Divriği Ulucami ve YÖK

A -
A +

Gazetelerde ve televizyon ekranlarında bir feryat ve serzeniş var: Sivas'ın Divriği ilçesindeki Ulucami, acil tedbirler alınmazsa, kısa zamanda yıkılabilirmiş. Sivas'ın tarihsever sayın valisi, bu dünya incisini kurtarmak için çırpınıyor. Seneler önce bu kıymetli eseri gördüm, gezdim, inceledim. Bu eser Mengücek Oğulları zamanında inşa edilmiş, şu anda dünyada bir eşi, benzeri daha olmayan hazinedir. Bana göre dünyanın gelmiş geçmiş yedi harikasından birincisidir. Bu eserin kıymetini, tarihî eser kaçakçıları, hepimizden iyi biliyor. Utanmaz, tarih düşmanı eller, ahşap ana kapıyı seneler önce kaybettiler. Beş altı sene kadar evvel de, nadide minberinin inci gibi kapılarını çaldılar. O zamanın Sivas valisi ve Jandarma teşkilatının, insanüstü gayretleri ile hırsızlar bu kapıları, Ankara'da bir viraneliğe bırakmaya mecbur oldular. Bunları gazetelerden okuduk. Ama suçluları her nedense senelerdir aranamadı arandı ise bulunamadı. Sahi kimler çaldırmıştı bu kapıları? Belki de çok sürpriz isimler bu suçu işletmişlerdir. Benim bugün anlatmak istediğim bunlar değildi. Ama hatırlanmakta da fayda gördüm... 800 senelik bir eser, mimari konularda acilen bakıma muhtaç hale gelmiştir. Olabilir. Nihayet kul yapısıdır. Onarım için ödeneği de hazır imiş. Ancak onarım projesi yokmuş. İhaleye en az iki proje girmeliymiş. Ama bir tek proje varmış. Yani bu eseri kurtarmak için, Türk mimarın hazırladığı bir tek proje var. Bir ikincisi yok. Türkiyede 70'ten fazla üniversite var. Hemen hepsinin İnşaat Mühendisliği ve Mimarlık Fakülteleri var. 70 x2=140 fakülteden iki proje çıkamıyor. Bine yakın öğretim görevlisi var. YÖK'ün başkanı Sayın Erdoğan Teziç'ten beklerdik ki; bu haber üzerine yerinden fırlayıp -en az bir rektör tutuklandığında yaptığı kadar- haykırmalıydı! Divriği'ye hemen bir Ulucami'yi kurtarma gezisi ve harekâtı düzenlemeliydi. Şu ana kadar böyle bir reaksiyon duymadık. Olacağı da yok. Türkiye'de adli konularda en üst kurum Yargıtay'dır. Kamu yönetiminde ise Danıştay'dır. Bilimsel konularda ve Türkiye'nin Yüksek Öğretiminde ise en üst kurul YÖK'tür. Bu kurumlar herhangi bir uyarı ve ihbarı beklemeksizin, bağımsız olarak kendi konularına müdahale ederler. Bu Anayasal sorumluluklarıdır. Divriği Ulucami için yurt dışı proje ihalesi açılırsa, bu Türk mimarları için utanç vericidir. 4 Ocak 2006 tarihli yazımda, Sarıkamış harekâtının yıl dönümünde, "YÖK'ten niye kimse yok" diye yazmıştım. Van'a giden YÖK heyetinden bir sayın öğretim üyesi, bana meil göndermiş. Ve "ben hem Van'a hem de Sarıkamış'a gittim" diye yazmışlar. Kendilerine bu hassasiyetlerinden dolayı saygı ve teşekkürlerimi cevaben arz ettim. Ya Ulucami için bir onarım projesi daha çıkar ya da Türk mimar eğitimi konularında YÖK hakkında meclis araştırması açılır. Ancak Vakıflar Genel Müdürü Sayın Yusuf Bayezit'in bu konuyu ele alması ile mesele kolayca hallolabilir. Geçende bir üniversitede işletme mastırı yapmakta olan üniversite mezunu birisi, sorulara karşı, Sivas'ta liman olup olmadığını bilemedi. Bir üst ihtisas yapan Türk, Sivas'ın haritadaki yerini bilmiyor! Sayın yetkili ve ilgililer, bu bilimsel yetersizlikle mi Avrupa Birliğine gireceğiz?!. Almanya'nın 2'nci Dünya Harbinin yıkımını atlattığı yıllarda, senede 20 bin Alman bilim adamı, beyin felcinden ölüyordu. Dikkat buyurun viski içmekten değil; insanüstü çalışmaktan, bu insanlar ülkeleri için canlarını seve seve feda ediyorlardı...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.