Mübarek ramazan ayı içerisinde, Anadolu'nun birçok yerinde, üst üste şehit cenazelerini uğurladık. Bu vatan için canını feda eden bütün şehitlere rahmetler, onların yakınlara sabrı cemil diliyorum. Son 15 vatan evladının şehadet olayından sonra, Türk devleti yetkilileri açık kapalı birçok kararlar aldılar. Bunların bir kısmı öyle veya böyle kamuoyunca da duyulmuş oldu. Benim haddini bilmek tavsiyemden maksadım da burada başlıyor, düğümleniyor. Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlet yapısındadır. Her görevlinin Yetki ve sorumlulukları var. Bazı yazar, çizer ve program yapımcıları ve habercileri, normal görev hudutlarının dışına çıkıverdiler. Öyle ki onların dediği yolda kararlar almayacak kamu sorumlularını sanki suçluyorlardı. Basın elbette demokratik topluluklarda bir güçtür. Ama nereye kadar? Bu haddi ve hududu çok iyi belirlemeliyiz. Memlekette olabilecek iç ve dışla ilgili her gelişmenin tek sorumlusu, icra kuvveti yani hükümettir. Her işte hükümetin işine karışmak veya kalkışmak haddi aşmaktır. Türk silahlı kuvvetleri, ülkenin iç ve dış güvenliğinde en uç noktadadır. Sayın komutanlarımızın kuvvet kaydırmalarından tutun, neler yapmak istediklerine, yaparlarsa ne neticeler doğuracağına dair basın yorumları; çizmeyi aşmaktadır. Silahlı kuvvet ilgililerinin erinden genelkurmay başkanına kadar, geceli gündüzlü, düşmana karşı verdikleri bu şanlı mücadeleyi kimse yorumlamaya kalkmamalı. Böyle bir durum çizmeyi aşmaktır. Siz sorumsuz yorumcular, iş tarif edeceksiniz, yasal yetkili ve sorumluları terazide tartacaksınız. Hangi yetki ile? Edep herkese nasip olmaz. Sorumsuzların yorumları, öyle noktalara varıyor ki; sanki düşmana çalışıyorlar, tüyö veriyorlar gibi. Vatan savunması çocuk oyuncağı değildir. Evcilik de oynanmıyor. Bir erinin tırnağı taşa değen komutanın ıstırabını, üzüntüsünü yaşamayan anlayamaz. Türkiye sınır ötesi harekât yapmalı mı, yapmamalı mı? Bunu devlet kademeleri görüşür tartışır. Efendim ben de gazeteciyim. Benim de fikrim var derseniz, senin fikrinle hareket edince sorumluluk alacak mısın? Hayır beyefendi alamaz. Bunların hâli ancak yan gelip yatan ve harman yığını yapmayı tarif edenlere benzer. Eline yabayı alıp harman yapmaz, yapamaz. Onu tembel bazı köylüler yapar. O köylüyü de kimse sevmez, dinlemez... Hani derler ya; bekâra hanım boşamak kolaydır. Efendim demokrasi var. Ben istediğimi söylerim yazarım. Öyleyse ağlayan anaların da sorularını da siz cevaplayın. Beyefendi orada yok! Lütfen yasal yetkili ve sorumlu devlet adamlarımızı rahat bırakalım.