Bugün sizlere Kasap Slobodan Miloseviç'i yazmak istedim. Ama Çanakkale deniz zaferinin yıl dönümü için yazmazsam, kendimi suçlu hissedecektim. Bu yazımda klişeleşmiş şeyler de yazmamalıydım. Birilerinin bu saldırıların hesabını vermeleri lazımdı. Yazımın başlığındaki "Müstevli" kelimesini belki genç okuyucularım bilemeyebilir. Kusur değil. Müstevli, herhangi bir canlını yurdunu yuvasını zorla elinden alana, almaya kalkışana denir. Yazıya konu Müstevliler de İtilaf Devletleri, yani İngiliz, Fransız, Rus ve yardakçıları Yunanlılardır. Yurdunu almaya evini başına yıkmaya kalktıkları da rahmetli dedelerimiz. Bugün 1900-1925 yıllarını içine alan dönemin İngiliz arşivleri, halen açılamamıştır. Kendi yasalarına göre 2000 senesinde açılması lazım idi. Altı sene geçti. İnsanın içine bir şüphe düşüyor? Acaba bu zaman dilimi içinde İngilizler, devletleri eliyle hangi büyük insanlık suçlarını işlediler diye! Bugün Türkiye'ye asılsız Ermeni soykırımı iftiraları çamurunu atanlar, heykeller diktirenler, kendileri ne gibi soyların kökünü kuruttular? Arşivlerini açsalar da okusak, anlasak. Çanakkale Harbinin ardından, devletin politikasını bir konuşma ile acı acı tenkid eden avam kamarası üyesi Genovorziye, zamanın başbakanı Lloyd George'un geniş bir konuşması var. İşte bunun kısa özeti: "Sekiz sene önce İngiltere bir ölüm kalım mücadelesinde iken, Türkiye düşmanlarımızın tarafını tutmuştur. Çanakkale ve İstanbul Boğazlarını bize kapatmıştır. 1914 Ağustosunda İngiltere ve Fransa hayat ve ölüm arasında mücadele ederken; bu iki dostuna yardım edeceği yerde, bu devletlerin en büyük düşmanı ile iş birliği yaparak en büyük fenalığı yapmıştır. Türkiye'nin bu hareketi, Cihan Harbinin birkaç yıl daha uzamasına, Rusya'nın hezimetine sebep olmuştur. Yunanistan'ın İzmir'i işgalinin kararını İngiltere vermedi! Bunu Paris'te; Fransız, İtalyan, Amerikan ve Japon delegelerden meydana gelen bir heyet kararlaştırdı. Eğer biz Osmanlı başkentini korumamış olsaydık, Yunanlılar İstanbul'u birkaç saat içinde işgal ederdi. Yunan ordusunun yüzlerce mil uzağa, yolları olmayan bir memlekete girmesi yani Anadolu içlerine kadar ilerleyebilmeyi başaracağına inanmıyordum. Ama bu cesurane bir hareket idi. Anadolu'da son birkaç ay içinde yaşanan olaylar gösterdi ki Anadolu Hristiyanlarının can ve mallarını korumak lazımdır. 2'nci Abdülhamid zamanında milyonlarca Ermeni katledilmişti. Bu Rumlar için de aynen uygulandı..." Azılı Türk düşmanı İngiliz Başvekili, hem Yunan'ı Anadolu'ya, Yunan Kralını tehdit ederek gönderdi Anadolu'yu yangın yerine çevirtti, hem yüz binlerce insanımız şehit edildi, binlerce Yunan da öldü, hem de Anadolu'daki Yunan harekâtının başarısına inanmıyor. Yani iki milleti birbirine kırdırıp kendisi parsayı topluyor.. 18 Martta Çanakkale'de tokatı yiyenler, bükemedikleri bilek karşısında, iftira ve zırvayı seçmişlerdir.