile yolculukta bile ölümcül hastalıklara yakalanır. Balıklar su içinde bile olsa, yolculuk sonu telefata uğrar. Arılar da her türlü yolculukta manyetik dengelerini kaybederler. Yön bulma özellikleri dumura uğrar. Ev kedisi gibi kapı önüne çıkmakta zorlanırlar. 3- Ballarını kendi ürettikleri bal mumu çörek ve peteklere doldurmak yerine, hazır parafinden mamul, petrol kökenli çerçevelere buyur ettik. Onları petrolle zehirledik. 4- Zirai mücadele adı altında, tabiattaki her türlü canlıyı öldürmekten çekinmedik. Doğal dengeyi altüst edip, faydalı canlıların kökünü kuruttuk. Arılar da ilaç kalıntılı çiçeklerden topladıkları nektarlarla zehirlendi. 5- Dünyadaki elektro-manyetik yayın adedi ve dalga gücü, eskiye nazaran trilyonlarca defa arttı... Bu 5 maddeyi 15 maddeye çıkartmak işten bile değildir. Bu şartlar altında arılar da herhalde "Batsın böyle dünya" diyerek, insanları ve dünyayı terk ettiler. Yani artık arı kolonileri çaresizlikten intiharı seçiyor. Her türlü meyve ve sebze üretiminde arıların, çiçeklerde tozlaşmayı sağladığını herkes bilir. Arı varsa meyve sebze var, arı yoksa bırakınız meyve ve sebzeyi; bir dal kır çiçeği bile yok demektir. Arılardan özür dileme zamanı geldi, geçiyor. Buyurun cenazeye...