Erzincan Valisinin özel açıklaması

A -
A +

TGRT Huzura Doğru pogramında yayınlanmakta olan, "Tarihin Belgeseli" isimli yapımın Söğüt ve Bilecik bölümleri için, Erzincan Valisi Sayın R. Arslan Öztürk'ün, Bilecik ve Söğüt'teki ecdat yadigârı eserlerle ilgili hatıralarını dile getirdiği özel açıklaması aşağıdadır. "Sayın İsmail Yağcı, Torununuz Mehmet ile Şeyh Edebali Türbesine yamaç bir yerde oturmuş, eski Bilecik şehrindeki, İstiklal Savaşında yakılmış camilerin başsız kalmış minarelerini ve bakımsız kalmış türbeyi konuşuyordunuz. Yaşına-başına bakmadan "Peki dede neden bunlar böyle bakımsız?" diye size sormuştu. Cevap verememiş, yutkunmuştunuz. Mehmet sorusunda ısrar etmiş, TGRT'deki programınız böylece bitmişti. Yanılmıyorsam yıl 1993 idi. Sorulan sorunun muhatabı, Bilecik'in o zamanki Mülki amiri olan bendim. Başımı önüme eğmiş, yüreğim derinden yaralanmış halde işe başlamıştım. Tek bir lira bile para yoktu ortada. Plan da yoktu, proje de. Günü gününe saysanız 8 yıl süren bir çalışmaydı bu. Kimler katılmadı ki? Öğrenci, memur, polis ve asker... Asker diyorsam, manga-bölük olarak anlaşılmasın. Taburlar, alaylar diyelim. 8 yıl boyunca milyonlarca taş, kamyonlar dolusu kum, tonlarca toprak ve binlerce torba çimento onların omuzlarında taşındı. Kanalizasyon giderlerinin başı boş vaziyette aktığı alanın dolgusu da 8 yılda tamamlanmıştı. Yetişkin çam ağaçları, ağaç dikme makineleri ile taşındı. Tarihî eski Bilecik şehrinin merkezindeki meydanın parkeleri İstanbul'dan geldi. Sayın Başbakanımız o zamanlar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı idi. İzmir'den Burhan Özfatura Bey bordürleri gönderdi. Ankara'dan Melih Gökçek bey onları tek tek dizdirdi. Ustalara malzeme taşırken bel fıtığı olup üç ay yataklara düştüğüme değil, karıncalar misali çalışan bu gayretli insanlardan uzak kaldığıma yanarım. Hâlâ da yanarım. Bir ulu tepe üzerinde yatan Dursun Fakıh'ın türbesini yapan ustamızın amelesi eşi idi. El arabası ile günlerce taş tuğla taşıdı. Alacakları para 16 veya 17 milyon lira idi. İş bittince 1 Cumhuriyet altını hediye ettiğimde gözlerimiz buğulanmıştı. Ertuğrul Gazinin ve yanında yatan ahvadının mezarlarını Bayburtlu birisi yapmıştı. "Onlar olmasa idi ben hiç olmazdım" diye diye taşları sevgi ile yontup yerleştirmişti. Mustafa Ateşoğlu "aman param bu yerlere nasip olsun" diye bizi sekiz yıl hiç yalnız bırakmamıştı. Abdurrahman Mihal Gazi'nin türbesini yaparken Harmankaya köylüleri ile birlikte kazma kürek çalışmıştık. Tahsin Yaprak hocamızın duasını duvarlara harç yapmıştık. Sır Hoca'nın mezarı, Kara Tekin'in, Kumral Abdal'ın Türbeleri ile Metris Tepe'deki Kamuran Beyin türbesi iddiasız gösterişsiz ve sessiz bir şekilde yapılıyordu. "Devlet parası çarçur edildi" demesinler diye ona hiç elimizi vurmayacaktık ve vurmadık. Sekiz yılın sonunda, torun Mehmet çocuğa karşı, önümüze düşmüş başımızı kaldırmış, Devletimize ve Cumhuriyetimize hizmet edenlerin mezarları ve yadigarları tarihî eser olarak milletimize yeniden kazandırılmıştı. Böylece bize emanet kalanlarımıza karşı hürmet borcumuzu bir nebzecik de olsa ödeyebilmiştik. Şimdi o Söğüt meydanında, Oğuz Han'dan Ulu önder Atatürk'e kadar, kurulmuş Türk devletlerinin ve kurucularının hikayesini anlatan anıt ile o devletlerin bayrakları dalgalanmaktadır. 15 gün süreyle Bilecik ve Söğüt'ü anlatan programınızı izlerken ben elde kalem bu mektubu yazıyor ve oraların derin hasreti ile yanıyorum. "Şükür olsun bu hasreti verene." Ve dört yıl Söğüt Kaymakamlığı, sekiz yıl Bilecik Valiliği makamını bize verenler sağ olsun. Refik A. ÖZTÜRK Erzincan Valisi"

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.