Fransa kendi iç meselelerini çözmüş gibi, Ermeni soy kırımı yalanı için, Ermeniler lehine şahitlik etmeye kalkışıyor. Son birkaç senedir Fransa'nın bir çok şehrinde, kendi Milli kahramanlarının heykellerinden daha çok Ermeni soy kırımı heykelleri diktirdiler ve halen devam ediyorlar. Cumhurbaşkanları heykel kurdelesi kesmekten yazık ki iş yapamaz olmuştur. AB içindeki en büyük çatlağın Fransa cephesinde belirdiğini artık herkes anlamıştır. Fransa ekonomisi çökmektedir. Silahlı kuvvetleri büyük disiplin zaafı içindedir. Fransa'da daha bu yaz, öğrenci kıyımları yaşandı. İç işleri bakanları Müslüman öğrencilere pislik adını layık gördü. Fransız askerlerinin; Fas, Tunus ve bilhassa Cezayir'deki son dönemde işlediği toplu cinayetlerin adını koyma zamanı geldi de geçiyor. ABD başkan Roosevelt De Gaule'ü, bilhassa Cezayir katliamından dolayı hiç sevmez, ona sinsi General derdi. De Gaule'ü Fransa'nın başına, İngiliz başvekili Churchill getirmiştir. Gayesi İngiltere'ye köle bir Fransa istiyordu. Oldu da. Şimdi de Almanya'nın dümen suyunda görünen Fransa, Ermenilerden korktuğu için bu aşikar yalana arka çıkıyor. Fransa'da yaşayan Ermenilerin büyük dedeleri, kanunsuz yollardan kaçarak, Amerika'ya giderken, İzmir'den sonra ilk durakları Marsilya limanı idi. Bu limanda aylarca ahırdan beter hanlarda konaklamaya mecbur tutulan Ermeni sığınmacıları, Fransızlar soyup soğana çevirdiler. Fransızların Madagaskar ve güneyindeki La Reunion adasındaki yerlileri, nasıl toptan katlettikleri unutulmadı. Fransız İhtilali de bir demokrasi hareketi gibi kamufle edilmiş, dindar soykırımı idi. General Napoleon Bonaparte 1799 Mısır seferi ve devamındaki Akka kalesi muhasarasında, ihtiyar kurt Cezzar Ahmet paşaya kaleyi teslimi için rüşvet teklif etti. Cezzar "hadi oradan toy delikanlı" deyip de huruç harekatında Fransa'yı ve komutanını perişan edince; Süslü İmparator bölgeden çabuk kaçabilmek için, kendi askerlerinden yaralı ve hasta, güçsüz 5000 kişiyi afyonlu iğnelerle öldürttü. Çünkü bu askerler yavaş hareket ettiği için, İmparatorun kaçış hızını düşürüyordu. Şimdi bu suçtan Bonaparte milletlerarası hukuk kurumlarında yargılanmalıdır. Efendim o birinci cumhuriyetti derlerse, Ermeni iftirası Osmanlı devleti zamanı değil mi? Bütün bu benzeri lekelerle iyice kirlenmiş bir Fransa'nın parlamentoya Türkiye aleyhinde kanun sevk etmesi anlaşılır gibi değil. Bu kanun çıktığı takdirde, Türkiye aleni olarak Fransa ile ilişkilerini kesmelidir. Efendim AB üyeliğimiz tehlikeye girer diyenlere sözüm o ki; böyle düşman ortaklarla bir arada olmamız zaten mümkün görünmüyor.