Yurdumuzu müstevlilerden temizlemek için yapılan son gayret olan Büyük Taarruzun, bir yıldönümünü daha yarın törenlerle kutlamaya başlıyoruz. 26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz; hiç durmaksızın geceli gündüzlü devam etmiş, 30 Ağustostan itibaren düşmanın hezimeti başlamış ve 9 Eylul 1922'de İzmir'de denize dökülmesiyle son bulmuştur. Bu arada bozgunda kaçan düşman kuvvetleri, Batı Anadoluyu köylere, mezralara varıncaya kadar yakmış, yıkmıştır. Kötüler kötülükleriyle, vatanı uğruna can feda eden şanlı dedelerimiz de şehadet şerefleriyle ahirete göçmüşler ve bize cennet gibi bir vatan bırakmışlardır. Bu şanlı görevde inançları uğruna ter döken, can verenleri rahmetle anıyorum. Son günlerde Kafkaslarda yaşananlara bakıp, yurduna saldırılmasının acısını çok iyi bilen milletimiz, orada yaşayan herkese yardıma koşmaktadır. Bundan sonra da koşacaktır. Bizler bu bölgenin insanıyız. Tarih boyunca hep birlikte yaşamışız. Acılı günlerde beraber ağlamış, sevinçleri de birlikte kutlamışız. Kafkas insanlarını Gürcü, Çerkes,Karapapak, Zaza, Kabartay vs. şeklinde sınıflandırıp, kim Türklere sadık kaldı gibi ayrıma tabi tutmak, bu insanlara ızdırap verir. Yaralarını kanatır. Kafkasların her topluluğu Türk'ü sever. Çok değil altı sene önce, Gürcistan Türkiye ile birleşmeye çok sıcak bakıyordu. Batum Limanı üzerindeki anlaşmalardan doğan haklarımız elan devam ediyor. Her halükârda Kafkaslarda kim olursa olsun desteklenmeli ve her türlü yardım yapılmalıdır. İnanıyorum ki yapılacaktır da. ABD veya Rusya'nın arka bahçesi lafları, yıkıcı propaganda kokan yanlış ifadelerdir. Gürcistanlı olan Stalin'in 1944 senesinde Ahıska Türklerine uyguladığı zulmün, henüz yaraları sarılamadı. Ruslar, Ahıskalıların evlerine Ermeni ve Gürcüleri yerleştirdi. Bu işte suçlu Rusya'daki komünist idaredir. Bunlar idealleri uğruna, babalarını dahi feda ettiler. Şimdi ayırım değil kucaklaşma zamanıdır. Kanuni Sultan Süleyman Han, Katolik olan Fransızları kurtarmak için, donanmasını yardıma göndermişti. Onları yıllarca destekledi. Vardı bir bildiği...