Zaman zaman siyasilerin ağzından tarihle ilgili bazı sözler işitiliyor. Siyaset başka, gerçek tarih başkadır. Geçenlerde bir siyaset adamı televizyonda aynen "Allah bir daha bizlere Çaldıranları göstermesin" dedi. Bunu duyunca uzun uzun düşündüm. Sözü çeşitli şekillerde yormaya çalıştım. Belki iyi niyetle söylenmiştir diye ümitlendim. Konuşmanın devamında bir açıklama da olmadı. Çaldıran seferi 20 Nisan 1514'te, Osmanlı Ordusunun; İstanbul-Üsküdar Doğancılar Sahrasından hareketi ile başladı. 4 ay 4 günlük bir meşakkatli yolculuktan sonra, bu günkü İran'ın Maku şehrinin Çaldıran ovasında, iki ordu karşı karşıya geldi. İki Ordu da Türk. Peki kardeşleri karşı karşıya getiren sebep neydi. İşin burası çok önemli. Siyasi zat bu konuyu açıklamaya mecburdu. Birilerine şirin görünmek için tarih lekelenemez. O tarihte İran tahtında Şah İsmail var. 36 yaşında 6 devletle savaşmış ve yenmiş. Papalık bu gözü pek Türk hükümdarı eliyle, kendisi için çok tehlikeli gördüğü Osmanlıyı, yıktırmak istiyor. Daha önce Fatih döneminde Uzun Hasan'a yaptıramadığını şimdi Şah İsmail'e yaptırmak istiyor. Osmanlı tahtında ise kısa süre önce başa geçmiş 42 yaşlarında, Yavuz Sultan Selim Han var. Trabzon'daki Sancak beyliği zamanında, Şah İsmail kuvvetlerinin, sık sık Osmanlı sınırlarına saldırıları ile karşılaşmış ve onlarla kapışmış. Osmanlı ülkesi içinde, Şah İsmail'in yaygın bir istihbarat ve beşinci kol faaliyeti var. Antalya'da Şah Kulu isimli bir sempatizanı büyük bir ayaklanma başlatmış, yollarda kendilerine katılmayan köyleri yakıp yıkmış Kütahya'ya gelinceye kadar 3.000 kişiyi öldürmüşler. Çorum, Tokat ve Amasya bölgesinde, Nur Halife isimli sempatizan, o bölge camilerinde, Cuma hutbelerini Şah İsmail adına okutuyor ve İran ordusuna Osmanlı vatandaşlarından 3.000 kadar kişiyi asker yazmış. Şah İsmail Maraş bölgesindeki Dulkadir oğulları üzerine sefer tertip etmiş ve yol güzergahında olmadığı halde, Anadolunun ortasına kadar gelip, Kayseri bölgesinden geniş bir kavis çizerek, Osmanlı topraklarına tecavüz etmiştir. İste Sultan Selim, bu kaygı verici durum karşısında ordusunu toplayıp; 2300 km'lik bir sefere başlamış,124 günde Çaldıran'a ulaşmıştır. Zaferden sonra Osmanlı ve İran topraklarında, herhangi bir imha hareketine girişmemiştir. Sultan Selim hanın giderken ve dönüş yolunda, binlerce Kürdü ve Aleviyi öldürttüğü, kuyulara doldurttuğu ifadeleri tamamen asılsızdır. Osmanlı Ordusunun Rumeli beylerbeyliği asker ve komutanların büyük bir kısmı Rumeli Bektaşi ve Alevilerinden idi. Eğer böyle bir temizlik düşünse, bu askerlerini yaşatmazdı. Osmanlı ordusu devletine sadık her insanı hoş tutmuş, devletine düşman olanı ise, kardeşi dahi olsa affetmemiştir. Bazı siyasiler maalesef, küçük oy hesapları ile tarihi olayları saptırmaya çalışıyorlar. Bunu söyleyenlerin de seçimlerde ne hallere düştüğünü hep beraber gördük. Bu tutumları ile, ülkemizde mevcut birlik ve dirliği nasıl zedelediklerini fark edemiyor zavallılar...