Ertuğrul Gazi şenlikleri

A -
A +

6-8 Eylül 2002 günlerinde, Söğüt'te Ertuğrul Gazi'yi anma şenlikleri yapıldı. Birçok defalar bu şenliklerin, bazı günlerinde bulunmak kısmet oldu. Bu etkinlikleri görmeyi, her Türk vatandaşına tavsiye ederim. Zira yapılan resmi geçit, bütün Türklüğün geçididir. Beş bin yıllık Türk tarihi, gözümüzün önünde akıp gitmektedir. 80'lik ninelerimizle 10 yaşındaki torunu, yan yana geçerlerken; göz pınarlarınıza hücum eden yaşlara engel olamazsınız.. Herkes istediği gibi yürür. Ama bir sevdaya yürürler. Söğüt, Oğuzlar'dan Kayı Boyu'nun, Anadolu'yu baştan başa kateden kutlu yolculuğunun son istasyonudur. Ya da Türklerin okyanusa doğru hamlesinin başlangıç, yani çıkış noktasıdır. Zalim Yunan güzel yurdumuzu istilaya kalkıştığında, hararetle Söğüt'e yöneldi. İlk yakıp yıkmaları Söğüt ve Bilecik'te irtikap etti. Cani Yunan kumandanı, Ertuğrul Gazi'nin kabrini tekmeleyerek; "Ey Ertuğrul. Hadi kalk da kavmini benim elimden kurtar" diye avaz avaz bağırmış ve sonra da askerine türbeyi kurşunlatmıştır. Bilecik'te yaktırdığı ev sayısı binin üzerindedir. Bugün Kültür Bakanlığımızın uygulattığı projeyle, Bilecik'teki bu viraneler, sondaj kazıları yapılarak ortaya çıkarılmaktadır. Türk kültürüne yeniden kazandırılmaktadır. Söğüt şenlikleri geldi geçti. Bunu tertiplemede emeği geçenlere milletimiz adına teşekkür ederiz. Eskiden Söğüt şenliklerine, cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlarımızın bir çoğu katılırdı. Sayın Süleyman Demirel, hiçbir sene ihmal etmemiştir. Bu seneki törenlerde, devlet erkanından katılım pek az oldu. Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i de Söğüt'te görmeyi çok istedik. Geçen ay yapılan, Hacı Bektaş-ı Veli'yi anma törenlerine katılan devlet büyüklerimizin, Söğüt şenliklerine de katılması ne kadar hoş olurdu. Hacı Bektaş-ı Veli'yi anmak, elbette Türklük yönünden önemli bir etkinliktir. Ancak Osmanlı devletinin temellerini atan Ertuğrul Gazi'yi anmak da, ondan daha önemlidir. Zira Hacı Bektaş-ı Veli hazretleri, yeni kurulmakta olan Osmanlı ordusunun askerlerine, sırtlarını sıvazlayarak dualar etmiştir. Demek istiyorum ki, Ertuğrul Gazi ile Hacı Bektaş-ı Veli'yi anmayı, birbirlerinden ayırmak uygun değildir. Çoktan beri düşündüğüm bir konuyu bugün gündeme getiriyorum: Bilecik şu anda şirin ve nüfusu çok az olan illerimizden biridir. Nüfusu az ama, Türk tarihi yönünden büyük değerlere sahip, nadir bir ilimizdir. Kültür Bakanımız Sayın Suat Çağlayan'dan rica ediyoruz ki; Bilecik vilayetinin adını, vilayet olarak değiştirmeliyiz. İl merkezi yine Bilecik ismiyle kalmalı. Ancak vilayet olarak, Ertuğrul vilayeti adını verelim. Bu konudaki yasal çalışmaların hemen başlatılması ve Büyük Millet Meclisi'nin yeni çalışma dönemi ile de yasallaştırılmalıdır. Halen bir çok il merkezinin adı ile vilayet adı farklılıkları vardır. Mesela İzmit-Kocaeli, Mersin-İçel, Adapazarı-Sakarya gibi. Avrupa'da bunun binlerce örneği vardır. Seneye yapılacak anma törenlerine, Ertuğrul vilayeti olarak girmek istiyoruz. Böyle bir çalışma, bin senedir Anadolu'da yurt kuran ecdadımıza, vefa borcumuzun hiç olmazsa, bir kısmının ödenmesidir. Kültür bakanımız başı çekerse, diğer siyasi ilgililerin de ardından geleceğine inanıyorum. Hani mehter marşlarından birinde; Ertuğrul'un ocağında uyandım, Şehitlerin kanlarıyla boyandım... diye bir haykırış vardır. Türk milleti de Ertuğrul vilayetini artık görmek istiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.