Avrupa'nın önde gelen 6 ülkesi, memleketlerinde bulunan yabancıların, kendi toplumlarına uyumlarını zorunlu kılmak için yeni bir kanun çıkarma hazırlığında... Senelerdir bu konuda gizlice yapılan zorlamalar, bundan böyle kanuni ve güya demokrasilerinin gereği olarak yapılacak. Türkiyenin büyük kitleler halinde yurt dışına iş gücü ihracı, 1960'larda başladı. Başta Almanya (o zaman için Batı Almanya) olmak üzere, Fransa, Hollanda, Avusturya ve Belçika'ya gönderilen Türk gençlerini, gittikleri devletlerin ve belediyelerin coşkulu karşılama törenleri ile kurtarıcı gibi bağırlarına bastılar. İkinci Dünya Harbinden harabe halinde çıkan Avrupa'da, o dönemlerde 45 metrekarelik evlerde, ikişer aile kalıyordu. Banyo ve hela işleri apartman denirse büyük evlerde ortak kullanılan mekanlardı. Bunlar dairelerde yoktu. İnşaatlarda çalışan Avusturyalıların yevmiyeleri, sadece bir sefer tasında tek çeşit yemek idi. Viyana'daki Saint Stephan meydanında yayaların bile yürümeleri çok zordu ve keçi yollarından gidilebiliyordu. Daha neler neler. 65 senedir Avrupalıların kendi aralarındaki harplerle harap ettikleri şehirlerinde olan yolları, ev ve fabrikaları, başta Türkler olmak üzere, yabancı işçiler onardı veya yeniden inşa etti. Şu anda sadece Almanya'da 60.000 Türk, iş adamı olarak, Alman devletine vergi vermektedir. İşveren olarak, Almanya'nın iş gücü istihdamına büyük katkı yapmaktadır. İki sene öncesine kadar, adını soyadını ve oturduğu adresi Almanca, Fransızca, Flamanca yazabilenler, ilgili devletlerce kendi vatandaşı yapılıyordu. Bugün ise, kendi kültürlerini bu insanlara dayatıp, uymayanları yurt dışına atmakla tehdit ediyorlar. Türkiye cumhuriyetinin bu konudaki ana prensibi; her Türk'ün bulunduğu ülke yasa ve kuralları ile entegre olması ama Türk'ü Türk yapan değerlere de sahip kalmasıdır. Yani entegrasyona evet, ama asimilasyona hayır şeklindedir. Şimdilerde sinsice hazırlığı yapılan adına uyum dedikleri asimilasyon yasası çalışmaları antidemokratiktir. Avrupa'nın kendi bindiği dalı kesmesidir. Zaten büyük kriz yaşayan Avrupa devletlerinin Sosyal Güvenlik kurumları, seneye emeklilerine, emekli maaşı ödeyemez duruma düşecektir. Türkler ve diğer yabancılar olmasa; çalışan iş gücü Avrupa'da yok denecek kadar azdır. Çalışan azalınca, prim girişleri de çok düşük olmaktadır. Şimdilerde bazı Avrupa devletleri, işsizlik maaşlarının nasıl bir bütçe canavarı olduğunu görerek; işsizlik maaşı alanlar için; gündelik bir eurodan, aşağılayıcı işlerde çalışma mecburiyeti getiriyorlar. Yani işsizlik maaşı kendi vatandaşlarınca kötüye kullanılmaktadır. Daha dün davulla zurnayla karşılananları, uyum yasaları kılıfı ile sınır dışı edenler, edecek olanlar, yerine kimi, hangi genç nüfuslarını koyacaklar! Düşüncesizce kalkışılan bu teşebbüs, bir gözdağından ileriye gidemeyecektir.