Bu gün Ramazan-ı şerif Bayramı'nın üçüncü gününü idrak ediyoruz. Nedendir bilmem. Bayramlar için yazma alışkanlığım pek yoktur. Bayram tebrikini birkaç satıra sığdırmaya çalışırım. Bu sefer yazmak geldi içimden. Öncelikle bütün okur, seyirci ve dinleyicilerimin mübarek bayramlarını kutlarım. Daha nicelerine, sağlıklı huzurlu bir hayat sürerek kavuşmalarını niyaz ederim. Bayramlar sosyal hayatımızda önemli yeri olan etkinliklerimizdendir. İnsanların önce bayram namazlarında, sonra kabir ziyaretlerinde, omuz omuza oldukları, daha sonra da ev ziyaretleri ile sohbet ve halleşmenin, helalleşmenin güzelliklerini yaşadıkları bayramlar; bana ayrı bir lezzet verir. Normal zamanda göremediğimiz nice dostları, bayramlar vesilesiyle görebiliyoruz. Tabii ki esas bayram, ana-baba, komşu ve amir-memur haklarına saygı göstererek, yaratana kulluğumuzu tam olarak yaptığımız günlerdir. Son senelerde bazı kimselerin bayramları, hazır bir tatil fırsatı görmelerine üzülüyoruz. Komşu hakları konusunda gittikçe birbirimizden uzaklaşıyoruz. Bir apartmandan çıkan cenazeyi perde ardından seyrediyoruz. Cenazesi olan evin üst katında gürültülü müziklerle partiler düzenleyenlere şaşıyorum. İnsanların sosyolojik yapısı, dertleri paylaşmayla ferahlar ve düzene girer. Dertler paylaşıldıkça azalır. Bırakın dert paylaşmayı sokakta herhangi bir şekilde birbirimizle selamlaşmayı unutmuşuz. Para istemez, pul istemez. Yardımlaşmalarımızı sadece iftar çadırları ile ve orada bırakmayalım. İnsanın bir öğün yiyeceği olmayışını bir tasavvur edelim. O gece kafasını sokacağı bir kulübesi, hatta bir köprü altı bulamayan insanın çaresizliğini, kendi üstümüze bir ölçüp biçelim. Var mısınız, bu geceyi hiçbir yere girmeden, oturmadan sokakta geceleyelim. Bir toplumda sosyal yardımlaşmalar arttıkça milletin fertleri arasında kaynaşma gerçekleşir, artar. Böyle bir milli beraberlik dostlara güven, düşmana da korku verir. Eğer milli meselelerdeki bazı uluslararası olumsuzluklardan şikayetçi isek, milli birliği geliştirici her türlü fedakarlığı, çalışmayı yapmalıyız. O zaman Türkiye'nin Kıbrıs meselesi de düze çıkar, Fransa milletvekilleri soykırım kanunlarına parmak kaldırmak için kendilerinde mecal bulamaz, ülkeye terörist saldırılarla zarar verenler de Mehmetçiğe tetik çekemez olurlar. Hayırlı bayramlar dileği ile...