Bütün okurlarımın, seyirci ve dinleyicilerimin mübarek kurban bayramlarını tebrik ediyorum. Bayramları, bayram gibi yaşayabilmemizi nasip etmesini, Cenab-ı haktan niyaz ediyorum. Geçen hafta birkaç küçük fakat şok haberle sarsıldım. Sevindim, hislendim, doldum. 1-Antalya-Alanya yolu üzerinde, 10 senedir gözlemecilik yaparak geçimlerini sağlamaya çalışan Cemil ve Şahizer Erdemir çifti, ömürlerinde o güne kadar, hiçbir arada göremedikleri kadar bir parayı yani, 200 bin euro ve çantayı, gözlemeci dükkanında unutan Alman Fred S. ve eşine teslim etmişler. Alman aile bu dürüstlüğü ödüllendirmek için çifte, 500 euro vermişler. Ancak Cemil Erdemir bey: "Ailemiz fakir, ama mutlu bir aile. Bana ait olmayan ve çalışarak kazanmadığım bir paradan, çocuklarıma bir lokma bile ekmek almak istemem" demiştir. İşte Osmanlı devletini 623 sene ayakta tutan dürüstlük. Böyle insanların fiyatı yoktur. Kimse fiyat biçemez, etiket koyamaz. Böyle insanlar nefsini yenen, madalyalık kahramanlardır. Gönül isterdi ki Başbakanımız, aileden sorumlu bakanımız, hatta maliye bakanımız ziyaretlerine gitsin, tebrik etsin. Zira adalet mülkün temelidir. 2- Aynı gün gazetenin aynı sayfasının altında ise, Katrinada cinayet diye bir haber vardı. 2005 Ağustos ayında ABD'nin New Orleans şehrinde, civarı silip süpüren Katrina kasırgasında binlerce insan öldü. Yüz binlercesi de aç susuz evsiz barksız kaldı. Çoğu da zenci ve çok fakir idiler. Her yer yağmalandı. Bu arada birçok insanın da, sanki kasırgada ölmüş süsü verilerek ortadan kaldırılıp su göletlerine atıldığını da o zamanlar okumuştuk. Meğer daha başka şeyler de olmuş: Kasırga sırasında New Orleans Memorial Hastanesinde yatmakta olan bazı hastaların, onları iyileştirmekle görevli bazı doktorlar tarafından, sizi ağrılarınızdan kurtaracağız diyerek, kuvvetli dozda uyuşturucu verilerek öldürüldükleri ortaya çıkmış. Anna Pou adındaki doktor hakkındaki iddialara karşı; o günlerde çok ağır şartlar altında çalıştığını ve onların zaten öleceğini itiraf etmiştir. Bu şekilde 45 kişi öldürülmüş! İşte bunlar da insan. İlave edecek bir şey yok. Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar? 3- 8 Ekim 2005'te Ramazan-ı şerif başında Pakistan'da çok şiddetli bir zelzele oldu. Dünyadan yardım yağmadı, hatta damlamadı. Türkiye elinden geleni yaptı. İşte Türkiyemizden adı sanı var ama bilinmeyen bir ilkokul öğrencisinin Pakistan'a gönderdiği yardım parası mektubu: "Ben fakir bir evin oğluyum. Babam yok. Annem hasta. İki milyon ekmek paramız vardı. Bunun size bir milyonunu gönderiyorum. Çünkü ben bugün çöpten ekmek buldum. Akşam iftarı onunla yapacağız... Bu bir milyonla depremdeki çocuklara ekmek alın. Bu para helaldir. Pul parası da vereceğim için paramın hepsini gönderemedim. Özür dilerim." Hrantlar, Pamuklar ve Aşkınlar için sütun sütun yazanlar, saatlerce görüntü yayınlayanlar neredesiniz? Dilinizi mi yuttunuz. Bu mektubu irdeleyecek gücüm yok. Ne mutlu bu çocukları nesilleri yetiştirenlere...