Türk milletinin örf adet ve inançlarında, hediyeleşmek çok övülmüştür. İnsanlar arasında sevgi ve muhabbeti artıran faydalı bir davranıştır. Toplumsal barışın ilacıdır. Adı hediyeleşmektir. Yani bir kişi birine hediye verir. O da ona başka bir hediye verir. Hediyenin karşılığı verilmediyse, hediyeyi verenin geri isteyebilme hakkı vardır. Ancak akrabalar arasındaki hediye vermede, karşılığı verilmedi ise de geri istenemez. 2001'in sondan ikinci gününde, Tekel'in hediye haberleri, gazetelerde çarşaf çarşaf yazıldı. Olaya herkes kendi açısından bakıyordu. Olay taze ama belki bazı okuyucularım konuyu gözden kaçırmıştır. Ben toparlayarak kısaca anlatayım: Tekel Genel Müdürlüğü, TBMM üyelerine, bakanlara yani tüm parlamenterlere, Yeni yıl veya yılbaşı için birer hediye sepeti göndermiş. Bu sepette Wiski (ithal) Marka Şarap, Kanyak ve kalite sigaralardan miktarı kafi tekel ürünü varmış. Ancak tekel konu üzerindeki hassasiyetinden; bazı partililere, görüşlerine uygun olsun diye, alkollü içkilerden koymamışlar. Yani şişe gönderdiklerine de, sizin müşterimiz olduğunuzu biliyoruz demek istemişler. Bazı parlamenterler şişeleri açıp Meclis tuvaletine dökmüş, bazıları da oturduğu apartmandaki kapıcısına hediye etmiş. Yani Tekel'in Hediyesi bir de katmerlenmiş. Tekel bildiğim kadarı ile Türkiye'nin özelleştirme kapsamına almaya yanaşmadığı, kâr da edemeyen bir KİT'tir. Yani yüzde yüz devlet kuruluşudur. Malı da devlet malıdır. Kanaatimce bu yeni yıl hediyesi, sadece Parlamenterlerle de sınırlı değildir. Birçok üniversite, sendikalar, odalar sair devlet kuruluşunun üst seviye yöneticilerine de gönderilmiştir. Bu sepetlerin fiyatlarını tam bilemem ama, her biri yüz milyona yakın tutar. En az bin sepet gittiyse, -ki gitmiştir- ilgili hükûmet üyesi, bunun miktarını açıklarsa iyi olur. Bin sepet en az, yüz milyar tutar. Bu gideri muhasebe kayıtlarında hangi cins gider olarak gösterdiler. Her sene KİT'lerin hesapları, Meclisin komisyonlarında görüşülüp ibra edilir. İlgili bakan diyor ki: Bu her sene yapılıyordu. Bu sene de göndermişler. Benim haberim yok. Bakan Beyin şimdi haberi olduğuna göre, ilgililer hakkında nasıl bir işlem başlattılar? Her sene giden bu hediyeler, komisyonlarda görülen hesapların ibrasını kolaylaştırıyor mu? Bu hediyeler kanunsuzsa ve Devlet malı olduğu için geri toplamaya başlandı mı? İçilenler için kime zimmet çıkarıldı.? Bu soruların cevaplarını demokrasimizin gereği olarak merak ediyoruz. Diğer KİT'lerden, böyle hesabı ibraya muhtaç olanlardan, benzer yeni yıl hediyeleri bu sene de dağıtıldı mı? Varsa hangileridir?. Hediyeleşmek iyidir. Ancak devlet adamlarının, görevlilerinin, hangi ad altında olursa olsun hediye kabul etmesi Türkün töresinde yoktur. Böyle hediyenin adına başka bir şey denir . Geçmişte bir Türk hükümdarı, yanında birkaç görevli ile yurdunu gezmeye çıkmış. Bir yemek vaktinde, tuzun bittiğini gören kethüda, Hükümdardan civar köyden tuz getirmek için izin ister. İzin verilir. Kethüda bir okka kadar tuzu köyden alır gelir. Hükümdar sorar, "Tuza ne kadar para verdin?" Görevli: "Efendim bu bir okka tuzun bedeli çok az paradır. Böyle bir ödeme yapmadım." deyince, Sultan kulaklara küpe olacak şu emri verir: "Hemen git ve parasını ver. Biz hükümdar olarak halkın tuzunu bedava alırsak, benim memurlarım, bu halkın tavuğunu, koyununu da bedava alır. Hatta zor ve zulümle alır." Milletçe birlik, beraberlik ve dayanışmaya, yoğun bakım şartları gibi muhtaç olduğumuz bu günlerde, devletin kuruşuna itina etmeliyiz. Yoksa seçim meydanlarında tüyü bitmedik yetim hakkı nutukları verip, sonra da devletin malına gerekli ihtimamı göstermemek birbirini yalanlar. Maliye Bakanımız yeni yıl mesajında: "2002 senesinde, Devlet hiçbir gereksiz harcama yapmayacaktır. Buna müsaade etmeyeceğiz" dediler. Bakanımıza, kendi adıma, bu zor yolda, başarılar diliyorum.