Türkiye gazetesi araştırmacılarından Osman Sağırlı'nın 3-6 Haziran 2008'de 4 gün devam eden, G.Amerika'ya Afrika'dan yüzlerce sene önce taşınan siyah esirlerin, torunlarının hayatını üzüntüyle okuduk. Çok değerli bir araştırma idi. Emeği geçenleri tebrik ediyorum. O yazılarda gördük ki, yapılan insan ticareti, yapanlar için yüz karasıdır... İnsan hakları ayaklar altında çiğnenmiştir. Bugün medeniyet anlayışımız ve hedefimize koyduğumuz batının, tarihteki insan ticareti yüz karasıdır. Bugün bile kapalı devam ettiğinden endişem var. Dünyada esir ticareti ilk olarak Osmanlı devleti tarafından 1273 yani 1857 tarihli bir fermanla yasaklandı. Osmanlı devletinde savaşlarda esir alınanların beşte biri, Pençik askeri olarak orduya katılırdı. Diğer esirler ise el işçiliği ihtiyacını karşılamak üzere, Osmanlı tersanesine gönderilirdi. Kanuni devrinde Türkiye'ye gelen Fransız seyyah Belon "Türkiye'de esirlere, Avrupa'daki hizmetkârlardan çok iyi bakılmakta" diyor. 1786'da İstanbul'a gelen Venezuelalı Gnl. Miranda "Türklerde zenci ırka karşı nefret yoktur. Bindiğim geminin kaptanı kölesi ile yemek yiyordu" diyor. 1836'da Türkiye'ye askerî görevle gelen Mareşal von Moltke "Türklerde köle iyi korunur. Fazla çalıştırılmaz. Hastalanırsa tedavisine önem verilir" diyor. Osmanlıda kölelik ancak savaşta esaret halinde olabilirdi. Yani Osmanlıya karşı savaşanlardan esir alınanlar, hayatı bağışlanarak bir işte çalıştırılırdı. Kurtuluş akçesini ödeyenler de hür olurdu. Avrupa ve Amerika kıtasında ise esir ticareti, Afrika'da Gana, Uganda, Senegal ve diğer devletlerin şehirlerine, esirciler silahlı baskınlar düzenler, esir olarak gelmeyi kabul etmeyenler öldürülür, kabul edenler ise zincirlenerek gemilerle satılacakları ülkelere sevk edilirdi. Yollarda ölenler denize atılır, sağ kalanlar ise satışa sunulurdu. Esirleri yeni sahipleri, kötü çalışma şartlarında ve ölünceye kadar aç susuz çalıştırırdı. 1857 tarihli Osmanlı fermanında ise, Avrupalı esir taciri gemilerinin yakalanması ve esirlerin müsadere edilmesi emrediliyor. Hatta kurtarılan esirlerin kendi ülkelerine iadesi yasaklanıyor. Zira esirciler o köylere şehirlere gidip, memleketlerine dönenleri tekrar esir ederdi. Fermanda kurtarılan esirlere, devletçe sahip çıkılıp; onlara iş ve aş sağlanması, Mısır Sudan, Yemen ve Cidde valilerine emrediliyor. Esir ticareti yasağını dikkatle uygulatan Abdülaziz Hanın, İngiltere destekli bir ihtilalle tahttan indirilip şehit edilmesinin sebebi böylece daha iyi anlaşılıyor...