"Arkataşı" ve canlı kalkanlar

A -
A +

Geçen haftaki Irak hududundaki canlı kalkanlık girişimleri bana neler neler düşündürdü. Düşmana karşı kahramaca savaşan Mehmetçiğin önüne çıkan canlı kalkanlar!! İçim acıdı. Bu canlı kalkanlığın istikameti yani ön yüzü Türkiye sınırında ve Türkiye'ye dönüktü... İşte bundan içim acıdı. Türkiye cumhuriyeti topraklarının sınır çizgisi ve orada Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve Devletten maaş almakta olan bazıları, arkalarında Irak toprakları canlı kalkan olduklarını söylüyor ve Silahlı Kuvvetler Harekâtına tavır koyuyor. Şimdi soruyorum, burada bir yanlışlık yok mu? Şehit cenazelerimiz operasyon bölgesinden getirilirken, memleketlerinde definlerinde bu eylemciler nerelerdeydi? Neden Irak sınırına gidip de; yeter artık bu zulüm, diye sınırdan gelebilecek teröriste, düşmana karşı canlı kalkan olamadılar. Aslında kalkan, Türk milleti ile binlerce yıldır iyi bir dost, arkadaş ve can yoldaşıdır. Vatanını koruyanları korurlar. Onlara bir fiske bile zarar gelmesine razı değildir. Kalkan savaşta ve düşmana karşı kuşanılır. Çeşitli maddelerden imal edilir. Demirden tunçtan olur. Bazen de hayvan derisinden yapılır. Vatanını korumaya baş koyan gazileri, düşmanın ok, kılıç ve mızraklarından korur 4'üncü Murat zamanında İran Şahı bir yay ile bir kalkan hediye gönderir. Kalkan iki kat deriden ve ilk katı gergedan derisi, üst katı ise fil kulağından imal edilmiştir. Çok yakından atılan bir mızrak dahi delemez ve zıplayıp gider. Murat Han geçer karşısına, mızrağı alır eline gerilir. İran elçisi ise kıs kıs gülmekte. Bu kalkanı delmenin imkansızlığını biliyordu! Tek atışta kalkan delinince, elçi utancından mosmor kesilir. Elçinin ikinci kozu sığırların bacak sinirinden yapılmış bir yay dı ki, onu kurmak babayiğitliğin karesine muhtaçtı. Yayı uzattı. Murat Han alın bunu, birisi kursun da elçiye gösterelim dedi. Babüssaade ağasının odasının temizliğini yapan Hüseyin isimli bir delikanlı, bu yayı oyuncak edindi. Kurup kurup boşaltıyordu. Bunu elçiye de gösterdiklerinde söyleyecek sözü kalmadı. Bu Hüseyin, ileride nice savaşlar kazanan Deli Hüseyin Paşadır. O akıllı deliydi. Şimdi okuyucu soracak peki "arkataşı" nedir? Orta Asya çöllerinde hayatını sürdüren ecdadımız, önden gelen düşmanı pek önemsemezdi. Ama arkadan saldıran düşman mert değildir. Onunla mücadele tedbir ister. Onun için sırtlarına belden yukarı kısma bir taş sararlardı. Bu taş ince bir levha halinde yerden çıkarılırdı. Şimdi villa bahçelerine döşenenlerden. Bu taşların küçükleri Tandırda çömlekle yemek pişerken, çömleğe kapak yapılır. Orta boy olanları evlerin avlularında yağmur suyu kanalı için kullanılır. Ege bölgesinde "kayrak taşı", Tokat taraflarında da "hekuva" denir. İşte bu taşın büyüklerini, dedelerimiz "arkataşı" olarak kullandılar. Arkataşı ile, arkadan atılacak düşman mızrak ve oklarından korunulurdu. Zamanla dedelerimiz dostlarına da "arkataşı" dediler. Yani dostlar, sevdiklerini düşmanların sinsi saldırılardan korurlar. Zamanla bu "arkataşı", değişerek "arkadaş" halini aldı. Milletçe gönlümüz ister ki eylemciler, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı canlı kalkan gibi direnmiş gözükmek yerine, "arkataşı" olabilselerdi yakışanı yapmış olurlardı.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.