Dış ilişkilerde hassasiyet gerekir

A -
A +

Irak harekatının başlamasının, Devletin en üst kademelerinde hararetle görüşüldüğü şu günlerde, Bazı ülkelerin Ankara büyükelçilerinin yaptıkları temaslardan endişelenmekteyim. Bazı elçiler, Türkiye Cumhuriyeti devletinin en üst düzeydeki birçok yetkilisi ile randevulu, randevusuz görüşebilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, demokrasi ile idare edilmektedir. Bir hükümetimiz vardır. Bu hükümet de TBMM'ye karşı ülkeyi yönetmekten sorumludur. Sivil toplum örgütleri, Ekonomi ile ilgili, odalar, borsalar kuruluşları ile sayın elçiler neler görüşüyor, neden böyle görüşmelere ihtiyaç duyuyor, anlamakta zorluk çekiyorum. Osmanlı döneminde beri ekseriyetle, yabancı elçiler, Reis-ül Küttab veya Hariciye nazırı ile görüşürdü. Halen de geçerli prosedürün böyle olduğunu biliyorum. Osmanlı devletinin de bazı buhranlı zamanlarında, elçilerin Sadrazamlarla, Başvekillerle pek sık ve hatta günde iki defa, bir araya geldikleri dönemler olmuştur. Mesela 1871'de 11 ay, 1876'da 8 ay toplam 19 ay Sadrazamlık yapmış olan Mahmud Nedim Paşanın, Rus elçisi ile görüşmeleri pek sık olurdu. Hele 1876'daki ikinci sadaretinde, sanki Sadrazamın odasını, Mahmud Nedim Paşa ile Rusya Elçisi İgnatiyef ortak kullanırlardı.. Bu yüzden muhalifleri Mahmud Nedim Paşaya, Mahmud Nedimof gibi çirkin bir ad takmışlardı.. Bunun sonucunda ne oldu derseniz, işte olanlar: Balkanlarda ne kadar Ortodoks millet varsa hepsi; Osmanlıya isyan etti. Bosna-Hersek ve Sırbistan'da yüzbinlerce Türk şehit edildi. Osmanlı devletinin iç işlerine, Avrupa devletlerinin doğrudan müdahalesi demek olan Andraşi Layihası, Osmanlı devletine dayatıldı. Aylarca süren Bulgar isyanı başladı. İsyanın başlangıcında Osmanlı hükümetinin tedbir almasını Rus Büyükelçisi İgnatiyef önledi. Mahmud Nedim Paşaya, bunların mevzi ve basit olaylar olduğunu, buralara yapılacak bir askeri müdahalenin, Balkan topluluklarını toplu ayaklanmaya sevk edeceğine inandırdı. Devlet de olayları oluruna bıraktı. Sonra ise Bulgar isyancıları kısa bir zamanda, üç bin Türk evini yaktılar, binden çok Türkü şehit ettiler. Yani demem o ki bir ülkenin idaresinde yabancı elçilerin, bu denli içli dışlı ilişkilere girmesi sakıncalıdır. Zaman zaman ihtiyaç duyulacak görüşmeler için hiç sözüm yok. Ama çat kapı ziyaretler, kara kaş-kara göz için olmasa gerek. ..... Yeni bir kitap: Gazetemiz yazarlarından Sayın Muammer Erkul kardeşimizin bir kitabı çıktı: "Sen, İstanbul Olsaydın." Bu zamanın insanı olarak, en çok hasret olduğumuz sevgiyi muhabbeti doyasıya işlemiş. İşte kitaptan bir kısa cümle: "Sizi sevmek... Şu yer yüzünde sizi sevebilenlerin en az seveni olmaya bile razı olacak kadar..." Ve kitap bu güzellikte devam ediyor. Nesil Yayınları'ndan olan bu kitabı edinmek isteyen okuyucularım için isteme adresi de Sanayi Caddesi. Bilge Sokak No: 2 Yenibosna /İst. Tel: 0212 551 32 25

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.