25 Mart 2009 Çarşamba gününden beri Türkiye'nin gündemi şok bir hadise ile tepetaklak oldu. Üzerinden 10 gün geçmesine rağmen etkisi aynı şiddette devam ediyor. Bu çok farklı. Türkiye'de birçok konularda sun'i gündemler ortaya atılır. Her türlü ara gazlarına rağmen bir haftada söner giderdi. Halbuki Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ve yol arkadaşlarının hayatlarını bu kazada kaybetmesi olayı böyle olmadı. Zor kapanacak bir yara gibi görünüyor. Üstten su koymayla kuyu dolmaz. Dipten kaynaması lazım. Bu kazada kuyu dipten kaynadı. Bu kuyu bir gün kaynayan abı hayatla dolup taşacaktır. Maalesef bazı basın kuruluşları kazaya, reyting kaygısı ve de Devletin beceriksizliği üzerine kurulmuş bir senaryo ve gayretle yaklaştılar. Yazık ki yazık! Kazaya vatandaşın ilgisi ise bir şamar gibi, bambaşka oldu. Heyecanla netice bekleyenlerden, cenaze törenlerine katılanlara kadar büyük küçük herkesin gözünde yaş dönüp durdu. Konuşmak isteyenlerin cümleleri yarım kaldı. Elleri dudakları titredi. Eller semaya çevrili, dudaklar kıpır kıpır. Reytingciler bunu acaba neye yordular. Bir şeylere yoracaklar ama, seyircinin nefretinden korkuyorlar. Bunda bir şey vardı. Ama ne? Bu ortak sevgi, bir dava yolcusuna, eğilmez bükülmez bir halk adamına idi. Rahmetli Yazıcıoğlu'nun bir devlet makamı yoktu. Etrafında maaşlı yardımcıları yoktu. Serveti yoktu. Ancak mutlu bir ailesi, gözleri parlayan dava arkadaşları vardı. Yani kendini insanları mutlu etmeye, dertleri ile dertlenmeye adayanların yolunda idi. Bu yol ise ne güzeldir. Eğer dünyalık bir adam olsaydı, ardında paralı ağlayıcılar tutulsa, onlar bile zorla da olsa bunun binde biri kadar ağlayamazlardı. Dava adamlığı yanlış anlaşılmasın. Bu gün dünyada iki türlü dava adamlığı var: Birincisi, dünya malı, mevkii, desinler için davaları olanlar. Onların davası beklediklerine kavuşuncaya kadar sürer. Tıpkı merkebin pancara aşkı gibi. İkincisi ise, insanların mutluluğu, devletin, milletin birlik ve huzuru için kendini ortaya koymaktır ki, bunun bitiş noktası hiç yoktur. Bu nöbetçiden nöbetçiye devredilen huzur ve saadet bayrağı gibidir. Bunun için, bu kazada insanlar karşılıksız, ivazsız, içten göz yaşı döküyorlar ve dökecekler de. Rahmetli Yazıcıoğlu ve yol arkadaşlarına tekrar tekrar rahmetler diliyorum.