Benim ilkokul çağlarımdan, Anadolu'dan bir manzara... Her insanın her gün ihtiyacı olan; gaz, tuz, bezin üretimi ve satışı devletin elindeydi. Devlet üretir, devlet satar. İhtiyaçlarını insanlar kendi belirleyemezdi. Her vatandaşın bunlara olan ihtiyacını en iyi devlet bilirdi. O yıllarda devletin ne denli yorulduğunu, yıprandığını bir düşünün O kadar yıpranırdı ki; "memleketin istikbali için neler yapabileceği planlarına" bile eğilemezdi. Tütün, içki, kibrit, şeker, çay ve daha neler neler devletin kontrolündeydi. Gün geldi ekmek, buğday, arpa, nohut, mercimek yani danelilerin dağıtımı da devletteydi. Ekmek, parasıyla; ama karneyleydi. Nice zorluklara göğüs geren devletin, ilçelere ortaokul bile açamaya imkân ve mecali yoktu. Hele bir de laikliği anayasasına koymuş devletin hayvan ve mahsul zekatı sayılan "Aşar" vergisiyle uğraşması tam bir işkenceydi. Her il, ilçe, köyün Aşarı ihaleyle "Aşarcı" denilen bir müteahhide verilirdi. Aşarcı, devlete ödediğinin birkaç mislini köylüden söke söke alırdı... Mahsulün tarlada yeşilken ölçümleri yapılırdı. Harman yerinde sap yığınları ile tespit devam eder, harman savrulduktan sonra buğday "çeç" hâlindeki iken son tespit de olurdu. Gençlerimiz çeç ne demek bilmeyebilirler. Harmanda döğenle buğdaylar döğülürdü. Sonra rüzgârlı bir gün beklenip harman savrulur, saman ve buğday ayrı yığınlar yapılırdı. Bu buğday yığınına çeç denir. Çeç üzerine yaba iziyle Aşarcı veya katibi işaretler koyardı. Harman yerleri rüzgârlı olur. Serçeler, güvercinler vs. kuşlar buğdayı görünce dayanamaz. Çeç üstüne kuşlar konunca, buğday yığını bir tarafa akar ve önceden yapılan işaret bozulurdu. Aşarcı sabah bakar ki izler bozulmuş, köylüye "Ulen sen bu gece buradan buğday çalmışsın!" der, ve adamlarına "Yıkın şu adamı" emrini verirdi. Yerde kıvanan köylüye basardı odunu. Bitmedi! Dayaktan sonra adamı önüne katar evine baskın yapılırdı. Hakimden arama emri mi? Aşarcı o gün için hem jandarma, hem savcı hem hakim ve de infaz memuru idi. Bu işin temyizi de yok. Temyizi, temiz bir meydan dayağıydı. Aşarcı bunlardan da netice alamadı ve köylü hâlâ hayatta ise, götürür jandarmaya teslim ederdi. Önceki zulümler mi? Canım onlar bir "ara müziği"ydi! Bugünkü özel sektör nerelerden geçti geldi. Köylümüz şimdilerde milletin efendisi oldu...