Ermenilerin Türklere yaptığı vahşetler

A -
A +

Kelimenin tam manası ile, 900 yıl ekmeğini yediği Türklere, Ermeniler vahşet uyguladılar. Hem de Türk Devletinin bütün iyi niyetine rağmen. Bir kere, Osmanlı topraklarında istedikleri yerde yaşamaları mümkün idi. Her türlü sanat, ticaret ve ibadetlerinde, Türkler kadar serbest idi. Hatta askerlikten muaf oldukları için, Ekonomik yönden pek avantajlı idiler. İşte açık bir belge: Halep'teki İngiliz Başkonsolosu J. H. Skene, İstanbul'daki İngiliz Büyükelçisi Sir. H. Bulwer'e 4 Ağustos 1860'ta bir rapor gönderir. Rapor şöyle: "Maraş'taki Ermeniler, Türklerden çok daha iyi şartlarda yaşamaktadır. Kilise yapmaları ve dini ayinleri tamamen serbesttir. Ancak Maraş'taki Ermeni papazı Ermenilerin askere alınmasını şiddetle istemektedir. Ben de onların askere alınmalarını istiyorum. Zira askere alınırlar ise, Türklerden silah kullanmasını öğrenecekler ve ilerde bölgede planladığımız İSYANLARDA, kurulacak ordunun çekirdeğini teşkil edeceklerdir." İşte İngilizin suçüstü belgesi... Zeytun Ermenileri 1862'de İngilizlerin desteğinin artmasını istemek üzere, İstanbul'a bir heyet gönderirler. Yani devletin başkentine... Elçilik bunlara bir tören düzenler. Yapılan toplantıda Ermeni şairlerden Mıgırdiç Beşiktaşlıyan şöyle bir şiir okur: "Ey nazlı ana, kimi özlüyorsun. Gel buraya, korkma, yakın gel. Yarasından kan akan yavruna, Gözün yaşsız, metanetle bak. Bırak Türk anaları ağlasın, Sen Zeytun'a Peyam-ı sürur götür. Bunca çektiğimiz kulluk esaret yeter, Acıyı biraz da Türklere tattıralım..." Bakınız,Türke isyanı planlayanların soyadı, ifadeleri ve yazı biçimleri Türk özelliği taşıyor? Londra'da faaliyet gösteren Hınçak Ermeni komitasının Adana'daki komitaya, 9 Ağustos 1892'de gönderdiği talimattan kısa pasajlar: "Aşağıda yazılı hususlara tam uyulmalıdır. Uymayanların cezası ölümdür! 1- Türk valilerine, kaymakamlarına, mutasarrıflara ikiyüzlülükle yaklaşıp size tam güvenlerini sağlayın. Ermeni özgürlük çalışmalarından şüphe etmesinler. 2- İsyanın başlaması, daha önce bildirildiği gibidir. Önce telgraf telleri kesilip, memurlar engellenmeli, hükümet binaları yakılmalı, büyük memurlar derhal katl edilmelidir. Hükümet hazinesi ve para olan diğer yerler yağmalanmalı, silah ve cephanelikler elegeçirilip, Ermenilere dağıtılmalıdır. Hapishanelerin kapıları kırılıp bütün mahkumlar salıverilmeli. 3- Kıbrıs'ta bulunan İngiliz Komitesi vasıtasıyla Avrupa'ya isyan hakkında bilgiler veren telgraflar çekilmeli. Avrupa'nın desteği sağlanmalı 4- Yunan gemici kıyafeti ile Avrupa'ya gitmek çok kolaydır. Zeytun delikanlıları, bilinen gizli yerden, gece olunca vapura binmelidir. 5-Zeytunda, dağlı çetelerin kurulmasına çok önem verilecektir." Yukarıda sıraladığım üç belge Ermenileri kimin azdırdığının açık delilidir. Bu gün de bunlar soykırım iftiralarının arkasındaki aynı karanlık güçler değil mi? İki yüz senedir Türkleri bölmeye çalıştılar. Bölemediler. Ve bölemeyeceklerdir. Yeter ki biz, birbirimizi sevip saymaya devam edelim. Bayram gününde böyle bir yazı yazmaya mecbur kaldım. Daha da bu konuyu çok yazacağız. Zira düşmanın 2001 baharına ciddi hazırlıkları vardır! Bütün okuyucularımın mübarek kurban bayramlarını tebrik eder, ülkemizin huzur ve saadetinin daim olmasını Cenab-ı Haktan niyaz ederim.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.