ABD Başkanı'nın koordinesi ile Akabe'de yapılan görüşmelerde, güya Filistin tarafının da katılımıyla, bir yol haritası üzerinde anlaşıldı. Yeni gelişmeler gösteriyor ki bu "yol haritası" değil tam bir "yolsuzluk haritası"dır. Yani Filistin'i teslim alma operasyonudur. Filistin halkına Yaser Arafat'ı dinlemedikleri takdirde, birçok haklara kavuşacakları açıkça ifade ediliyor. Bu davayı bir ömür boyu sürdüren Yaser Arafat'ı İsrail istemiyor.. Bir cinayete uğratılması, işlerine gelmiyor. Sürgüne gönderme veya hapse atma mümkün değil gibi. Öyleyse tek çare kendi milletini liderine düşman etmek. Bunun kılıfı da "Bakın biz anlaşmaya uğraşıyoruz. Bunu sabote eden Yaser Arafat'tır. Ona inanmayın. Peşinden gitmeyin" ifadeleridir. Şimdi öğreniyoruz ki; İsrail hükumeti Batı Şeria'da bir güvenlik duvarı inşasına kalkışıyor Böyle, duvarlı güvenlik sağlamak işi, Çinlilerle başladı. Milletlerinin dünya ile irtibatını ÇİN SEDDİ ile kestiler. Şimdi bu duvar Çin milletinin bir yüz karasıdır. İkinci Dünya Harbi'nin akabinde, Batı ile anlaşan Rusya, Almanya'yı zoraki olarak ikiye bölerek, Doğu ve Batı Almanyalar doğdu. Komünizm rejiminin zulme varan ağır baskılarından kaçmaya çalışan Doğu Alman halkı, elektrik akımı verilmiş dikenli tellerde öldüler. Elektrikli dikenli tellerin çare olmadığını gören Rus ilgililer, Doğu-Batı Berlin arasında "UTANÇ DUVARI"nı inşa ettiler. Kırk seneden fazla, Alman milletini duvar ardına hapsettiler. Rusya'nın parçalanması ile ilk yıkılan bu duvar oldu. Halk bu duvarın tuğlalarını büyük paralar ödeyerek satın aldı. Bu duvara sevgisinden değil duyulan aşırı nefretten idi. Yani bu duvar da yıkıldı. İnsanların hürriyetine çekilen her duvar yıkılmaya mahkumdur. Duvarlar yıkılır ama nefretler ve kötülükleri senelerce hafızalarda kalır. Batı Şeria'ya duvar çekmeye karar alanlar, bir zamanlar Avrupa'daki birçok şehirde, gettolarda yaşayanların torunlarıdır. Filistinlilerin topraklarını aldıkları yetmedi, kendilerinin getto öçlerini almak için, hürriyetlerini de duvar ardına hapsetmeye kalkışıyorlar. İsrail başbakanı bir senede, ABD'ye sekiz defa resmi ziyarette bulunmuş. Yani İsrail ile ABD can ciğer kuzu sarmasını oynuyorlar. İsrail'in bu gayri demokratik uygulamalarına ABD de ortaktır. ABD'deki Musevi lobisi, Türk dış işleri bakanının, Filistin idarecileri ile görüşmesini istemiyor ve bunu Türk lobi faaliyetlerini engellemekle tehdit ediyor. Bölgenin en büyük ve kalite askeri gücünün sahibi Türkiye'yi, bir lobi önlemeye çalışıyor. Irak'ta Türk askerine muhtaç duruma düşen ABD zor durumdadır. Çöl bedevisi diye aşağıladıkları Bağdat bölgesindeki aşiret liderlerine, Amerikalılar yalvarıyor. Kuzey Irak'ta Türkiye'ye güvenmeyenleri, çok geçmeden, Talabani ve Barzani arkadan vuracaklardır. Clinton'ın eski baş danışmanı verdiği beyanatta, Irak'ta Türkiyesiz barış mümkün değil diyor. Şimdi Amerikalılara sormak hakkımız değil mi: Arkadaş Irak'a saldırırken bana mı danıştın ve onayımı aldın mı ki, şimdi barışı sağlamak için Türk askeri istiyorsun?!. Bakalım gün doğmadan daha neler doğacak.