Ne kadar istedim ki bayram yazılarımı, huzurlu bir dünyada yaşarken yazayım. 10 senedir bu mümkün olmadı. Biz göremezsek de genç yazarların görmelerini ümit ediyorum. Şöyle bir dünyamıza bakalım. Huzurlu bir ülke gösterebilecek biri çıkabilir mi? Heyhat. Bugünün dünyası, yüz, iki yüz sene öncekinden çok daha zengin, teknolojik imkanları dağlar gibi fazla, ama huzuru yok. Birçok ülkede, aile bitmiş gibi. Aile iki kişinin bir araya gelip, aynı çatı altında ticari ortaklık olarak yaşaması kadar, basit hale getirilmek isteniyor. Sahnede top şarkıları seslendiren sanatçılar aşkına, hayatlarını hiçe sayanlar, evladı veya ebeveyni için tırnağını oynatmıyor. Demek ki tercih meselesi. Değerler değişiyor. Böyle insanlardan kurulu, adına millet dedikleri bazı topluluklar, vahşi hayvanlardan beter acımasız ve hissizler. Etraflarına dehşet saçıyorlar. İşte Irak'ta ramazan boyu yaşanan adam öldürmelere bakalım. İstanbul'un fethinde 52 gün boyunca, Bizans'tan sadece 5000 kişi öldü. Bunun 1000 kişisi Türk askerlerinin kılıç ve okları ile, gerisi ise Bizans askerlerinin panikleyerek kendilerinin, birbirlerini öldürdükleri. Irak'ta sadece bu ramazan boyu, günlük ortalama 70 kişiden 2100 kişiden fazlası öldürüldü. ABD'nin Irak'a vaat ettiği bu demokrasi ne pahalı şeymiş ki, iki senedir yüz bin kişinin hayatına mal oldu, ama hâlâ gelemedi. Filistin lideri Yaser Arafat şüpheli bir hastalık sonucu Paris'te öldü. Hayvanlar bile, bir kavgada rakibini öldürünce, döner onun ölüsünü koklar, burnunu havaya diker ve için için siniler, yani sızlanır. Ariel Şaron ve ekibindeki bazı devlet yetkilileri, insanlığın gözünün içine baka baka iyi ki öldü. O suçluydu diye lanetleri hak eden bir tavır sergilediler. Yazık. Hep yazarım. İsrail'de akıllı bir kişi çıkıp da, "bütün dünyanın nefretini celp edecek davranışlarımıza son verelim" demeyecek mi. Muhalif ve dostları herkes, İsrail'i suçlu buluyor. Bu öfke ve zulüm, yakın bir zamanda sebep olanların başına, bumerang gibi dönebilir. Onlar Arafat'ın ölümünü dönüm noktası görüp, her türlü zulme hemen son vereceklerini açıklamalı ve geçmişe bir sünger çekmeliydiler. Mazlumun ahı, dünyanın en güçlü silahıdır. Onun öç alıcısı Yaratandır. Buna hedef olacaklar ne bedbaht insanlardır. Efendim, bu güzel günde, doğrusu ağzınızın tadını bozmak istemezdim. Ama gerçekler de ne yazık ki böyle. Bütün okuyucularımın mübarek Ramazan-ı şerif bayramlarını candan kutlar, yuvalarında mesut bahtiyar olarak hayat sürmelerini, bundan sonraki bayramlara, İslam âleminin ve dünyamızın, zulümleri, kan ve gözyaşını bitirmiş olarak kavuşmasını cenab-ı Hak'tan niyaz ederim...