Milletin fertlerinin bir araya gelerek; bizi bizim adımıza idare etsin dedikleri teşkilata, devlet denir. Yani kısaca devletin tarifi bu. Birkaç kişi bir araya gelip; ticari bir şirket kursalar, ortaklar ticari veya özel masraflarının tümünü bu şirkete fatura etseler, bu şirket kısa zamanda iflas bayrağını çeker. Son günlerde trafik kazaları, kapkaç ve soygun olayları, hatta kişilerin kavgalarında, hesap devlete kesiliyor. Haberlere bir bakalım. Mesela: -Karakola 50 m mesafedeki bilgisayar mağazası soyuldu. Yani polis 50 metre dibindeki olayı göremiyor, suçlaması. -Hastaneye 100 metre mesafede, yarım saat ambulans beklendi. Bu ne rezalet bindirmesi. -İtfaiyeye, 500 m uzaklıktaki yangına, yarım saatte müdahale edilemedi yüklenmesi. -Bu kadar trafik polisine rağmen, TEM yolunda trafik yarım saat kilitlendi, kabahati... Benzerlerini saysam bu sütunlar yetmez. Evet devlet her şeyimiz ama, biz de ona zorluk çıkartmayan, işlerini kolaylaştıran vatandaşlar olursak. Polis karakolu veya bugünkü adıyla merkezleri işlem ve operasyon yerleridir. Yakınındaki mağaza, banka vs. iş yerlerine giren çıkanların kimlik kontrolünü yapacak değildir. Öyle bir davranışta zaten hemen; ticaretim engelleniyor feryadını basarız, basıyoruz. Hastaneye değil 100 m hastanenin içinde her gün insanlar çeşitli sebeplerden ölüyor. Sen 400 promil alkolle araba kullan, zincirleme kazaya sebep ol. Arabandan yollara yedek içki şişeleri saçılsın, sonra da bu ambulans nerde diye ağzın dolu suçlamada bulun. Sen içki içerek kanunları çiğnerken gelip devlete haber verdin mi? TEM yolunda 4 normal bir de emniyet şeridi var. Normal bir trafikte emniyet şeridini uyanıklık uğruna kullan. Git bir araca vur. Trafik dursun. Binlerce araç ve sürücüsü sıcakta veya tipide yollarda perişan olsun. Ölüm tehlikeleri atlatsın. Sen de feryadı bas: "Nerde bu polis?" Emniyet şeridini ihlal ederken o suçladığın polise sordun mu?!. Bunlar birer misal. Vatandaş kendine düşen görevleri yapmakta ihmal gösterirse, her dükkanın önüne bir bekçi, kara yolunun her metresine birer trafik polisi, her sokak başına bir itfaiyeci dikmeye imkân var mı? Dikilse de çözüm değildir. Devletten bunları beklerken, gelen ambulansa, itfaiyeye ve trafikçilere yapılan masraflar için bir ödeme yapıyor muyuz?Yok... Eee bu değirmenin suyu nereden gelecek Hizmet bekle hem de parasız. Vergilerimizi zamanında ve tam olarak ödeyebiliyor muyuz? Nerde... Osmanlıdan bir misal vermek istiyorum. Herhangi bir yerde yangın çıktığında İstanbul'da ise sadrazam, taşrada ise oranın en büyük mülki amiri söndürme çalışmalarına bizzat katılırdı. Ancak yangın söndükten sonra, yangına sebebiyet verene, söndürme masrafları ödettirilirdi. Sözün sonu: Devletten feryat figan görevini yapmasını isterken; bunun bir maliyeti olduğunu da bilelim...